Amerika'da Verilen İlk Fa Öğretisi

(Li Hongzhi, 05 Ekim 1996 ~ San Francisco)


Buraya oturacağım ki, herkes beni görebilsin. (Alkış)

Birçok insan buraya uzak yerlerden aceleyle geldi; ve bu sabah buraya erkenden arabalarıyla geldiler. Şu anda burada xiulian uygulayan birçok kişinin olduğunu biliyorum ve onlara bir bakmak için Amerika'ya gelmeyi düşünüyordum. Çeşitli sebeplerden dolayı gelme fırsatı bulamamıştım. Bu sefer sizinle buluşabildim ve bu da önceden belirlenmiş ilişkiden dolayıdır. Bu uygulamayı öğrenmek, aynı zamanda, önceden belirlenmiş ilişkiye dayanmaktadır. (Alkış) Amerika'da daha fazla insanla buluşabilmek için Houston'da bir konuşma yapmayı düşünüyordum; yolumun üzerinde burada durdum ve önce sizlerle buluşuyorum. (Alkış)

Bu uygulama ile ilgili ve bu Fa ile ilgili bilginiz farklılıklar gösterebilir; tıpkı onunla ilgili anlayışınızın farklılıklar gösterebileceği gibi. Fakat durum ne olursa olsun, aktarmakta olduğum şey Buda Okulunun uygulama yöntemi olduğu için, Buda Okulundan bazı kelimeler kullanacağım: onu elde edebilmek, önceden belirlenmiş ilişkiden dolayıdır. Şu anda onun ne kadar değerli olduğunu bilmiyorsunuz. Onun değerini anladığınızda, kendinizi en şanslı kişi olarak hissedeceksiniz. Öğretmekte olduğum ve herkesin uygulamasına rehberlik edebilecek olan bu prensipler, yüzlerce veya binlerce yıldır kimse tarafından halk arasında konuşulmadı -hatta aslında daha da uzun bir zaman boyunca konuşulmadı. Tarih boyunca kimse bu konular hakkında asla konuşmadı. Biz "xiulian" hakkında konuştuğumuzda, özel bir yer olan Çin'in tarihinden gelen sayısız uygulayıcıyı düşüneceksinizdir. Aslında o uygulayıcılar hala varlar ve dünyanın dört bir yanına dağılmış olan çok sayıda uygulayıcı da var. Çok az kişinin gittiği yerlerde, her zaman için xiulian uygulayan insanlar olmuştur ve onlar çok yaşlılardır. Dünyevi hayattan kaçındıkları ve sıradan insanlar ile temas kurmadıkları için, sıradan insanlar onları bilmezler.

Günümüz bilim ve teknolojisi geliştikçe ve insanlar bu sözüm ona gerçekliklere daha fazla odaklandıkça, insanlığın gerçek tarihi ve gerçek olgular aşama aşama bir kenara atılmaktadır. Günümüzde insanlar bu konulardan bahsettiklerinde, daima sanki masal anlatıyorlarmış gibi görünürler -fakat aslında masal anlatmıyorlar. Gerçek dinlerin ve birçok antik efsanenin binlerce yıl boyunca kendilerini koruyarak yaşamayı başarabilmiş olmalarının sebebi nedir? Bunun sebepleri olmalıdır. Sıradan insan toplumunda da açıklanamayan birçok ama birçok olgu bulunmaktadır -ve biz onlarla karşılaşıyor, onları duyuyor veya onları hissediyoruz- ve onlar günümüz düşünce şekliyle veya bilimsel teorileri ile açıklanamazlar. Bunun sebebi, bilimin yeterince gelişmemesi ve ayrıca gelişiminde o kadar da yüksek bir düzeye ulaşamayacak olmasıdır. Aslında sizlere bütün bunların var olduğunu söyleyeceğim. Sadece, günümüz insanları çok gelişmemiş olan bu bilime haddinden fazla güveniyorlar; ve bu yüzden de gerçeği görmek için, bilim vasıtası ile bu boyutu kırıp geçemiyorlar.

İnsanlar her ne kadar onların gelişmiş olduğunu düşünüyor olsa da, [evrenin gerçekliği ile karşılaştırıldığında] günümüz bilim ve teknolojisinin aslında oldukça kusurlu olduğu görülür. İnsanlar bilgisayarların oldukça gelişmiş olduğunu düşünüyor, fakat onlar ne kadar gelişmiş olurlarsa olsunlar, aslında insan beyni ile kıyaslanamazlar; insan beyni, insanlık için her zaman bir gizem olarak kalacaktır. Gelecekte birçok insan, Fa'yı çalışarak ve de kendilerini geliştirerek gong'un açılması durumuna, aydınlanmaya veya Tamamlanmaya ulaşacak; ve o aşamada, hayat, evren ve madde hakkındaki kavrayışları hem çok küçük parçacık düzlemine hem de devasa büyüklükteki düzlemlere nüfuz edecek.

Bildiğiniz gibi, konu maddeye gelince, olan şey, mikroskobik parçacıkların daha büyük parçacıklar katmanını oluşturması ve bunun ardından da daha büyük parçacıklar katmanının daha da büyük parçacıkları meydana getirmesidir -ta ki en sonunda yüzey maddesi biçimlenene kadar. Bu, nötronların quarkları, sonra atom çekirdeklerini ve ardından da atomları oluşturması gibidir. Bir insanın en dış yüzeyini oluşturan madde tabakası, [yüzeyde bulunan moleküler parçacıklar], çeşitli ve daha mikroskobik tipteki maddelerden oluşmuştur. Günümüz bilim adamları sadece mikroskobik parçacıkların yapılarını biliyor -bir mikroskop yoluyla görebildikleri o azıcık şeyi. Onlar, moleküllerin, atomların ve benzeri şeylerin varoluşlarını en fazla nötronlara kadar bilebiliyorlar, aslında daha da aşağıda, [bir cihazın yardımı ile bile], olaylar onların ayırt edemeyeceği bir durumdadır. Eğer geniş bir alanı tespit edebilecek yeterli güce sahip bir mikroskop var olsaydı ve gözlemlenebilen şey sadece bir parçacık veya birkaç moleküler parçacık değil de, mikroskobik parçacıklardan meydana gelen bir düzlem olsaydı, bu durum, insanların diğer boyutları gördüğü anlamına gelirdi. İnsanlar yıllar boyunca, dikkatlerini bir veya daha fazla mikroskobik parçacığın noktalarını gözlemlemeye odaklayarak, bu düşünce kalıbından dışarı çıkamadılar. Hâkim kavramlardan kopamadılar, mikroskobik parçacıklar düzleminin tamamının nasıl göründüğünü anlamak için, onları birbirine bağladılar. Bunlar bizim diğer boyutlar dediğimiz şeylerdir. İşte bu kadar basittir. Şu anda bu şeyler aşılamıyor, günümüz teknolojisi bu seviyeye erişemiyor.

Bu konular hakkında modern insanın düşünce biçimini ve dilini kullanarak konuşmuş oldum ve bunlar insanların bilmek istedikleri ama bilmelerine izin verilmeyen şeylerdi. Hiç kimse insanlara evrendeki asıl gerçeği açıklamadı ve geçmişte insanların bunları bilmesine de izin verilmedi. Bundaki sebep, [cennetin yasalarına göre] insanoğlunun sıradan insan toplumuna çok yüksek seviyelerdeki cennetlerden aşamalı biçimde düşmüş olmasıdır. Başka bir deyişle, onlar dünyaya düşmüşlerdir. Xiulian uygulayanlar toplumunda, Darwin'in evrim teorisi kabul edilmez, çünkü insan maymundan evrimleşmemiştir. Hakikaten, daha yüksek varlıkların gördükleri, temel anlamda, gerçekten de farklıdır. Şu anda modern bilimin doğru olarak anladığı şeyler, insanoğlunun çürütmeye cesaret edemediği birçok yanlış izlenimi gereksiz yere yaratmıştır. Bu kusurlu teorilerin bir sonucu olarak, insanlar bilimsel bilgi kazanmış ve pratik anlamda fayda sağlamış gibi görünüyorlar, ama gerçekte ise bunların hepsi insanlık için, yaşam ve evren için yıkıcıdır. Ve onlar, canlıların yükselmelerine olanak tanıyacak olan unsurları hiçbir zaman için sağlamayacaklardır. Buna rağmen, sözüm ona sahip oldukları bilgililik ve bilgi birikimini [otorite olarak kalmak için] koruyan insanlar hala var -bu şeylerin yıkılmasına mani oluyor ve diğer insanları, daha yüksek seviyeli bakış açıları elde etmekten alıkoyuyorlar. O yüzden insanlar bazı konularda hatalı olduklarını biliyorlar, fakat hala o mantıksız davranışları -duygular ile- koruyorlar. Evrendeki gerçeğe gelince, insanlar kendilerini ondan ayırarak mühürlediler. Xiulian uygulaması bir insanın gerçekten gelişmesini sağlayabilir. Uygulayıcılar yaşamın ve de evrenin gerçekliklerini görebilir ve onlarla temas kurabilirler.

Günümüz insanları modern bilim tarafından çok sıkı bir şekilde mühürlenmiş olduğu için, bu gerçeklerin tamamı onlar için "batıl inanç"tır. Ama batıl inanç olan şeylere gelince dahi, bir bilim adamı veya kendi düşüncesine sahip bir kişi, bu gibi şeylerin niçin batıl inanç olduğunu ve insanların niçin batıl inançlı olmak istediklerini bulmak için bunları araştırmak zorundadır. Bununla birlikte, günümüzde neredeyse hiç kimse bu gibi konulara dokunmaya cesaret edemiyor. Amerika'daki ortamda bu durum çok daha iyi olabilir, çünkü birçok insanın düşünüşü o kadar da bastırılmamış. Fakat aynı şekilde, modern bilim tarafından yaratılmış prangalar, insanın kendi zihnini mühürlemesine sebep olmuştur. Bu yüzden yaşam, evren ve madde hakkındaki gerçeğin ne olduğunu bilmek gerçekten de çok zordur.

Bir kişi xiulian uygulaması yoluyla, [özellikle Buda Fa ile] evrendeki gerçeği görebilir. Fakat insanlar şu anda sadece modern bilime inanıyor, bütün bu şeylerin ilahiyata veya dine ait olduğunu ve onun bilim olmadığını düşünüyorlar. Fakat aslında insanoğlunun evreni anlamasının tek yolu budur. Bildiğiniz gibi, Einstein hayatının son yıllarında dindar olmuştur. Bilim dallarında oldukça başarılı olduğu düşünülen birçok insan, eninde sonunda dine dönmüştür. Onlar dinlerde öğretilen prensiplerin daha yüksek seviyeli gerçeklikler olduğunu keşfettiler. İnsanlığın anlayışı sınırlıdır ve konular o bilginin sınırlarını aştığında, bilim güçsüz bir hale gelir. Öte yandan Buda Fa, evrendeki bütün olguları açıklayabilir. O insanlar, Tanrıların öğrettiği şeylerin daha yüksek bir bilim olduğunu keşfettiler ve bu yüzden de dine dönüş yaptılar.

Tabii ki, ben bu Fa'yı yaymak için qigong formunu kullandım, ama aslında onun içerdiği şey muazzamdır. Onlar tarihte daha önce hiç kimsenin konuşmadığı şeylerdir, fakat ben bütün bunları gözler önüne serdim. Eğer siz Zhuan Falun'u ciddi bir şekilde okuyabilirseniz, onun inanılmayacak kadar değerli olduğunu anlarsınız. Onun içinde gözler önüne serilmiş olan çok ama çok sayıda sırlar bulunmaktadır ve hatta hızlı, yüzeysel bir okuma bile kişiye çok büyük faydalar sağlayacaktır. Kişi "bir insan olmayı" genel anlamlarıyla öğrenecektir. Fakat xiulian uygulamak istemeyen insanlar, ne Zhuan Falun'un içsel anlamını ne de onun yüksek seviyeli gerçekliklerini görecektir. Fakat onun içerdiği şey tek kelimeyle devasadır ve kişinin Tamamlanmaya doğru xiulian uygulamasını sağlayabilir. Ve o kişinin Tamamlanmaya ulaşmasından daha da fazlasıdır -o bir canlının çok daha yüksek seviyelere ulaşmasını sağlayabilir.

İnsanların bildiğinin aksine, xiulian sadece zinde kalmaktan farklıdır. Eğer ben size sadece zinde kalmanız için bir uygulama aktarmak isteseydim, bu kadar muazzam bir Fa'yı öğretmezdim. Bunu yaptım ve bunu yapmanın sebepleri tam olarak, hepinizin bu Fa'yı elde etmenizi sağlamak, bu evrenin gerçeklerini aktarmak, xiulian uygulayarak ve kendinizi geliştirerek yüksek seviyelere ulaşmanızı ve yükselebilmenizi istiyor olmamdı. Eğer, xiulian uygulama süreci boyunca size anlatmış olduğum şeyi yapabilirseniz, o zaman bu kitap bu amaca ulaşmanızda size rehberlik edecektir. Fakat xiulian uygulamak istemeyen kişiler, bütün bunları göremeyecekler. Peki, neden göremeyecekler? Genellikle bir kişi kitabı ilk defa okuduğunda, onun nasıl iyi bir insan olunacağının prensiplerini öğrettiğini anlar. Kitabı ikinci kez okuduğunda ise aynı şey olmaz; o noktada bu kişi onun bir xiulian kitabı olduğunu görür. Onu üçüncü defa okuduğunda, [onu gerçekten arka arkaya üç kez okuyabilirseniz] bunun ardından, o kişi kitabı elinden bırakmak istemeyecektir. Vakti olduğu an onu eline alacak, okuyacak ve onun Tanrısal bir kitap olduğunu anlayacaktır.

Yazım kuralları ışığı altında bakıldığında, kitaptaki gramer ve dil yapısının yeteri kadar standart olmadığının farkına varmış olabilirsiniz. Günümüz standartlaştırılmış dili çok derin anlamlar içeremediği için, ben ona uymadım ve kusursuz bir şekilde standartlaştırılmış olan modern grameri kullanarak öğretmedim. Dahası, bayağı miktarda yerel lehçe de kullandım, çünkü standartlaştırılmış dil veya standartlaştırılmış terimler, bazı şeyleri açıklama yeteneğinden yoksundur. Aynı zamanda, birçok dini terim ve xiulian ile bağlantılı olup antik Çin'den gelen halk terimleri de bulunuyor. Bu yüzden, ben bu Dafa'yı en genel ve popüler olan dili, en düz ve basit dili kullanarak öğrettim. Hem eğitimli hem de eğitimsiz kişiler onu anlayabilir ve onların hepsi xiulian uygulayabilir. Fakat onun içerdiği şey çok, çok derindir.

Bunun xiulian uygulaması ile ilgili olduğunu bilmelisiniz. Eğer ben insanlara qigong'u zinde kalmaları için öğretmiş olsaydım, sadece qigong'un kişinin nefesini nasıl düzenlediğini ve zihnini nasıl sakinleştirdiğini öğretmek yeterli olurdu. Bu yöntemleri kullanmak sağlıklı ve zinde kalma amacına hizmet eder. Fakat bir kişi yüksek seviyelere doğru xiulian uygulayacak ise, bu şeylerin hiçbir yararı yoktur, çünkü insanların xiulian uygulamasına yüksek seviyelere doğru rehberlik edemezler. Bu Okula gitmek gibidir. Eğer üniversiteye gitmek istiyorsanız bir temel olarak, ilkokulda, ortaokulda ve lisede deneyim kazanmalısınız. Ortaokulda okumak için ortaokul kitaplarını kullanırsınız; liseye gittiğinizde lise kitaplarını okur, en nihayetinde üniversiteye gider ve üniversite müfredatına tâbi olursunuz. Eğer ilkokul kitaplarını üniversitede kullansaydınız, hala bir ilkokul öğrencisi olurdunuz. Bunun sebebi, üniversiteye ait şeyleri öğrenmemiş olmanız olurdu ve daha yüksek Fa'yı öğrenmediğiniz zaman, yukarı doğru xiulian uygulayamazsınız. Bu şu anlama gelir, uygulamanıza yüksek seviyelere doğru rehberlik edilmesi için, xiulian uygulamasına rehber olacak yüksek seviyeli prensiplere ihtiyaç vardır.

Zhuan Falun böylesine yüksek bir seviyeye ait olan içsel anlamlara sahiptir fakat onlar kitabın yüzeyine bakan bir kişiye görünmezler. Aynı cümleyi, sadece gelişim göstermenizin ardından okuduğunuzda o cümlenin daha öncekinden farklı bir anlam taşıdığını göreceksiniz ve o da başka bir seviyedeki anlamdır. Bu kesinlikle böyledir. Başka hiçbir kitap buna erişemez çünkü onların hiç biri xiulian uygulaması kitabı değildir ve onlar sıradan insan teorileri ile sınırlıdır. Fakat bununla birlikte, bu Fa, sıradan insan teorilerinin oldukça ötesine geçmektedir, dolayısıyla da, içsel anlamı devasadır. Netice itibarı ile o xiulian ile ilgilidir. Buda Okulunun "xiulian uygulamasına sıradan insanların seviyesinde başlamak" olarak isimlendirdiği şeye, ben burada "Üç Diyar İçindeki Fa" uygulaması diyorum ki, bu aynı zamanda insan vücudunun geliştirilmesi olarak da isimlendirilir. Bu aşama esnasında, kişi açısından, gelişimin birçok ama birçok yönü gerçekleşmelidir. Geçmişte, xiulian kitaplarında yazılı olan şeylerin çoğunun, vücudun geliştirilmesi ile ilgilendiği görülüyordu ve her ne kadar belirsiz olsalar da, onlar bu konulara dikkat çekmişlerdi.

Eğer bu kitap sadece sizin "Üç Diyar İçindeki Fa" uygulamanıza rehberlik edebilecek olsaydı, Üç Diyarın ötesine doğru xiulian uygulayamazdınız. Bu yüzden bu kitap insan vücudunun gelişimini içermek zorunda olduğu kadar, Üç Diyarın çeşitli seviyelerinin prensiplerini de içermek zorundadır -ta ki Üç Diyarın dışındaki tüm prensiplere ulaşana dek. Bir uygulayıcı belirli bir seviyeye, sadece o seviyeye ait prensiplerin rehberliği yoluyla ulaşabilir ve sadece rehber olarak daha yüksek prensipler var olduğu zaman daha da yüksek seviyelere ulaşabilirsiniz. Bir başka deyişle, Üç Diyarın ötesindeki seviyelere yükselmeyi başaramadan önce, Üç Diyarın dışındaki prensipler olmalıdır. Bu, benim Okula gitmek ile ilgili söylediğim şey ile aynıdır. Eğer, o kadar kapsamlı içsel bir anlama sahip olmasaydı, sizin hiçbir şekilde kendinizi geliştirmeniz mümkün olmazdı; söylemek istediğim şey budur. Benim bugün aktarmakta olduğum Fa, diğer qigong ustalarının öğrettiklerinden farklıdır, çünkü onlar insanlara sadece sağlıklı ve zinde kalmak ile ilgili şeyler öğrettiler. Ben burada diğer qigong ustalarının seviyelerinin yüksek olmadığını veya onların iyi olmadıklarını söylemiyorum. Benim niyetim bu değil. Ben sadece daha önce hiç kimsenin böyle bir şey yapmadığını söylüyorum. Şu anda bunu yapan tek kişinin ben olduğumu biliyorum. Sizler kitabı okudunuz ve birçok insan ne yapmakta olduğumu biliyor. İster Çin'de olsun ister tüm dünyada, bunu yapan başka hiç kimse yok, çünkü bu küçük bir mesele değildir. Bu, insanları yüksek seviyelere götürmek içindir; dolayısıyla bu konu başladığında, devasa büyüklükteki meseleleri içerecektir.

Doğru ve erdemli bir Fa'yı yaymak zordur. Bildiğiniz gibi, İsa bir zamanlar doğru bir Fa'yı yaydığı için çarmıha gerilmişti. Bu arada, Sakyamuni, daha iyi bir alternatif göremediği için, Nirvana yolunu seçmişti. Sıradan insan toplumunda, birçok ama birçok geleneksel düşünce ve insanlara ait çeşitli güç faktörleri var olmaktadır -buna dini güçler ve daha birçok başka elementler de dâhildir. Ve onlar kendilerine ait ortamlar biçimlendirirler. Orada var olan elementlerin hem pozitif hem de negatif kısımları vardır ve negatif kısım şeytani bir güçtür. İnsan toplumunda, her bir pozitif unsur negatif şeyler de içerir ve o negatif şeyler insanlara zarar verebilir, insanları dizginleyebilir, insanlara saldırabilir ve insanları politik güç kullanarak ve çeşitli yollar kullanarak bastırabilir. O yüzden doğru bir Fa'yı açıklamak en zor şeydir. Şu işe bakın ki, kötü insanlar şeytani uygulamalar aktardıklarında, hiç kimse onları rahatsız etmez.

Bir Buda'nın gözünde, tüm canlılar acı çekmektedir. İsa sadece arkadaşlarınızı değil, düşmanlarınızı da sevmeniz gerektiğini söylemişti. Onlar dünya insanlarını kurtardıkları için, tüm canlılara karşı merhamet beslerler. O zaman bir uygulayıcı olarak, kişisel uygulamanızda, bir zamanlar size karşı olan sıradan insanları sevmeyi başaramazsanız, bir Buda haline gelemeyeceksinizdir. Gerçek budur, çünkü uygulayıcılar merhametli olmalıdır. Merhametli olmak demek, tüm geçmiş tarihi ve sıradan insanlara karşı olan kininizi bir kenara bırakmak; sıradan insanlar ile alakalı olan hiçbir şeye takıntılı olmamak; sıradan insanlara ait ün veya çıkarların peşinden koşmamak ve insan takıntılarını bırakmak anlamına gelir. Bu, uygulama yaparken sıradan insanlar ile alakalı olan her şeyi hafife almak anlamına gelir ve siz kendinizi işte bu şekilde bundan muaf kılabilirsiniz.

Elbette, burada tartışılan gereksinimler genelde görülenlerden biraz daha yüksek seviyeli olabilir çünkü benim aktarmakta olduğum şey sıradan insanların arasında bulunan ortalama düzeydeki bir qigong uygulaması değildir. Her ne kadar qigong'dan ayrılamayacak olsa da, bu, gerçek bir xiulian uygulamasıdır. Bu neden böyle? Çünkü qigong, yüksek bir seviyede, xiulian uygulamasıdır -buna hiç şüphe yok. Sadece toplumda yayılmakta olan o qigong uygulamaları, xiulian'in en düşük seviyesinde bulunmaktadır -onların amacı sağlıklı bir vücut edinip hastalıklardan kurtulmaktır; bundan başka bir şey değildir. Benim yaptığım şey muazzam bir gayret gerektirmektedir; o yüzden bu durum sanki birinin anlık bir heyecana kapılarak bu fikir ile ortaya çıkması ve ardından da bunu yapabilmesi gibi bir mesele değildir.

Ben bunun ne kadar zor olduğunu söylerken, size bunu aktarmanın benim açımdan ve bunu elde etmenin de sizin açınızdan ne kadar zor olduğunu anlatıyordum. Burada oturan birçoğunuz önceden belirlenmiş ilişkiye sahiptir ve muhtemelen güçlü ilişkilere sahipsiniz. Bazı insanlar burada olağan dışı bir şey olmadığını düşünebilir. Sizler; "Ben bu kitabı bir anda gördüm", "Ben bu Fa'yı bir anda öğrendim", "Ben bu uygulamayı yapan insanların olduğunu öğrendim" veya "Bir arkadaşım bana onu anlattıktan sonra doğal bir şekilde öğrenmeye başladım" şeklinde düşünüyor olabilirsiniz. Bu sıradan insan toplumu bir aldanma durumu içinde olduğundan dolayı, kutsal bir varlığın aniden kafanızın üzerinde uçup sizden bu Fa'yı öğrenmenizi isteyeceği gibi bir şey yoktur. Bu şekilde olmayacaktır, çünkü bu durum, sıradan insan toplumunun aldatıcı durumunu yok eder. Bu aldatmacanın dağılması ile birlikte, herhangi bir aydınlanma durumu da olmaz. Dolayısıyla da xiulian uygulamak zor bir hale gelir. İnsanların önlerine çıkan şeylerin tesadüfmüş gibi görünmesinin sebebi budur, fakat aslında bu şeylerin rastlantısal olma gibi bir zorunluluğu yoktur.

Ben Çin'deki uygulayıcılarla konuşurken, birçok insanın bunun farkına varmadığını söyledim. Yani aynen hayatınızdaki diğer şeyler gibi, sanki bu sınıfa bir anda kendiliğinden gelmişsiniz gibi hissediyor olabilirsiniz, fakat büyük olasılıkla bu Fa'yı elde etmek için birkaç hayatınız boyunca veya onlarca hayatınız boyunca zorluklardan geçtiniz. (Alkış) Sadece siz bunun farkına varmıyorsunuz. Bazı insanlar bu Fa'yı elde edebilmek için yaşamlarını kaybetti. Siz xiulian uyguladıkça, [ben sizin tarihte kim olduğunuzu ve onu bugün elde etmek için büyük fedakârlıklarda bulunduğunuzu bildiğim için] size ciddiyetle ve içtenlikle durmaksızın iyiliğin erdemini öğretecek ve size rehberlik edeceğim. Eğer size bu şekilde öğretmeseydim, sizleri yüzüstü bırakıyor olurdum.

Tabii ki, söylediğim şeyi kafanızda canlandırmak zor ve bu çok derin. Kişi sadece bu boyut içerisindeki birkaç on yılda ne olduğunu bilebilir -sadece bu kadarını bilebilir. Ama bir kişinin yaşamı ölümüyle birlikte son bulmaz. Hatta cehenneme gitse bile -cehennemin on sekizinci seviyesine gitse bile- o hala bir son değildir. Çok büyük günahlar işlemiş olan bir canlı, ortadan kaldırılacağı ve yok edileceği çok daha düşük seviyelere kadar düşer. Bir insan öldüğü zaman, sadece molekül katmanından oluşmuş olan fiziksel bedeni soyulur, gerçek yaşam ise, insan bedeni öldüğü an, vücuttan ayrılır. İnsanlar ölmeden önce korkuya kapılırlar; fakat sizlere söyleyebilirim ki aslında korkacak hiçbir şey yoktur. İnsanlar, insan zihnine sahip oldukları sürece [ölümden] çok korkarlar. İnsan zihni, fiziksel vücudun hücrelerinden oluşur ve işlevini durdurduğu an, kişi kendisini derhal yeniden doğmuş gibi veya özgürleşmiş gibi hisseder; bir heyecan hissi vardır. Dahası, vücut kendisini hafiflemiş hisseder ve fiziksel vücudun hâkimiyetinden kurtulduğunu hisseder; dolayısıyla bu kişinin düşünceleri engellemeden tamamen kurtulmuş bir hale gelir. Kişinin bu hayatında yapmış olduğu her şey, sanki daha bir dakika önce yapılmış gibi görünür. Tüm detaylar gözler önüne serilir ve en önemsiz şey bile buna dâhildir; çünkü kişinin zihni tamamen özgürleşmiştir. O kişi, o anda, gerçekten de kim olduğunu öğrenir ve yaşamda yaptığı şeylerin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu bilir. Kişi sanki bir uykudan uyanmış gibi olacaktır.

Elbette, az önce söylediklerim daha önce hiç duymadığınız şeyler olabilir, fakat gerçek budur. Bu tür şeylere gelindiğinde, ben çok fazla şey bilirim ve gördüğüm birçok şey de vardır. Bunlardan biri şu; bazen hastanede doktorları bir hastayı kurtarmaya çalışırken izlediğimde, [insanlar onu kurtarmaya çalışırken] ben o hastanın ölmüş olduğunu görüyorum. O hastanın ruhu, vücuttan çoktan çıkmış ve vücudu terk etmiştir. İki zaman alanı, kavram olarak birbirinden farklı olduğu için, [zamanın hızı ve boyutların yapısı insanoğlunun yaşadığı kısmındakilerden farklı olduğu için] bir canlı, insan vücudundan kurtulduğu an, bu yaşam süresinde gerçekleşmiş olan şeyler sanki henüz olmuş gibi görünür. Sanki birazcık uyumuş ve henüz uyanmış gibidir. Bir Buda, bir insana işte bu şekilde bakar. İnsanoğlu bir aldatmacanın içerisindedir ve kafası karmakarışıktır; insan yaşamı kısa ve fanidir.

Ben bu Fa'yı hepinize aktardım ve durum ne olursa olsun, onu elde etmek için gerekli önceden belirlenmiş ilişkiye sahipsiniz. Benim bu konudaki fikrim şu: onu elde ettiğinize göre, iş gününüzün bitmesinin ardından, kitabı okumak için boş zamanınızı kullanabilirsiniz. Hepiniz -onu daha çok okuyun ve anlattığım gibi olup olmadığını görün. Eğer öyle değilse, öğrenmeyi bırakabilirsiniz. Fakat onu gerçekten azimli bir şekilde baştan sona okursanız, benim daha fazla bir şey söylememe gerek kalmadan, onu elinizden bırakmazsınız; çünkü onun içerisindeki daha yüksek seviyeli prensipleri görmüş olur ve onu daha çok okumak istersiniz. O insan bilgisini aşar. Herkes Buda doğasına sahiptir ve onu okumaya devam ettiğiniz sürece, onu bırakmak veya tekrar bir kenara koymak istemezsiniz.

Ben bu Fa'yı öğrettiğimde, bunu anakara Çin'deki insanların düşünüş biçimini kullanarak öğretmiş olabilirim -ayrıca kitap ta bu şekilde derlendi. Amerikalıların ve diğer uluslardaki insanların olaylara bakışından ve düşünce biçiminden farklılık gösterse de, düşünce yapısı ve bir kişinin yazılanı ne kadar derin algılayabileceği farklı olsa da, xiulian uygulaması esnasında, Fa prensiplerinin sahip olduğu içsel anlamlar aynıdır. Herhangi bir bölgedeki, herhangi bir ülkedeki veya herhangi bir etnik gruba dâhil olan herkes onu öğrenebilir. O yüzden, onu okuduğunuz sürece aynıdır, fark yoktur. Öğrenirken bu şeyler üzerinde çok durmayın. Bu sorumluluğa, sadece birkaç günlük bir hazırlık süresinin ardından başlanmamış olduğu için, sanırım bütün bunları kabul edebilirsiniz. Bu işin hazırlığı, tarihte çok uzun bir zaman öncesine kadar uzanmaktadır.

Sıradan insan toplumunda bir şey meydana geldiğinde bunun tesadüfen olmadığını, ondan ziyade göksel olaylardaki değişikliklerden kaynaklandığını biliyorsunuz. Eğer bunun için yapılan hazırlıklar insan tarihinin gelişimiyle birlikte oluşturulmasaydı, bu durum, tarihin bir parçası olarak kesinlikle ortaya çıkmazdı. Bildiğiniz gibi, yüksek seviyeli yaşamların sayısı inanılmaz derecede fazladır. Buda Okulu Budaların her yerde olduğunu öğretir -sayı inanılamayacak derecede fazladır. Ve dahası, bir biçime sahip olan ve bir biçime sahip olmayan Tanrılar var olmaktadır; ve onlar evrene nüfuz etmişlerdir. Onların arasında sıradan insan toplumunda var olan birçok mikroskobik maddeler var olmaktadır. İnsanlar onları az rastlanan maddeler veya havadaki çeşitli elementler olarak isimlendirilirler ve insanların bilmesine izin verilen kısım budur. İnsanların bilmediği daha da mikroskobik maddeler ve hatta çok daha mikroskobik maddeler var olmaktadır. Geniş evreni dolduran ve her an için her yerde var olan maddelerin hepsi, Buda doğası taşıyan yüksek yaşamlardır; onların hepsi insanoğlunu izlemekte, onlara bakıp, onları gözlemlemektedir. İnsan toplumundaki hiçbir şeyin tesadüfî olmamasının sebebi budur.

Bu Dafa'nın halka tanıtılması Cenneti ve Dünyayı harekete geçirdi. Şu anda bu durum sıradan insan toplumunda çok aşikâr değil, fakat diğer boyutlarda durum böyledir. Tarihte hiç kimse evrenin asıl gerçeğini insanlara öğretmedi -hiçbir zaman. Bildiğiniz gibi Laozi, Sakyamuni ve İsa gibi kişiler, sadece evrenin Fa prensiplerinin kendi görebildikleri, kendi onayladıkları ve kendi aydınlandıkları parçasını öğrettiler. Evrenin Fa'sı sınırsız iken, onlar sadece bilebildikleri şeyleri öğrettiler. Rulay seviyesinden yüksekte bulunan sayısız Budalar vardır ve onların kavradıkları Fa, daha büyüktür. Aynı zamanda, Buda seviyesini gerilerde bırakan büyük, biçimsiz canlılar da var olmaktadır ve onlar da Buda doğasına sahiplerdir. Evren, dindar insanların inandığı kadar küçük değildir. İnsanların sahip olduğu anlayışlar, sadece bu insan toplumu ile sınırlıdır. İnsanlar dinlerin görüşlerinin çok derin olduğuna inanır, fakat daha yüksek seviyeli Tanrıların gözünde onlar çok önemsizdir.

Benim öğretmekte olduğum prensipler muhtemelen daha da engindir ve ben onları insanlara aktardım -bu durum, tarihte gerçekten de bir ilktir. Benim üstelenmiş olduğum bu sorumluluk, bir insan biçimi ve insan dili ile yapılmaktadır. Ben en büyük şeyi yapmaktayım ve bunu xiulian uygulamasının en düşük formu ile yapmaktayım. Şu anda, Amerika'da ve diğer yerlerde, dil farklılığı ve ortamdan dolayı, Dafa'yı anakara Çin'deki kadar öğrenen kişi yok. Anakara Çin'de öğrenen insanların büyük bir bölümü gerçek anlamda xiulian uyguluyor; On milyondan fazla kişi her gün egzersizleri yapıyor ve kendilerini geliştiriyorlar; onu yeteri kadar azimle uygulamayanları da sayacak olursak, sayı on milyonlarca kişiye ulaşabilir; ve anakara Çin'de benim öğretmiş olduğum bu uygulamayı bilen insan sayısı yüz milyonlarca kişiyi bulmaktadır; bahsedildiğinde herkes ondan haberdar gibidir. Fakat ben bu uygulamanın politik bir hale gelmesini istemiyorum ve onun politikaya bulaşmasına izin vermeyeceğim. Bir xiulian uygulaması politikaya bulaştığı an şeytani bir uygulamaya dönüşür. Biz bunu insanlar arasında saf bir şekilde ağızdan çıkan sözcüklerle yayıyoruz. Resmi gazeteler gibi medya aygıtlarını kullanmadık ve hatta o kadar tanıtım çalışması bile yapmadık. Olan şey şu ki, xiulian uygulayan bir kişi onun iyi olduğunu hissettiğinde diğer insanları öğrenmeye davet ediyor. Bir kişi onun iyi bir şey olduğunu hissettiği zaman, onu ailesine tavsiye ediyor. Herkes şunu biliyor ki, bir kişi bunu fazla önemsemediğinde ailesinden uygulamayı öğrenmesini istemeyecektir. Ailesi bu uygulamanın iyi bir şey olduğunu anladığında, akrabalarını ve arkadaşlarını öğrenmeleri için cesaretlendirecek, teşvik edecektir. Ve o, insanlar arasında bu şekilde yayılmaktadır. Bir diğer şey de şu; ben bu uygulamayı en düşük seviyede öğretmeye başladım ve yavaş yavaş daha da yüksek seviyelere doğru yöneldim, bu da benim iki senemi aldı. Daha sonra ise Yüce Yasa'yı (Dafa) öğretmek için iki yıl daha harcadım. Bu yüzden toplamda dört yıl sürdü ve Çin'de şu anda her bir hane halkı bundan haberdar. Denizaşırı bölgelerde de oldukça büyük bir etki yarattı, çünkü insanlar henüz xiulian uygulaması yoluna adım atmamış olsa da birçoğu duymuştu. Güneydoğu Asya'daki etki muhtemelen Amerika'da olduğundan daha fazla ve birçok ülke, asistan merkezleri, Falun Dafa Dernekleri, Falun Dafa toplulukları vb. şeyler oluşturuyor. Hızlı bir büyüme eğilimi olduğunu görüyoruz.

Burada sizlere bir şey söylemek istiyorum. Sakyamuni'nin sözlerine göre, şu anda Dharma'nın son dönemindeyiz; yani artık [Dharma'nın] gereken kriterleri karşılamadığı bir zamandayız. Bu durum, artık herhangi bir Fa'nın var olmadığı anlamına gelmektedir. Sakyamuni, Dharma'nın son dönemi başladıktan sonra, artık bu Dharma'nın insanları kurtaramayacağını söylemişti. Elbette ki birçok keşiş xiulian uygulamasında başarıya ulaşamayacak, çünkü onlar artık kendilerini nasıl geliştireceklerini bilmiyorlar; artık kutsal Budist yazıtlarını anlayamıyorlar veya kutsal Budist yazıtlarının gerçek anlamını kavrayamıyorlar. Bu yüzden şu anda xiulian uygulamak çok zor. Bugün Dafa'yı öğrenen çok sayıda insan var. Size sıradan insan toplumunda beliren hiçbir olayın tesadüfen olmadığını söyleyebilirim. Çok sayıda insan öğrenmeye geliyor. Belirli bir kozmik ayarlama söz konusu olmasaydı, bu şekilde olamazdı, öyle değil mi? Size bunun kesinlikle bir sebebi olduğunu söylüyorum.

İnsanlık, karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme yasasına tabiidir; iyinin olduğu yerde kötü de vardır. Dolayısıyla günümüz toplumunda, çarpık uygulamaların ve büyük sayıda sahte qigong uygulamalarının artması, bizim yükselişimizin yansımasıdır. Yüzeyden bakıldığında, insanları bu gibi şeyleri yapmaya yönlendiren unsurlar, para ve şöhrettir; fakat gerçekte ise onların çoğu dünyaya kargaşa getirmek için gelen kötü şeytanların reenkarnasyonlarıdır. Sakyamuni kendi Dharma'sını yayarken, insan toplumunun "beş ahlaksızlığa" sahip olduğunu gördüğünü söylemişti. Aslında günümüz toplumu o zamankinden çok daha karmaşık bir durumdadır: toplum, "on ahlaksızlık" ile dolu ve her yer sahte dinlerle dolup taşıyor.

Şu konuyu sizler için netleştirmek istiyorum; biz burada kesinlikle organize bir din kurmuyoruz. Bizim uygulamamızı öğrenmek isterseniz, gelebilir, öğrenmek istemezseniz gidebilirsiniz; bu tamamen gönüllüdür. Sizi öğrenmeye zorladığımızı, size dayattığımızı ve sizi öğrenmek zorunda bıraktığımızı varsayalım; uygulamamızı öğrendiğinizde gitmenize izin vermediğimizi ve bizimle kalmanızı zorunlu kıldığımızı düşünelim. O durumda, [sizin de tahmin edebileceğiniz gibi] bu şeytani bir şey yapmak anlamına gelecektir. Eğer bir uygulama doğru ve erdemli bir uygulama ise, kişinin onu kendi isteği ile öğrenmesi gerekir. Eğer bir kişiyi xiulian uygulamaya zorlarsanız, bunu başarabilir mi? O kişi kesinlikle gerçek xiulian uygulamıyor olacaktır. Bir kişi sadece kendisi gerçekten xiulian uygulamayı istediği zaman uygulama yapabilir. Bu yüzden, bir kişiyi kalması için zorlamak boş yere olacaktır. Biz olayları bu şekilde yapmıyoruz. Eğer öğrenmek isterseniz, öğrenirsiniz. Ve eğer öğrenirseniz, sorumluluğunuzu üstleneceğim. Önceden belirlenmiş ilişkiniz ne olursa olsun, öğrenmek isterseniz sorumluluğunuzu alacağım. Eğer öğrenmek istemezseniz, sizi ne mutlu ediyorsa oraya gitmekte serbestsiniz.

Benim bu Fa'yı yayma sebebim herkese bu şahane şeyleri ve iyi haberleri vermek içindir. Birçoğunuz gerçekten önceden belirlenmiş ilişkilere sahipsiniz ve bu Fa'yı elde etmeniz gerekiyor; sizler bu Fa'yı elde etmek için bekliyordunuz. İnsanoğlunun bu denli kaotik bir zamana gelmesi ile birlikte, tüm toplumun ahlakı düşmektedir. Birçok insan felaketlerin eli kulağında olduğunu söylüyor. Ben ise sizlere şu anda böyle bir şey olmadığını söylerken, bu kötüye doğru gidişin insanoğlunu bir tehlike içerisine soktuğunu söylüyorum. Peki nasıl? Bunun ile ilgili olarak düşünelim: günümüz toplumundaki insanlar ne hale geldi? Yozlaşmış olgular o kadar fazla ki, tek kelimeyle sayılamayacak durumda. Bir insan -bir kişi niçin bir "insan" olarak isimlendirilir? Eğer insanlar dünyada yaşayacaksa, insanoğluna özgü ahlak standartları ve normları doğrultusunda yaşamak zorundadırlar ve sadece bunun ardından sizin bir "insan" olduğunuz söylenebilir. Aksi takdirde siz bir "insan" olarak kabul edilemezsiniz. Sadece bir kafanız, kollarınız ve bacaklarınız olduğu için bir insansınız diye bir şey söz konusu değildir. Maymunların da kolları ve bacakları vardır ve diğer boyutlarda da insanlara benzeyen birçok canlı bulunmaktadır, fakat onlar "insan" olarak isimlendirilemezler. Bunun sebebi, insanların davranış ve ahlak anlamında standartlara sahip olmaları olduğu kadar, onları insan yapan ahlak normlarına da sahip olmalarıdır. Eğer insanlar, insan ahlakı için gereken kurallardan vazgeçerse -yani insanlar için oluşturulan ahlaki standartları terk edip hayvanlar haline gelirlerse- o durumda cennet artık insanları "insan" olarak değil "hayvan" olarak görecektir. O zaman geldiğinde, insan ırkı birtakım korkunç manzaralar ile karşılaşacaktır.

Neden korkunç manzaralar olacaktır? Şunu bir düşünün: burası insan boyutudur ve Tanrılar dünya'yı özellikle insanlar için yaratmıştır; hayvanlar için değil. Dolayısıyla, eğer durum bu ise, bizler her ne kadar yoldan çıkmış şekilde davranan kişiler görebiliyor olsak ta, onları bekleyen şey tamamen yok olmaktır. Dışarıda birçok iyi kalpli ve ortalamanın üzerinde olan birçok insan da var -onlar da aşağı seviyelere doğru düşüyorlar. Şu anda, bir kişi xiulian yoluna adım atamasa bile, ben ona bu Fa'yı öğrettiğimde uyanacak ve insanoğlunun ne hale geldiğinin farkına varacaktır. Bunun sonucunda da daha fazla düşmeyecek ve artık kendisi için korkunç sonuçlar doğurmayacaktır.

Bir kez konuşmaya başladığımda, daha fazla konuşmak istiyorum çünkü sizlere daima bu gerçekleri anlatmak istiyorum. Houston'a bir toplantıya gittiğimden dolayı, sadece burada sizinle buluşmak ve birtakım kısa açıklamalar yapmak, bu fırsatı sizi görmek için kullanmak ve size bu Fa'nın gerçekten değerli olduğunu bir kez daha söylemek istedim. (Alkış) Size bunu hiçbir karşılık beklemeden öğretiyorum. Bu, hiçbir şey ile mukayese edilemeyecek kadar değerli olan ve yüzlerce veya binlerce yıldır insanoğlunun bilmek istediği fakat kimsenin onlara öğretmemiş Fa'dır. İnsanoğlunun doğası şöyledir, değerli şeylerin peşine düştüğünüzde, [eğer küçücük bir şey, hatta tek bir cümle dahi bulabilirseniz] ona olabilecek en büyük değeri verirsiniz. Onu hayatınız boyunca unutmazsınız. Fakat yolunuza daha değerli bir şey çıktığında [veya ben onu size bir tepside sunsam bile] size çok kolay şekilde geldiği için onu önemsemeyebilirsiniz; ve bu sebepten dolayı da bazı insanlar ona değer vermeyebilir. İnsanlar, kendilerine kolayca gelen şeylerin değerini bilmeme gibi bir eğilime sahiptir. Fakat sizlere [bu Fa'yı öğretmenin] başka bir yolunun olmadığını söyleyebilirim. Herkesin beni bulmak için yolculuk etmesi gibi bir şey yapamam. Sizlere sadece bu şeyleri verebilirim ve karmik ilişkileri bir kez daha birbirine bağlayarak, herkesin bilmesini ve daha fazla insanın öğrenmesini sağlayabilirim. Bunu sadece bu şekilde yapabilirim ve ona değer verip vermemek size kalmıştır -çünkü sizin belirlenmiş ilişkiniz bulunmaktadır. İnsanların çözümsel yetenekleri vardır; dolayısıyla, prensiplerin iyi olup olmadığına siz kendiniz karar verebilirsiniz. Ben herkeste Buda doğasının olduğunu düşünüyorum, bu yüzden kendi anlayışlarınıza siz ulaşmalısınız. (Alkış)

Bazılarınız çok uzun bir yoldan gelmiş gibi görünüyor ve hiç kimse buradan ayrılmak istemiyor.



**********************************

Soru: Shifu, fotoğraf çekebilir miyiz?

Shifu: Evet, çekebilirsiniz.

Soru: Soru sorabilir miyiz?

Shifu: Bakın şöyle yapalım. Çok fazla vakit alamayız ama size yarım saat daha vereceğim. Bazı sorularınızı cevaplayacağım. Ama bir şartım var: sadece temsili ve gerçekten kafanızı karıştırıcı soruları sorun. Cevabını kitabı okuyarak bulabileceğiniz soruları sormayın. Bunu söylüyorum çünkü burada çok fazla insan var. Eğer her biriniz bir soru sorsaydınız, hepsini cevaplamak için iki saat bile yeterli olmazdı. Doğru değil mi?

Soru: Bir soru sorabilir miyim?

Shifu: Elbette, elbette.

Soru: Shifu'nun kitabını okudum ve Fa'yı çalışıyorum. Birçok arkadaşıma ve akrabama bundan bahsettim. Onların endişesi, birçoğunun Budist inançlı olması. Ve tabii ki, birçok arkadaşım da Hıristiyan. Eğer Falun Gong'u öğrenirlerse hala eskisi gibi kutsal yazıtları okuyup okuyamayacakları veya kiliseye gidip gidemeyecekleri konusunda endişeleniyorlar.

Shifu: Tamam, size açıklayacağım. Diğer inançlardan olan kişilerin Falun Gong öğrenip öğrenemeyeceğini ve herhangi bir engelleme olup olmayacağını soruyorsun. Aslında bunları kitabımda yazdım, dolayısıyla bunları tekrar konuşabilirim.

Bildiğiniz gibi, Budalığı geliştirmek, sıradan insanların birtakım bilgiler edinmeyi düşündükleri zaman ki gibi bir şey değildir. Budalığı geliştirmek gerçekten ciddi bir şeydir. Dünyadaki hiçbir şey bu kadar ciddi olmadığı gibi, bu kadar muhteşem de değildir. Farklı xiulian uygulama yöntemleri vardır ve Budizm'de, ikinci bir uygulama yapılmaz prensibi önemlidir -aynen bizim için geçerli olduğu gibi. Az önce, Dharma'nın son döneminde Budizm için, xiulian uygulamanın kolay bir şey olmadığını söylemiştim. Peki, neden böyle? Şu anki zamanda insanlar kutsal Budist yazıtlarının gerçek mesajını anlayamıyorlar. Özellikle de en temel sorun, günümüz Budist sözlüklerindeki açıklamaların, Sakyamuni'nin zamanında öğrettikleri ile tutarlılık göstermiyor olmasıdır. Mesela Buda Sakyamuni'nin öğrettiği ikinci bir uygulama yapmamak prensibi, kişinin xiulian uygularken uygulamaları karıştırmaması, iki veya daha fazla şeyin aynı anda uygulanmaması anlamına gelmektedir. Diyelim ki Zen'i öğreniyorsunuz. O zaman Saf Toprak uygulamasını öğrenmemelisiniz. Eğer Saf Toprak uygulamasını uyguluyorsanız, o zaman Tiantai veya Huayan'i öğrenmemelisiniz. Ve eğer Huayan'i öğreniyorsanız, o zaman Tiantai veya Zen veya Tantrizm'i öğrenmemelisiniz.

Peki, neden böyle? Günümüzde insanlar bunu anlamıyorlar. O bir Buda olduğu sürece ona tapıyorlar. O bir Buda olduğu sürece onun hangi disiplinden olduğunu önemsemiyor ve gidip hepsine tapıyorlar. Bu, günümüzde keşişlerin başarılı olamamasının asıl sebeplerinden biridir. Aslıda, her Buda kendi cennetini yönetir ve her cennetin bir Rulay'ı vardır. Mesela, Hekim Buda, Lacivert Taş Cennetine (Lapis Lazuli) sahiptir, Çiçeklerle Süslenmiş Cennet, Çiçek Süslü Rulay'a, Lotus Cenneti Lotus Rulay'ına ve Sonsuz Mutluluk Cenneti de Rulay Buda Amitofo'ya aittir ve bunun gibi. Her Rulay Buda kendi xiulian uygulama yöntemine sahiptir ve her birinin Buda prensiplerinin temel noktaları, evrenin Fa prensiplerinden türer. Fakat yine de, her Rulay'ın anlayışı ve xiulian yöntemi farklıdır. Peki neden? Belki biliyorsunuzdur, her bir Buda farklı olduğundan dolayı, sahip oldukları yetenekler de çeşitlilik gösterir. Bir Buda bir yeteneğe sahipken, diğer bir Buda başka bir yeteneğe sahiptir fakat hepsi aynı seviyenin içerisindedir; sadece sahip oldukları yetenekler farklıdır. Bu üniversiteye gitmek gibidir. Siz bir üniversite öğrencisisinizdir ve o da öyle. Siz bilim dalında, o sosyal bilimler dalında okuyordur, başka bir kişi ziraat bölümünde ve bir başkası da astronomide okuyordur. Hepsi farklıdır. Hepsi üniversite öğrencileridir, fakat öğrendikleri ve edindikleri bilgiler farklıdır. Sadece basit bir benzetme yapıyorum.

Şimdi eğer bir insan belirli bir cennete gitmek istiyorsa, bir zamanlar Budizm oraya gitmeniz için yemin etmenizi şart koşardı. Örneğin, bir kişi: "Ben Saf Toprak Cennetine gitmek istiyorum, Buda Amitofo'nun olduğu yere gitmek ve ona ait canlılardan biri olmak istiyorum" diyebilir veya kişi xiulian yoluyla bir Pusa veya Luohan olmayı arzuluyordur. Ardından, bu yemini ettikten sonra, sadece onun Okulunda uygulama yapardı, sadece Amitofo'nun kutsal yazıtlarını okur ve sadece Amitofo'nun adını tekrarlardı. Diğer bütün kutsal yazıtları okumaktan men edilirdiniz. Buna "İki uygulama aynı anda yapılamaz" denir. Eğer Çiçeklerle Süslü Cennete gitmek isterseniz, Çiçeklerle Süslü Kutsal Yazıtların dışında hiçbir sutrayı okumamanız gerekir. Ancak insanlar hala tüm öğretilerin Budist öğretileri olduğunu düşünüyor, fakat bu sadece insanların ne düşündüğüdür. Eğer buna gerçekten çok dikkat etmezseniz, her şey karmakarışık olur. Kutsal Yazıtların tek bir cildi, bir uygulayıcının ihtiyaç duyduğu tüm prensipleri, [en düşük seviyeden en yükseğe kadar] kapsar. Bunları karıştırarak uygulama yapmanın iyi olduğu düşünen, sadece insan düşünce biçimidir.

İnsan toplumu mühürlenmiştir ve bir zamanlar insanları kurtarmaktan sorumlu olan bütün doğru Tanrılar artık insan ırkı ile ilgilenmiyor. Onlar artık insanoğlu ile ilgilenmiyorlar çünkü günümüz insanlarını standartların çok altında görüyor ve bu yüzden de artık onları istemiyorlar ya da onları daha fazla kurtarmak istemiyorlar. Şu anda bir şeyi vurguluyorum. O da şu ki, bu Fa'yı aktarmak benim açımdan çok zordu ve çok sayıda Tanrılar ve Budalar beni bunu yapmaktan alıkoymaya çalışıyorlardı. Günümüz insanlarının kurtarılamaz olduğunu ve onların artık elde tutulmamaları gerektiğini düşünüyorlar. İnsanlar bunun farkına varmıyor ve hala hayatlarında iyi vakit geçirdiklerini düşünüyorlar. İnsanlar, günümüz insanları ile geçmiş dönem insanlarının ahlak seviyeleri arasında ne denli büyük bir fark olduğunu bilmiyorlar. Ayrıca insanlar Cennet ile Dünya arasında ne denli büyük bir fark olduğunu da bilmiyor; buna ilaveten Tanrıların ve Budaların insanlara nasıl baktıklarını, cennetin ne kadar saf olduğunu veya Budaların ne kadar muhteşem ve görkemli olduklarını da bilmiyorlar!

İnsanlar ile Tanrısal varlıklar arasındaki farklılıklar gerçekten de devasadır. İnsan dünyasında yaşayanlara gökyüzü temizmiş gibi görünür, bunun sebebi insanoğlunun her şeyi buraya ait olan maddelerden yapılmış gözleri ile görüyor olmalıdır. Eğer insanlar, insan ırkına daha yüksek boyutlardan bakabilme yeteneğine sahip olsaydı, [insan toplumunun yuvarlanan, devasa büyüklükteki kara karma dalgası ile birlikte] gerçekten de kirli olduğunu görürdü. O nedenle, Tanrılar ve Budalar insanlara, onların düşündükleri gibi bakmıyorlar. İnsanlara kurtuluş sunulmasının sebebi, Tanrıların ve Budaların insanoğluna merhamet duymasıdır. Siz bir Buda'ya tapıyorsunuz diye, Buda sizi [cennetine] alacak diye bir şey yoktur. Tanrılar veya Budalar istediğiniz her şeyi yerine getirecekler diye bir şey de yoktur. Gerçek şudur ki, ister bir Tanrı olsun ister bir Buda, konu xiulian uygulamasına gelince, biçime fazla önem vermezler. Bir din ne kadar güçlü bir hale gelmiş olursa olsun, o hala xiulian'in yerini tutamaz. Ben de insanlar için bir uygulamayı aktarmaktayım ve bu bir din yaymak için değildir. Tanrılar ve Budalar dini kendi başına kabul etmezler, sadece insanlar eder.

İnsanlar daima, "Benim inandığım din çok iyidir" derler. Dışarıdan bakıldığında bu kişi sanki Buda'ya, İsa'ya ve Tanrı'ya inanıyormuş gibi görünmektedir. Fakat aslında öyle değildir. O dinin kendisine karşı ne kadar coşkulu ise, bir o kadar takıntılı hale gelir. Ne kadar takıntılı bir hale gelirse Tanrı'dan da bir o kadar uzaklaşır. Din, insanoğlu tarafından biçimlendirilmiş olan bir uygulama biçiminden başka bir şey değildir. Bir din ne kadar bütünsel veya ne kadar kusursuz olursa olsun, bir insanın mükemmel bir şekilde uygulama yapması ile eşdeğer değildir. İnsanlar zihinlerini bu şeyler üzerine odakladığında, Budalar ve Tanrılar bunu gördükleri zaman kendilerini çok kötü hissederler. Budalar, insan dünyasında benimsemiş olduğunuz biçimlere bakmazlar. Belki din değiştirmiş ve vaftiz olmuşsunuzdur, fakat zihniniz hala bir insan zihniyse bu neyi değiştirir ki? Budalar bunlara bakmazlar; onlar sadece kendinizi gerçekten geliştirip geliştirmediğinize bakarlar. Eğer dininizi değiştirmemiş veya vaftiz edilmemişseniz, hatta tütsüler yakıp Buda'nın ismini sürekli zikretmiyor iseniz, fakat kendinizi Tanrıların ve Budaların koymuş olduğu standartlar ölçüsünde tutuyor ve azimli bir şekilde xiulian uyguluyorsanız, sizi bu şekilde gördüklerinde, hiçbir şey onları daha fazla mutlu edemez. Hatta bunu onlardan istemeseniz bile onlar sizi devamlı korurlar, sizinle ilgilenir ve xiulian uygulamanızda yardımcı olurlar. Düşünce bu değil midir? (Alkış)

İnsanlar, "Budist kitaplarını bırakamam," "İncili bırakamam" veya "Mantraları tekrarlamayı bırakamam." derler. Aslında bırakılamayan şey dindir, Buda değil. İyi düşünün ve şöyle bir bakın. Dinsel inanca sahip kişiler için durum budur, öyle değil mi? Neden insanlar bu şeyleri bırakamıyor? Zihninizde kökleşmiş olan sebebi deşerek ortaya çıkarın ve bu olaya derinlerinizde nasıl baktığınızı görün. Yüzeyde gerçek gibi görünen bazı şeyler, meselenin aslı değildir. Yalnızca kendinizi gerçek anlamda geliştirmek Tanrılara ve Budalara karşı olan gerçek inancı meydana getirir. Ve Budalar buna bu şekilde bakarlar; bir dinin ne kadar iyi yürütüldüğü ile ilgilenmezler. Bildiğiniz gibi, tarihte birçok insan uygulamasında başarıya ulaşmıştır fakat onların dinsel bağları olan kişiler olmak gibi bir zorunlulukları yoktu. Yüce erdeme sahip olan birçok kişi, dinler içerisinde xiulian uygulamadılar. Kendilerini yüksek standartlarda tuttular ve zihinlerini iyi bir insan olmaya adadılar. Ve bunu kesintisiz bir şekilde yapabildiklerinde ve buna uzun bir süre boyunca devam ettiklerinde ve giderek daha da iyi bir hale geldiklerinde, Budalar onlarla ilgilenmeye başlar ve onlar da Tamamlanmaya ulaşırlar.

Benim öğrettiğim prensip, [en kötü ihtimalle] sizden iyi bir insan olmanızı, daha da iyi bir insan olmanızı ve çok daha iyi bir insan olmanızı istememdir, sıradan insanları aşan iyilikte bir insan olmanızdır. Bunu yapabildiğinizde daha yüksek seviyeli bir varlık olursunuz ve daha da yükseldiğinizde daha yüksek seviyedeki bir varlık olursunuz. Dolayısıyla, böyle bir insan göksel bir cennete yükselmezse, dünya da kalmayı başarabilir mi? İnsan bencildir, rekabetçidir; ün ve kazanç için savaşır. Bu durum dünya üzerindeki insanların sizden farklı olduğu anlamına gelir. Gerçek budur. Eğer bu konularda o insanlarla konuşursanız [dinsel bağlılıkları olan], hangi din olursa olsun, Tanrılar onu bir kere bırakırsa, o sadece sıradan insanlar arasındaki sosyal bir form ve sıradan toplumundaki bir meslek haline gelir. Aslında onların dinsel bağlılığının, gerçek xiulian üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Fakat burada xiulian ile ilgili ciddi olma durumunu içeren bir mesele vardır. Sadece tek bir xiulian uygulaması üzerinde odaklanmak gerçek xiulian uygulamasıdır. Eğer bir kişi [bizim Dafa'mızı] öğrenmek isterse, öğrenebilir. Farklı bir dine mensup olmak, Dafa'da uygulama yapmaya engel olmasa da, xiulian'in ciddiyeti meselesinin var olduğunu ona söyleyin. Ona, dini inanışının herhangi bir etkisi olmadığını ve konuları kitabı okuduktan sonra anlayacağını söyleyin. (Alkış)

Soru: Bize öğrettiğiniz beş egzersize ilaveten, sergilediğiniz bir set mudra gördüm.

Shifu: Size ilk önce mudraların ne olduğunu söyleyeyim. Mudralar, Budaların lisanı [bir ifade biçimi olarak] öğretilebilir. Çünkü Budalar bir şeyler ifade ederlerken ve lisan kullanmak istemediklerinde, mudra yaparlar. Buna ek olarak, Budalar kendi aralarında iletişim kurmak için düşünceyi de kullanırlar. Rüyalarınızda benim Fa bedenlerimi veya Budaları veya Pusaları gördüğünüzde, "sizinle konuşurlarken", ağızlarını kullanmıyorlardı. Fakat siz onlardan gelen sesleri duyabiliyordunuz. Bu, düşünce ile iletişim kurmaktır. Günümüzde, bu terim "stereoskopik iletim" olarak adlandırılıyor. Sıklıkla, Fa çok sayıda Pusa'ya ve Luohan'a öğretilirken mudralar kullanılır. Mudra, insanlarınki gibi bir işaret dili değildir. Bundan çok daha kutsal ve saftır ve çok daha güçlüdür. Mudra, Budaların dilidir, dolayısıyla mudralar sergilendiğinde enerji ve güç taşırlar ve bir Buda'nın ifade ettiği şey, altında bulunan tüm varlıklar açısından, Fa'dır. Fakat mudra, konuşulan sözcükler gibidir ve sözcükler çeşitli şekillerde değişik düşünceleri ifade etmek için birleştirilebilirler. Herhangi bir konu değişik açılardan açıklanabilir, o yüzden onlar belirli veya standart değillerdir. Fakat egzersizler için kullanılan özel kalıplaşmış mudralar vardır: mesela eller belirli bir hareket oluşturmak için bir araya getirildiğinde buna bir takım halindeki mudra denir. Örneğin, lotus mudrası gibi ve bizim egzersizleri yaptığımızda kullandığımız takım mudralar gibi -bunlar kalıplaşmış mudralardır. Hareket ile birlikte kullanılan mudralar, takım mudralardan farklıdır. Video kasetinde egzersizleri yaparken gösterdiğim mudra, yaptığınız egzersizi daha derinlemesine görmesi açısından, sizin bilen kısmınız içindir, aynı zamanda da diğer boyutlardaki canlılar içindir. Bu yüzden onları öğrenmenize gerek yoktur. Sonradan bir Buda haline gelecek olanlar, o zaman onları ne şekilde yapacaklarını bilecekler. (Alkış)

Soru: Shifu Li, bugün burada bulunan hepimiz için Falun yerleştirebileceğiniz doğru mu? (Alkış)

Shifu: Sizlere söyleyeyim ki, siz xiulian uygulamak konusunda içten olduğunuz sürece, [yani ister buraya gelmiş olun, ister kitabı kendi başınıza okuyor olun] hepiniz bir tane edineceksiniz. Ayrıca size şunu da söylemek istiyorum: kitaba değer vereceğinizden emin olun. Şu anda belki fark edemiyor olabilirsiniz, fakat kitabın öğrettiği şeylerin tamamı Buda prensipleridir. Kitap xiulian'in tüm seviyelerini kapsamaktadır. Aslında xiulian uygulamanıza rehberlik eden şey Buda Fa'dan başka bir şey değildir. Kendinizi geliştirdiğiniz müddetçe Budalar ve Tanrılar size yardım edecektir. O zaman bir düşünün: cennetlerin her bir seviyesinde bulunan varlıklar kimlerdir? Tanrılar ve Budalar değiller midir? Onlar daha yüksek seviyeli Budalar değiller midir, hatta daha da yüksek seviyeli Budalar ve hatta daha da yüksek seviyeli Budalar değiller midir? Size kitabın içindeki her bir kelimenin benim Fa bedenlerimle son bulan ve katman katman sayısız Budaları ve Falun'un değişik seviyelerdeki tezahürlerini temsil ettiğini söylememin nedeni budur. Neden bazı insanlar kitabı ellerine alır almaz kendilerini iyi hissediyor ve okumaya başlıyorlar? Neden onu okur okumaz karmaları yok ediliyor? Ve niçin hastalıkları onu okur okumaz yok oluyor? Tabii ki bu, siz uygulama yaptıkça karmanızın bir anda tamamen yok edileceği anlamına gelmiyor; ilk seferde tamamı sizin için yok edilemez, bu çok fazla olur. [Olan şey şudur], düşünsel alanınız yükseldiğinde bir parçası daha ortadan kaldırılır ve bu sizin xiulian'deki gelişiminiz adına bu şekilde yapılır. Yani bu Fa'nın gücü devasa büyüklüktedir. Dolayısıyla bir düşünün: benim kişisel olarak Falun yerleştirmeme gerek var mıdır? Dafa'yı öğrenmek konusunda içten olduğunuz sürece ve xiulian uygulamak istediğiniz sürece, bir tane edineceksiniz -kim olursanız olun. Dafa bütün dünyaya aktarılıyor. Benim dünyanın dört bir yanındaki insanların hepsiyle buluşmam mümkün değil. Çin'de sadece derslerime katılan kişiler beni gördüler; büyük çoğunluk beni hiç görmedi. Size verdiğim -Falun gibi- şeyler olmadan, uygulamanız bir işe yarar mıydı? Hayır yaramazdı. Bu kitaba gücümü koymamın sebebi işte budur. Bir kişi xiulian uyguladığı sürece, o kişi kitabı okumaya başladığı andan itibaren, xiulian için gerekli her şeyi edinecektir.

Şu an her yerde beni arayan birçok uygulayıcı var ama ben onları görmek istemiyorum. Onları görmek istememin bir sebebi var, şöyle ki, ben onların şu anda bulundukları yerde kalmalarını ve kendilerini istikrarlı ve de kararlı bir şekilde geliştirmelerini istiyorum. Bazı uygulayıcılar beni gördükleri zaman heyecanlanıyor ve bu da onların uygulamalarına engelleme yaratıyor. Onların sakin bir zihin ile kendilerini geliştirmelerini istiyorum. Benim Fa'yı aktarmam her şeyi halletmiyor: sizin Fa'yı edinmeniz gerekiyor; ayrıca onu okuyacak vaktinizin olması ve kendinizi kararlı bir şekilde geliştirmeniz gerekiyor. Uygulayıcılarımla nadiren görüşüyor olmamın sebebi budur. Eğer benim öğrettiğim bu Fa, benim sizi kişisel olarak göremememden dolayı sizinle ilgilenemeseydi, o zaman ben bu işi boşuna yapmış olurdum. Dolayısıyla, kitabı okuduğunuz ve gerçekten xiulian uyguladığınız müddetçe, bu uygulamada kazanmanız gereken her şeyi kazanacaksınız. Bu garantidir. (Alkış)

Binlerce yıldır Buda Sakyamuni'nin öğrencileri kendilerini sutralar yoluyla geliştiriyorlar ve bunu ustalarını görmeden yapıyorlar, öyle değil mi? Bir Fa, gerçek anlamda xiulian uygulayan kişilerin ihtiyacı olan her şeyi karşılar. Genellikle, ben size bir Falun yerleştirdiğimde, sizin bunu sizin görmenize izin vermem. Bu, size bir şey verilmeden bir uygulamayı öğrenmeyeceğiniz konusundaki takıntınızı ortadan kaldırmak içindir.

Soru: Shifu Li, gerçek ve sahte qigong uygulamaları olduğunu söylediniz. Gerçek olanları sahte olanlardan nasıl ayırt edebiliriz?

Shifu: Sahte ve gerçek qigong uygulamaları vardır ve sıradan insanların bunları birbirlerinden ayırt etmeleri gerçekten zordur, çünkü günümüz insanlarının iyi ve kötüyü birbirinden ayırt etme kriterleri geçmiştekinden faklıdır. Bir kişi gerçekten kendisini geliştirdiğinde, onları yavaş yavaş ayırt etmeye başlar. Kişinin öğrettiği şeye şöyle bir bakabilirsiniz. Öğrettiği şeylerin doğru prensipler olmadığını veya görünüşte insanlardan iyi şeyler yapmalarını istediğini fakat içinin derinliklerinde para peşinde olduğunu ve bu yüzden de insanları kandırdığını görebilirsiniz. Buda Fa xiulian uygulaması ciddidir ve içine asla para kazanma konusu karıştırılamaz. (Alkış) İnsanlar dünyadaki her şeyi para kazanmak için kullanabilir -Buda Fa hariç; o asla bunun için kullanılamaz. Dahası, bazı insanların sahip olduğu motivasyon ünlü olmaktır ve sıradan insanlar ün ve kazanç konularına her zaman için takıntılıdır. Sahte qigong ustaları, insanları yanlış yola sevk ederler ve onlar insanları kurtaramazlar. Ondan ziyade, insanları mahvederler. Aslında, onların günahları hiçbir şekilde küçük değildir. Eğer yüksek doğuş kalitesine sahip olan ve buraya Fa'yı öğrenmek için gelmiş olan bir kişi onun tarafından mahvedilirse, bunun ne kadar büyük bir günah olduğunu bir düşünün. Para ve ün için bu kadar kötü bir şey yapmaktadır. "Para kazanmak" bunun gibi suçlar için bir bahane değildir. Qigong Çin'de popülerliğinin zirvesine ulaştığında, qigong ustalarının genel olarak tamamı qigong'u ücretsiz olarak yayıyordu. Bu tarihten itibaren her şeyi mahvetmeye başlayanlar sahte qigong ustaları oldu. Toplum karşısına ilk çıktıklarında mükemmel olan birçok qigong ustası vardı. Her bir durumda, uygulamayı yapan yardımcı ruh idi, ana ruh durumun farkında değildi. Zamanın geçmesi ile beraber, kişinin üne ve kazanca olan takıntısı gelişti. Toplum karşısına çıkmadan önce ustaları onları gözetliyordu ve bununla birlikte bu, onların yardımcı ruhlarının dizginleme etkisi idi. Fakat toplumda aktif hale gelmelerinin ardından, insani tarafları dünyasal ün ve kazancın baştan çıkarıcı etkisine karşı savunmasız kaldı. Ve bu tür şeyleri arzulamaya başladıkları an, düştüler. Böylece hiç gong'ları kalmadı ve onlar bile [o qigong ustaları bile] hastalandı.

Soru: Shifu size şunu sormak istiyorum, eğer biz uygulayıcılar Tamamlanmaya ulaşırsak, nereye gideceğiz?

Shifu: Benim bir Falun Cennetim var. Çok fazla sayıda göksel cennetler vardır ve sizlerle onlar hakkında konuşabilirim. Burada oturan birçok insan, [insan terimleri ile ortaya koyacak olursak], iyi eğitimli insanlarmış gibi görünüyor. Bu yüzden sizlerle evren kavramı hakkında kısaca konuşacağım.

İnsanlar yalnızca bu tek boyutu bilmektedir ve bu da Budistlerin anladığı kadar basit değildir. Buda Sakyamuni bu dünyadayken, birçok gerçeğe evrenin temel Fa'sından aydınlandı ve birçok gerçeği onayladı. İnsanlar o zamanlar bunları yazıya dökmedi veya sutralar onları bir araya toplayıp kayıt altına almadı. Dolayısıyla onlar dünya insanlarına bırakılmadılar. İnsanlar sutraları, Sakyamuni'nin bu dünyayı terk etmesinden 500 yıl sonra derledi. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, Sakyamuni'nin kendi zamanında neler söylemiş olduğunu 500 yıl sonra tam olarak hatırlamak insanlar açısından oldukça zordu ve işte bugün bizimle olan sutralar bunlardır. Her ne kadar birtakım Budist prensipler içeriyor olsalar da, aslında onların hepsi Sakyamuni'nin söylemiş olduğu asıl şeylerden tamamen farklıdır; xiulian uygulamayı mümkün kılabilmesinin sebebi de budur. Onların içerdiği şeyler, geçmişte insanların bilmesine müsaade edilen birkaç şeyden ibarettir ve bu boyuttaki varlıklar sadece bu kadarını bilmelidir.

Evren ne Budist sutraların resmettiği kadar küçüktür ne de Taoist uygulayıcıların geçmişte ileri sürdüğü kadar basittir. Sakyamuni'nin o zaman öğrettiği şey Luohan Fa idi ve Luohan Fa bütün meyve konumları arasındaki en düşük konumdur. Tabii ki, daha yüksek seviyeli şeyler de öğretmişti, fakat onların sadece çok küçük bir kısmı geride kaldı. Buda Sakyamuni kendi zamanında şunu da söylemişti: Rulay Budaların sayısı Ganj Nehrindeki kum taneciklerinin sayısı kadardır ve her bir Rulay Buda, bir cenneti yönetir. Onun tanımladığı bu alan bile bir insan için devasa büyüklüktedir. Fakat aslında bildiğiniz gibi, moleküller mikroskobik parçacıklardan oluşmuştur ve insanlar moleküller ile gezegenler arasında yaşamaktadır. Aslında, Samanyolu galaksisi evren içerisinde bir parçacıktır ve sayısız Samanyolu'ndan oluşan genişliğin de bir sınırı ve bir kabuğu vardır. Ve bu da, insanların bahsettiği evrendir. Ama gerçekte ise, bu yalnızca küçük bir evrendir. Peki, bu küçük evrenin ötesinde ne yatar? Modern bilim onun hakkında düşünmeye bile cesaret edemez ve insanların onunla ilgili bir kavramı dahi yoktur. Ayrıca evren büyük bir patlama ile de oluşmamıştır.

Bu küçük evrenin ötesindeki çok uzak yerlerde, bu küçük evren ile aynı olan göksel sistemler bulunmaktadır. Tanrıların ve Budaların seviyeleri vardır; ve daha düşük seviyelerdeki Budalar, yüksek seviyelerde bulunan Budaları göremezler. Daha da yüksek seviyeli Tanrıların ve Budaların gözünde bu hala çok küçük bir alandır. İnsanların bunu araştırmaları mümkün değildir. İnsanlar ışık hızını bilirler, ama en yüksek hız ışık hızı değildir. Işık, "zaman ve alan" tarafından sınırlanır; "Zaman ve alanın" kendisi evrendeki maddeden oluşmaktadır. Bir boyutta bulunan her şey, [buna ışık ta dâhil] bir maddedir ve her türden madde enerjiye sahiptir. Herkes bu moleküler tabaka boyutunda yaşıyor. Hava, tahta, su, metal, toprak veya kaya, her şey bu molekül seviyesindeki parçacıklardan meydana gelmiştir. İnsanlar bu boyutta, moleküllerden yayılan radyoaktif enerjiyi hissedemezler çünkü insanların kendileri de moleküllerden oluşmuştur. Ama aslında moleküllerin de enerjisi vardır. İnsan boyutundaki ışık da kendi yüzeyi olarak, bu parçacık tabakasına sahiptir. Söylediğim şey, değişik boyutların değişik ışıkları olduğudur ve değişik boyutlardaki ışığı meydana getiren madde çeşitleri de farklıdır. Ve "zaman ve alanlar" arasındaki farklardan dolayı, onların içindeki ışıkların hızı da farklıdır. Gelin daha da aşağı bakalım: atomların enerjisi vardır, çekirdeğin enerjisi ise daha güçlüdür, nötronlar daha da güçlüdür ve elektronlara, quarklara ve nötrinolara gelince, bir sonraki tabaka, radyasyon ve enerji bakımından bir öncekinden daha da güçlüdür. Bir parçacık ne kadar aşağıda ise, enerjisi ve radyasyonu daha güçlüdür. Orijinal maddenin seviyesinde, güç bir insana göre o kadar fazladır ki hiçbir sözcük bunu açıklayamaz. Ama tabii ki insanlar hiçbir zaman için orijinal maddeyi kavrayamazlar.

Bu konuları sizlere, evrenin insanların anladığı kadar basit olmadığını anlatmak için anlatıyorum. Evrenin içerisinde, değişik büyüklüklerde kaç tane evren vardır? Sayı kavranamayacak kadar çoktur. Fakat küçük bir evren sistemi içerisinde tanımlandığında, şu şekilde ortaya konulabilir: üç bin civarında küçük evren, birazcık daha büyük ebattaki ikinci tabaka evreni meydana getirir ve neredeyse aynı sayıda ikinci-tabaka-evren üçüncü tabaka evreni meydana getirir. İnsanoğlunun anlayabileceği kadarıyla sonsuza kadar bu şekilde devam eder. Peki, o zaman "cennetler" ne büyüklüktedir? Sizlere, insanların hiçbir zaman göksel sistemin nihai olarak ne kadar büyük olduğunu keşfedemeyeceğini söyleyeyim. Rulay Budalar bile bunu söyleyemez. O tek kelimeyle, devasadır. İnsanoğlunun onu kendi bilgisiyle kavramsallaştırdığı gibi değildir.

Şu anda söylediğim sözcükleri bir düşünün. İnsanların uzmanlaştığı şu azıcık bilgi ne ifade ediyor ki? O bir çocuk oyuncağıdır ve bunun yanı sıra, modern bilim insanları tamamen yanlış yola sevk etmektedir. Modern bilim birçok yanlış izlenim yaratmaktadır. İnsanlar bunu şu anda göremeyebilirler. Size bir örnek vereyim. Şimdi anlattığım evren ile ilgili olarak, modern bilim onun "büyük patlama" ile oluştuğuna inanıyor. Bu, sizler için yaratmış olduğu yanlış bir izlenim değil midir? Tüm insanlar buna inanıyor. Modern bilim insanın evrim tarafından yaratıldığına inanıyor ve evrim teorisi insanın maymundan evrimleştiğini öğretiyor. Bu, kesinlikle böyle değildir. O sizi yanlış bir yola sevk etmiyor mu? Aslında, insanoğlunun madde ile ilgili algılayışı da yanlıştır; temel konular hakkındaki bilgisi bile tamamen yanlıştır. Dahası insanlar yanılgılar içerisinde yaşarken, böylesi bir bilgi tarafından tamamen mühürlenmiştir. Hatta çok daha sıkı şekilde mühürlenmişlerdir; öyle bir mühürlenmişlerdir ki, neredeyse hiçbir boşluk kalmamıştır. Ve bu evrenin gerçekliği [bu tip bir bilgi ile] tamamen örtülmüştür. Bu gibi durumlar altında -herkes bir düşünsün- eğer bir kişi evrenin gerçeği hakkında konuşmak isterse, bu bilim bunu kabul edecek midir? Bu bilim bir ortam yaratmıştır ve buna karşı çıkacağına hiç şüphe yoktur. Dolayısıyla, yüksek seviyeli konular hakkında konuşulduğunda sizin batıl inançlı olduğunuzu söyleyecektir. İşler bu şekildedir.

Bu yüzden pek çok insan sabit bir fikir geliştirmiştir. Önceki kuşaklardan insanlar, Einstein'ın izafiyet teorisi gibi belirli yasaları ve doktrinleri öne sürmüşse, insanlar o durumda bunu bilimin zirve noktası olarak ele alıyorlar. Daha sonraki nesillerin düşünüş şekilleri, bu şeyler tarafından sınırlanıyor ve eğer bir kişi daha yüksek seviyeli bir şey düşünmeye cesaret ederse veya araştırmalarında bunların ötesine geçmeye çalışırsa, derhal: "Sen gerçekten Einstein'ı aşabilir misin?" diyen insanlar ortaya çıkıyor. Peki, bunun sebebi nedir? Modern bilimin var olan ortamı, insanları dizginlemektedir. Eğer gerçekten yetenekli bir bilim adamı önceki nesillerin görüşlerini aşarsa, önceki nesillerin görüşleri her ne kadar kendi sınırları içerisinde doğru ve geçerli olsa da, kişi onları bir kez aştığında, tamamen doğru olmadıklarını görecek ve onların aslında insanları sınırladığını anlayacaktır. Kendi adına düşünemeye cesaret edebilen gerçek anlamda yetenekli bir kişi, onları aşmaya cesaret edecektir. Başkaları tarafından koyulan standartları aştığınız zaman, gerçek anlamda bir şeyler başarmışsınız demektir. (Alkış)

Soru: Sizin jingwen'lerinizi kronolojik olarak derlemeyi planlıyoruz? Bu sizce uygun mu?

Shifu: Evet, uygun. "Kutsal yazı" (jingwen) sözcüğünün herhangi özel bir anlamı yoktur. Kutsal yazı teriminin orijinal anlamı sık sık çalışılan ve okunan yazılar ile ilgilidir. Sıklıkla görüşlerine danışılan yazılara "kutsal yazılar" denir.

Soru: Ben meditasyonda iken aniden bir leopar belirdi. Bu leopar neydi acaba?

Shifu: Meditasyon yapmak istediğin için sana engelleme yaratmaya yeltendi. Ondan korkma, hiçbir şey sana zarar veremez. (Alkış) Ben bu sorumluluğu üstlendiğimden, uygulayıcıların sorumluluğunu almayı başarabilirim Buna güvenebilirsiniz. Öğrenen çok fazla sayıda insan var ve kimse bir problem yaşamıyor. Fakat bir şey var: kendinizi bir uygulayıcı olarak görmelisiniz. Eğer korkuya sahip olursanız bir işe yaramaz, çünkü korku ortadan kaldırılması gereken bir insan takıntısıdır.

Soru: Shifu Li, Çin Falun Gong kitabında ilk egzersizlerin üç kere yapılması gerektiğini ve bundan sonra her birini üçer kere yapabildiğimizi okuduk. Ama neden yukarı ve aşağı el hareketleri ve Falun Cennetsel Döngüsü [dokuz kere yerine] üç kere yapılıyor?

Shifu: Size bu uygulamanın oldukça esnek olduğunu söyleyeyim. Eğer vaktiniz varsa daha fazla yapabilirsiniz; eğer vaktiniz yoksa daha az yapabilirsiniz. Eğer bugün meşgulseniz ve sadece egzersizlerin biri için vaktiniz varsa o zaman onda da herhangi bir sorun yoktur. Vaktiniz olmadığında veya sadece tek bir hareket için vaktiniz varsa, o zaman sadece o tek hareketi yapın. Ve daha fazla vaktiniz olduğunda, daha fazla yapabilirsiniz. Fakat her dokuz tekrarı bitirdiğinizde durmalısınız ve bu, hepsini ardı ardına yapmamanız gerektiği anlamına gelir. Bu şekilde daha iyidir. Benim öğrettiğim bu xiulian uygulama metodu diğer uygulama metotlarından farklıdır. Diğer xiulian uygulama yollarında egzersizleri yaparken uygulama işler ve yapmadığınızda da durur ve artık hiçbir şey aktif bir halde olmaz. Bizim uygulama sistemimizde, uygulayıcı 24 saat durmaksızın arındırılır ve bu da "Fa uygulayıcıyı arındırır" olarak isimlendirilir. Peki, o zaman egzersizleri ne için yapıyorsunuz? Size yerleştirdiğim mekanizmaları güçlendiriyorsunuz. Hareketlerin mekanizmaları takip etmesi gerektiğini niçin söylüyorum? Egzersizleri yaparken ellerinizdeki enerji artar ve uygulayıcı mekanizmaları güçlendirmektedir. Mekanizmalar, bu gibi bir kuvvetlendirme ile ne kadar güçlenirlerse, bir o kadar güçlenirler. Böylece, hareketlerinize otomatik olarak rehberlik etme görevi üstlenirler.

Soru: Fa'yı çalışmanın en iyi yolu nedir? Sadece kitabı okumak mı yoksa okurken el ile yazarak kopyalamak mı? Yoksa sadece kopyalamak mı?

Shifu: Anakara Çin'de kitabı ezberleyen pek çok insan var ve ayrıca onu kopyalayan birçok insan da var. Aynı zamanda ezberlemeyi beceremeyenler de var; bu yüzden de onlar sadece sık sık okuyorlar. Bütün yaklaşımlar iyidir. Kitabı ezberleyen kişiler ne zaman problemler ile karşılaşırlarsa anında Fa'yı hatırladıklarını görüyorlar. Ve bu da olayları yanlış ele almaya meyilli olmadıklarını gösteriyor. Kitabı kopyalamak da kişinin anlayışını derinleştirmesine olanak sağlar. Kitabı sık sık okumanın amacı, aynı şekilde, kişinin anlayışını derinleştirmek ve sürekli gelişimini sağlamaktır.

Soru: Shifu, sizi "Öğretmenim" olarak çağırmak bize doğru gelmiyor. "Öğretmen" çok genel kullanılan bir terim hissi veriyor; bu yüzden benim düşüncem şu ki, siz Çin'deki olaylar yüzünden bizden sizi "Öğretmen" olarak çağırmamızı istiyorsunuz. Bu yüzden biz burada sizi "Merhaba, Shifu" olarak selamlayacağız. Budizm konusunda geçmişi olan bizler, Shifu'nun bizim üstümüzde olduğunu hissediyoruz, bu yüzden de size "Öğretmen" dememeliyiz.

Shifu: Teşekkür ederim. Aslında, bana istediğiniz gibi hitap edebilirsiniz -ister Öğretmenim şeklinde, ister Shifu şeklinde, isterseniz de ismimle. Hiçbirinde sakınca yoktur.

Neden beni istediğiniz gibi takdim etmenize izin veriyorum? Çünkü günümüz toplumu, sahte olanlar tarafından aldatılmaktadır. Bazıları kendilerini Buda olarak, bazıları Yaşayan Budalar olarak, bazıları Haşmetli Ustalar olarak ve bazıları da kendilerini dinlerin başındaki insanlar olarak adlandırıyor. Fakat onların hepsi ün ve kazanç peşinde değiller midir? Sizlere beni istediğiniz gibi çağırabileceğinizi söylüyorum. Beni "Öğretmenim" olarak çağırmanızın herhangi bir sakıncası yoktur. Ben bu unvanların hiçbirini istemiyorum, ben böyle şeylerin peşinde değilim. Fakat tabii ki, benim uygulayıcım olarak, bana saygı göstermek istiyorsanız, Shifu'nuzun sizi gerçekten kurtarıyor olduğunu ve size yardım ettiğini hissediyor ve bu sebepten dolayı da bana belirli bir yolla seslenmek istiyorsanız, o zaman bu size bağlıdır. Beni "Öğretmenim" olarak çağırmanız konusunda hiçbir rahatsızlık hissetmiyorum.

Soru: Başka bir şey daha var ve bu da Shifu'muzun henüz bahsetmiş olduğu "Bunu para için yapmayın" konusu. Bu benim sizi gerçek bir Buda gibi hissetmeme yol açtı. Tabii ki, Shifu kitapta kendisinin bir Buda olduğunu söylemiyor fakat ben şöyle hissediyorum: bizler Budizm uygularken gerçek anlamda rehberlik sunabilecek böylesine aydınlanmış bir usta ile karşılaştığımızı hiçbir zaman hissetmedik. Bu yüzden diğerlerine: "Sizden para istemeden size hem xiulian uygulamasını öğretecek hem de sizin için karmayı yok edebilecek bir kişiyi nerede bulabilirsiniz?" diyorum. Böyle bir kişi ile daha önce hiç karşılaştınız mı?" Peki, neden şu an bu konu hakkında konuşuyorum. Çünkü ben, Shifu'muzun, bizim uygulamamıza gerçek anlamda rehberlik etmek için gelmiş olan bir usta olduğunu hissediyor, bu yüzden de geçmişte öğrendiklerimle ilgilenmiyorum. Ben buradaki birçok kişinin Budist olduğunu düşünüyorum; ayrıca keşiş sınıfından olmayan Budistler ve başka uygulamaları yapan kişiler de var. Fakat benim düşüncem şu: bugünden sonra, aydınlanmış Shifu'muzu, uygulamamıza rehberlik edecek olan gerçek Shifumuz olarak kabul etmeli ve başka şeyler uygulamamalıyız. Fakat elbette başkaları adına konuşmaya cesaret edemem fakat en azından bugün Shifu buraya geldiği için, bu sözcüklerin yıllardır ifade etmek istediğim ve en sonunda da ifade edebildiğim sözcükler olduğunu hissediyorum.

Ben tüm hayatım boyunca yüksek seviyelere doğru xiulian uygulamak istedim fakat uygun bir uygulama sistemini hiç bulamadım. Tantrizm'i ve diğer başka uygulamaları uyguladım. Çok ünlü bir ustanın resmi öğrencisi haline bile geldim. Fakat bunun ardından kendimi hala farklı hissetmiyordum ve en ufak bir şey bile hissetmiyordum. Fakat Shifu'nun Fa'sını duyduktan sonra, Shifu'nun Fa'sının "Buda Fa" olduğunu söyleyebilirim. İlk gün video konuşmalarını dinlemeye gittiğimde Shifu; "Sizler gerçekten uygulama yaptığınız sürece…." dediği anda ben de televizyona "ben gerçekten uygulama yapmak istiyorum" demiştim, fakat Shifu'nun Amerika'ya geleceğini umut ediyordum, çünkü burada bulunan herkes Shifu'nun buraya gelmesini ümit ediyordu. O yüzden de umuyorum ki, Shifu bizi daha çok aydınlatır ve bize burada San Francisco'da nelere daha fazla dikkat etmemiz gerektiği hakkında ipuçları verir. Benim en içten dileğim budur. (Alkış)

Burada keşiş sınıfından olmayan birçok Budist var ve onlar kendi uygulamaları ile ilgili şeyleri bırakmakta zorlanıyorlar. Bu yüzden bizlerin onlara yardım etme zorunluluğumuz var. Ama benim Shifu'ya direkt olarak sormak istediğim bir şey var: burada geçmişte Budist olan, sutraları okuyan ve Buda'ya yıllarca tapmış biri var. Ne zaman sutraları okusa (eski zamanlara ait Budist sutraları) güzel bir kokunun geldiğini, Falun Gong kitaplarını okuduğu zaman ise değişik bir kokunun geldiğini söylüyor. Shifu bugün burada ve ben de hiçbir şey sezemediğim ve göremediğim için, Shifu'dan bu konuyu biraz aydınlatmasını rica edeceğim.

Shifu: Pekâlâ. Gerçek şu ki, Dharma'nın son döneminde gerçek Budalar artık dünyadaki hiçbir şey ile ilgilenmiyorlar. Fakat gizli güçler edinmiş olan birçok futi, Buda heykellerine tırmandılar ve insanların kendilerine tapmalarını ve kendilerini kutsal görmelerini sağladılar. İnsanlar için bazı önemsiz iyilikler yapıyor veya onlara birazcık yardım ediyorlar. Bir kişi gerçekten uygulama yapmak istediğinde engellemede bulunurlar. Mesela bazı kişiler belirli bir uygulamayı yapmanın güzel bir koku yarattığını söyler, fakat bu koku aslında sansarlar tarafından püskürtülmektedir. Koku, iki boyutta farklılık gösterir: bu tarafta güzel kokar, fakat diğer tarafta pis bir kokudur. Gerçekler insan dünyasında tersine çevrilmiştir ve diğer her şey de öyle. İnsanlara güzel kokulu gelen bir şey, bir Buda için aslında zararlıdır. O sizin Dafa'yı öğrenmenizi engellemekte ve bu yüzden de böyle bir kokuyu kasıtlı olarak size engellemede bulunmak için püskürtmektedir.

Ben şöyle düşünüyorum. San Francisco'daki uygulayıcılarımız sadece San Francisco üzerinde değil, tüm Amerika üzerinde yoğunlaşmalıdır. Nasıl xiulian uygulamak gerektiğine gelince, sadece bu biçime sadık kalın. Bu yöntem gelecek nesillere aktarılsın diye yaptıklarımı bu şekilde yapıyorum ve onlar her şeyi bu şekilde yapacaklar. Eğer ben farklı olmasını isteseydim o durumda Fa'yı bir tapınakta öğretir ve bir keşiş olurdum. Fakat benim keşiş olmam bir işe yaramazdı. Dinler insanların Fa'yı geniş çapta elde etmelerini artık sağlayamaz. Ben bu yolu, insanların xiulian uygulayabilmelerini sağlamak için adapte ettim ve bu yolda ilerlemeye devam etmelisiniz. Bu, bir kişinin benim uygulamama başlamasıyla birlikte, her türlü kural ve yönetmeliklere maruz kalması anlamına gelmez. Bu iyi değildir. Eğer bir kişi öğrenmek isterse, kişiye anlaması için süre verilmelidir. Eğer bir kişi onun iyi olduğunu biliyorsa, ona sadece kitabı okumasını söyleyin. O kişinin farkındalığı gelişince, olayları otomatik olarak ve özenli bir şekilde daha iyi ele alacaktır. Keşiş sınıfından olmayan Budistler için bu anlamda her şey daha kolaydır. En acınacak durumda olanlar keşişlerdir, çünkü onlar dinsel biçimler tarafından tamamen engellenmişlerdir. Öyle ki ne Fa ile karşılaşabiliyor, ne de ona dokunmaya cesaret edebiliyorlar.

Soru: Shifu, benim iki sorum var. İlk sorum şu: Shifu önceden belirlenmiş ilişkilere bağlı olarak buraya geldi ve bizlerle buluştu. Shifu bizlere, bizimle önceden belirlenmiş bir ilişkisi olduğunu söyledi. O zaman, Shifu bizim seviyemiz hakkında -yani bu grup uygulayıcı ile ilgili olarak ne düşünüyor? Bu grup uygulayıcı xiulian uygulamasında başarılı olup Tamamlanmaya ulaşabilir mi?

Shifu: Sizlere şunu söyleyeyim, burada oturan herkes, [buna çocuklar da dâhil] xiulian uygulayabildiğiniz sürece, sizler için düzenlediğim yol sizi eninde sonunda Tamamlanmaya ulaştıracaktır. (Alkış) Ama hemen sevinmeyin. Xiulian uygulamasında Shifu sizi uygulama ile tanıştırır, fakat uygulama yapmak size bağlıdır. Sizler için ayarlamalar yaptım, sizi koruyabilirim, sizi güçlendirebilirim ve her yeni seviyeye yükselmenizle birlikte gong'unuzu dönüştürebilirim. Fakat zihninizi geliştirmeye gelince, bu size, kendinize bağlıdır. Zihninize gelince, zorluklarla karşılaştığınızda ve testler ile yüzleştiğinizde dayanıp dayanamayacağınız ve başarıp başaramayacağınız tamamen size bağlıdır. Tabii ki, gerçekten başaramadığınızda, size ipuçları vereceğim. O noktada benim tek endişem, size ne kadar ipucu verirsem vereyim, düşünme şeklinizin aydınlanamayacak kadar uç bir noktaya gitmiş olması ve bu yüzden de bir çıkmaz oluşturmasıdır. Bir testi geçmeyi başaramadığınızda ve kulaklarınızı tırmalayıcı şeyler duyduğunuzda, bunun gerçekten sizi uyandırmak ve size bir şeyler söylemek için sizi rahatsız eden kelimeler kullanan Fa bedenlerim olduğunu söyleyeyim. Bir testi geçmek zordur fakat onu geçtiğinizde ve geriye dönüp baktığınızda, bu testin gerçekten de hiçbir şey olmadığını görür ve o zamanlar ona neden o kadar takıntılı olduğunuza şaşırırsınız. Onu gerçekten geçmişte bıraktığınızda, xinxing'iniz gelişecek ve karmanız yok edilecektir -bu garantidir. Eğer karşılaştığınız zorluk başkaları tarafından yaratılmışsa, o kişiler size De verecektir. Bu yüzden size söylüyorum ki, acı çekmek kötü bir şey değildir. Acı çekmenin kötü olduğunu ve acı dolu bir hayatın kötü olduğunu düşünenler yalnızca insanlardır. Fakat bir uygulayıcı için acı çekmek, yalnızca karmayı yok etmez, aynı zamanda kişinin seviyesini de yükseltir ve onu Tamamlanmaya doğru yönlendirir. Eğer insanlar arasında sadece mutlu olmak istediğinizi, hiç acı çekmek istemediğinizi ve rahatça uygulama yapmak istediğinizi söylüyorsanız, o zaman karmanız yok edilmeyecek, xinxing'iniz gelişmeyecek ve Tamamlanmaya ulaşmayacaksınız demektir. Düşünce budur.

Bütün bunları konuşmama rağmen ve Fa prensipleri size anlatılmış olmasına rağmen, konu acı çekmeye gelince, hala ona dayanamayacak olmanız mümkündür. Daha önce herkese bir gerçeği açıklamıştım. Neden Budalar bu kadar kutsamaya sahiplerdir? Onlar gerçekten de sonsuz yaşama ve iyi bir kadere sahiplerdir. Bunun tam olarak sebebi, ne kadar acı çektiyse, o kadar çok tadını çıkaracak kutsamaya sahip olmasıdır. Eğer bugün burada oturan herkesten o kadar acı çekmesini isteseydim hiçbiriniz Tamamlanmaya ulaşmayı başaramazdınız. Temel bir seviyede, eğer gerçekten uygulama yapmakta ısrarcı olursanız, karmanızın daha fazla kısmını yok etmeniz için Shifu size yardım edecek. Daha önce söylediğim şey hala geçerlidir: bu Fa'yı elde edebilmek için, birçok önceki yaşamlarınız boyunca acı çekmiş olabilirsiniz. Birçok insan gerçekten de Fa'yı elde etmek için geldi; bu yüzden de acı çekmeleri çok önceden başladı. Peki, bugün hala ne eksiğiniz var? Eksik olan tek şey insan takıntılarınızdan kurtulmaktır. Benim konuştuğum acı, asıl olarak, kendinizi takıntılarınızdan kurtarmanız sırasında yaşadıklarınızdır.