Pekin Uluslararası Tecrübe Paylaşım Konferansında Fa'nın Öğretilmesi

(Li Hongzhi, 11 Kasım 1996)


Hislerinizi biliyorum ve ben de sizleri özlüyorum. Fakat sizlere şunu söyleyebilirim: kendinizi kararlı bir biçimde geliştirdiğiniz müddetçe, ben her zaman sizin yanı başınızdayım. Birçok uygulayıcı uygulamasını çok iyi bir biçimde yapıyor -bunu da biliyorum. Birçok uygulayıcı Aydınlanmaya ulaşmanın eşiğinde bulunuyor.

Son dönemlerde, birçok uygulayıcıya şöyle söylemiştim: Onlara: Bu Fa'yı elde etmek kolay değildir, demiştim. Belki de birçok kişi "Onu duydum veya bir arkadaşım bana bahsetti, dolayısıyla bu kitabı görmem bir tesadüf idi" veya birçok kişi de: "Gazetede bununla ilgili bir bilgiye rastlamıştım, geldim ve sonra da Dafa yolunda uygulama yapmaya başladım" şeklinde düşünüyordur. Aslında, bunun çok basit olduğunu ve yüzeyden bakıldığında, bu Fa'yı elde etmenin kolay olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Çünkü bir tanrı veya bir ölümsüz nadiren ortaya çıkar ve de size Fa'yı elde etmenizi söyler. Büyük çoğunlukla, bunun gibi sıradan bir biçime bürünür ve onu oldukça basit bir yol ile öğrenirsiniz. Fakat sizlere şunu söyleyeceğim ki, bu Fa'yı elde etmek sizler için hakikaten çok zor oldu. Muhtemelen hayatınızın önceki bölümünde katlanmış olduğunuz acılar, sırf bu Fa'yı elde etmek içindi. Sizin bildiğiniz kısım bu. Hala bilmediğiniz şeyler var; bu Fa'yı elde etmek için, önceki yaşamlarınızda veya daha da uzun zamanlar öncesinden bu yana, muhtemelen acılar çekiyor ve zorluklardan geçiyordunuz. Ayrıca, Fa'yı elde edebilmek için, çok daha şiddetli acılar çekmiş olan insanlar da var -ve sizin bilmedikleriniz de bunlar. İlerde Tamamlanmaya ulaştığınızda hepsini anlayacak ve göreceksiniz. Hiçbir şekilde kolay değildi. Bu Fa'nın anlaşılmasında oldukça net bir anlayış elde ettiniz. Niçin bu şekilde xiulian uygulayabiliyorsunuz? Çünkü bu Fa'nın sıradan bir Fa olmadığını öğrendiniz. Geçmişte Budizm'de, Buda Sakyamuni çok şeyi onaylattı ve çok şeye aydınlandı ve geride, insanlar için birçok şeyler bıraktı. Fakat bununla birlikte, Buda Sakyamuni'nin insanlar için geride bırakmış olduğu şeyleri aktarma sürecinde, birçok şey zamanın geçmesi ile birlikte yok oldu. Ve dahası, kutsal yazıtlarda yazılmış olan şeyler insanlar tarafından değiştirildi veya yenilendi. Bir kutsal yazıtın farklı versiyonlarındaki tek bir olay, birçok farklı şekillerde anlatılmıştır ve bu durum, Buda Sakyamuni'nin öğretmiş olduğu şeylerin, Dharma'nın Son Dönemine doğru ilerlemesini sağlayan faktörlerden bir tanesi olmuştur. Tabii ki, onun, Dharma'nın Son Dönemine doğru gitmesine neden olan başka sebepler de vardı.

Günümüz toplumu oldukça karışık bir hale gelmiş durumda, bu yüzden insanlar xiulian uygulayamaz hale gelmişlerdir. Öğretmekte olduğum bu Fa'nın çok büyük olduğunu söyleyeceğim ve uygulayıcılarımız da muhtemelen bunu hissediyordur. Tarih boyunca hiç kimse, insanlara evrenin Fa'sının prensiplerini sistematik bir biçimde öğretmedi. Ayrıca, insanlara nasıl xiulian uygulanacağını ya da xiulian uygulayarak nasıl yükseleceğini de söylemedi. Tabii ki, Sakyamuni bir Buda'dır, dolayısıyla söylemiş olduğu cümleler Buda doğası taşımaktadır. Fakat sizlere şunu söyleyebilirim: Buda Sakyamuni aslında insanlara evrenin temel yasalarından bahsetmedi. Buda Sakyamuni'nin son yıllarında: "Ben hiçbir Fa öğretmedim" demesinin nedeni budur." Ve en sonunda da öğrencilerine: "Temel Prensipleri Shifu'nuz olarak görün" demişti. Bunu niçin söylemişti? Çünkü Buda Sakyamuni, sona doğru, Dharma'nın Son Döneminde neler olacağını ve öğretmiş olduğu Fa'nın karışıp, bozulacağını biliyordu. Öğrencilerine: "Kendinizi, sizlere öğretmiş olduğum bu Temel Prensipleri temel alarak geliştirdiğiniz müddetçe, bir uygulayıcının kriterlerini karşılayabilecek ve de Tamamlanmaya ulaşabileceksiniz" demişti. O sebeple, Sakyamuni'nin insanlar için gerçek anlamda bırakmış olduğu şey, "Temel Prensipler" idi.

Elbette Sakyamuni bir Buda'dır ve söylemiş olduğu sözler Buda doğası taşımaktadır. Dolayısıyla onun söylemiş olduğu cümlelerin "Yasalar" olmadığını söyleyemezsiniz. Fakat bununla birlikte, onlar evrenin en temel yasaları veya cennetin en yüksek gerçeklikleri değillerdir. Öte yandan, benim bugün sizlere öğretmekte olduğum şey, insan seviyesinden başlayarak her şeyi içine alan yasalardır ve evrenin en yüksek seviyesine kadar gittiği söylenebilir. Fakat sıradan insanlar Zhuan Falun kitabının yüzeyinde bunu göremeyeceklerdir, çünkü xiulian uygulamak istemeyen kişiler onu bir defa baştan sona okuduktan sonra olaya bitti gözüyle bakarlar. Onu bir kez okuyup bitirdikten sonra: "Bu kitap insanlara nasıl iyi bir insan olunacağını öğreten bir kitap" diyeceklerdir. Bir kişinin onu ilk defa okuduğunda değişmeksizin sahip olacağı his budur. Belki siz de uygulamaya ilk başladığınızda bu duyguyu taşıyordunuz. Fakat onu ikinci kez okurken, durumun kesinlikle bu olmadığını anlarsınız. Birinci okumanızın ardından zihninizde beliren soruların tamamı ikinci okumanızda cevaplanır. Ve her ne kadar, ille de bir sonuca varmanız gerekmiyor olsa da, bunun sıradan bir insan kitabı olmadığını anlarsınız. Fakat onu üçüncü kez okumaya devam ettikçe, bu kitabın insanlara gerçek anlamda xiulian'i öğrettiğini anlarsınız. Eğer kitabı dördüncü veya beşinci kez okuyabilirseniz, kitap size hayatınız boyunca eşlik edecektir -onu bir daha elinizden bırakamazsınız.

Peki, bu neden böyle? Çünkü daha önce de söylemiş olduğum gibi, Budaların seviyesine doğru olan uygulamanızda, uygulamanıza rehberlik etmesi için, sıradan insanların prensiplerini kullanamazsınız. Fakat bu kitap derin içsel anlamlar taşımaktadır; aynı cümle için, farklı seviyelerde farklı duygulara ve farklı anlayışlara sahip olacaksınız. Sıradan bir insanın kitabına karşı taşıdığınız duygular ile benzer olan duyguları kesinlikle taşımayacaksınız. Çünkü bu kitap, içinde çok sayıda gizem ve mucizeyi barındırmaktadır. Ben, sizlere asla tanrısal bir güç sergilemedim ve hatta hastalık tedavi ederken bile bunu o zamanki qigong durumuna uyum sağlamak için yapmıştım. Yoksa insanları tedavi bile etmezdim. Xiulian uygulayarak vücudunuzun değiştirmek, Buda Fa'nın kutsal güçlerinin hepsini geliştirmek, seviyenizi yükseltmek ve her şeye sahip olmak istiyorsanız, Tamamlanmaya ulaşmanızın ardından onlara sahip olacaksınız, o zaman, onların hepsini bu Fa'nın içerisinde toplayıp bir araya getirmiş olduğumu anlayacaksınız. Ona çalıştığınız müddetçe vücudunuz değişimlerden geçecek; onu okuduğunuz sürece zihniniz yükselecek ve xiulian uygulayarak kendinizi geliştirdiğiniz sürece, farklı seviyelerde farklı durumlar elde edeceksiniz. Eğer onu en son ana kadar okumayı başarabilirseniz, o zaman bu kitabın rehberliği altında Tamamlanmaya ulaşabileceksiniz. Bu kitap işte budur. Fakat bununla birlikte, sıradan insanlar onun geniş ve derin anlamlarını göremezler.

Tabii ki, burada bir başka konu daha var. Burada oturmakta olanlar, siz Fa'yı edinmiş olanlar ve Dafa uygulayan insanların hepsi şunu biliyor ki -ve bunu uygulama sürecinizde hissetmektesiniz- hepiniz, farklı boyutlarda ve farklı seviyelerde farklı çağrışımlar hissettiniz ve farklı çağrışımlar algıladınız. Bir dakika önce, bu Fa'nın sıradan bir Fa olmadığını söylememin nedeni buydu; o evrenin doğasıdır. İnsanoğluna evrendeki en temel şeyi aktarıyorum. Tabii ki, yapmakta olduğum şey çok büyük. Sıkça, onun Dafa olduğunu vurguluyorum. Bazı kişiler şöyle düşünebilir: Ona Dafa diyorum, çünkü çok fazla öğrettim. Aslında öyle değildir. Dafa ile söylemek istediğim şey, yüksek ve derin içsel anlamlar taşımaktadır.

Çok yüksek seviyelerde uygulama yapanlar bazı şeylere şahit olacaklar: Fa'yı çalışanların sadece insanlar olmadığını görecekler. Çok yüksek seviyelerde bulunan canlılar da Fa'ya çalışıyorlar. Bu Fa işte o büyüklüktedir. Burada oturmakta olan her biriniz, önceden belirlenmiş ilişkilere sahipsiniz ve Fa'yı işte bu yüzden elde ettiniz. Söylemiş olduğum şeyi tekrarlamak istiyorum: herkesin bu Fa'yı duyabilmesi mümkün değildir. Sizler egzersizlerinizi insanların girip çıktığı kocaman bir parkta yapıyor olmanıza rağmen, bazı insanlar onu hiçbir şekilde göremiyor ve bazıları da gelmelerine rağmen dinlemeye gönüllü olmuyor ve dolayısıyla da hala hiçbir şey elde edemiyorlar. Herkes onu elde edecek gibi bir şey yoktur. Bazı insanlar daha kitabı okur okumaz onun iyi olduğunu düşünürken, bazıları da onu kabul edemez. İnsanlar farklıdır, fakat bunun ardında sebepler yatmaktadır. Az önce de söylediğim gibi, bu sıradan bir insan kitabı değildir. Amerika'da şöyle söylemiştim, demiştim ki: Bu Dafa, insanların, xiulian'in çok yüksek seviyelerine doğru yükselmesine niçin rehberlik edebiliyor? Bu Fa yüzündendir. Çok düşük bir seviyeden bakıldığında, içinde barındırdığı her bir cümle basit bir gerçekliği ifade etmektedir. Fakat eğer onun gerçek durumunu anlayabilirseniz, içerisinde barındırdığı her bir cümlenin, bir Buda'nın imgesini taşıdığını görürsünüz. Eğer çok yüksek bir seviyeye yükselebilirseniz ve göksel gözünüz yüksek seviyeli şeyleri görebilirse, bir olguya şahit olursunuz: her bir cümlenin ardında, katmanlar içerisinde, farklı seviyelerde sayısız Budalar yığılmıştır. Herkes bir düşünsün: onun içsel anlamı ne derinliktedir? Tek bir cümle, farklı seviyelerde, niçin farklı varyasyonlarına sahiptir ve Fa'nın prensipleri farklı seviyelerde, niçin kendi bütünselliği içerisinde değişime uğramaktadır? İşte durum kesinlikle budur. O yüzden bu kitabı sıradan bir insan kitabı gibi görmemeli ve onun değerini bilmelisiniz.

Geçmişte insanlar Buda ismini telaffuz ederken sınırsız bir saygı ile dolup taşardı, Budalardan, Pusalardan ve Luohanlardan sadece son derece uygun ortamlarda bahsederlerdi. Fakat günümüz insanları, bir Buda'nın ismini aşırı derecede düşüncesiz ve üstünkörü bir biçimde telaffuz ediyor. Bu durum, insanların tanrıların varlığına olan inançsızlığının bu noktaya ulaşmış olmasından kaynaklanmaktadır. İnsanlar Budalardan keyfi şekilde, onlardan sadece bir isim olarak bahsetmemesi gerektiğinden dolayı, bu durum, kişinin Budalara saygı gösterip göstermediğini içeren en asıl konudur. Fakat günümüzde insanlar Budalar hakkında keyfi şekilde şakalar yapıyorlar ve hatta yemek yerken Budaları kötülüyor, onlara iftira ediyorlar. Birçok yemeklerinin isimleri aslında Budalara hakaret ediyor. "Luohan'ın Yemeği", "Duvarın Üzerinden Atlayan Buda" gibi yemek isimleri baş gösteriyor ve bu durum Buda'ya küfretmek ve Buda'yı kötülemek ile aynı şeydir. Daha da kötüsü, bu vejetaryen restoranlarının bazıları rahip sınıfından olmayan Budistlere veya keşişlere aittir ve hiçbiri, aslında Budalara küfür etmekte olduklarını biliyormuş gibi görünmüyor. Keşişler veya rahibeler niçin artık daha fazla xiulian uygulayamazlar? Onlar, nasıl uygulama yapılacağını artık bilmiyorlar. Hatta: "Luohan'ın yemeği terimini kullanmamızda ne gibi bir sakınca var ki?" şeklinde bile düşünebilirler. Bir düşünün. Bir Luohan'ın hiçbir tat veya lezzet takıntısı yoktur, fakat bununla birlikte "Luohan'ın Yemeği" isimli yemek aroma ve çeşni ile doludur. Ona o seviyenin perspektifinden baktığınızda, bu durum ona hakaret etmek ile aynı şey değil midir? Aynı şey "Duvarın Üzerinden Atlayan Buda" için de geçerlidir. İma ettiği Buda, kokusunu duyduktan sonra, insan dünyasının lezzetli yemeğini elde etmek için duvarın üzerinden atlayacaktır. Bu, Buda'ya hakaret etmek değil midir? Bir Buda insan yemeğine saplantılı mıdır? Sadece günümüzdeki bir olguyu ele alıyorum. Aslında çok sayıda şey Budalara karşı oldukça büyük saygısızlık içeriyor. Çok ileri gitmişlerdir! İnsanlar Buda'dan bahsederken hiçbir şekilde doğru düşünceler taşımıyorlar ve Buda'ya doğrudan hakaret etme cesaretine bile sahipler. Bazı edebiyat eserleri ve sanat eserleri de Buda'yı, aynı şekilde, riyakârlıkla, kötü niyetli bir biçimde tasvir ediyor -bu aşamaya gelmişlerdir. Hepiniz bir düşünün: İnsan toplumuna neler oldu? Herkese söylüyorum ki, bu kitap -bu Dafa- onu öğretmekte olan kişi benim! Doğru ve erdemli olmayan her şeyi yeniden düzeltmek istiyorum. Bu Fa, içerisinde sayısız seviyelerdeki veya boyutlardaki Budaların, Taoların ve Tanrıların Fa prensiplerini barındırmaktadır. Dolayısıyla gerçekten bu kitabın değerini bilmelisiniz; onu öyle her yere bırakmayın ve canınızın istediği her yere koymayın. Fa'yı öğrettiğim ilk zamanlarda bu konuya fazla dikkat çekmemiştim ve Fa'yı dinlerken onun üzerine oturan insanlar vardı. Sizi suçlamıyorum çünkü bilmiyordunuz. Şu anda xiulian uygulayarak artık belirli bir seviyeye ulaştınız ve Fa'nın ne olduğunu biliyorsunuz. Dolayısıyla, bugün bu konuda herkese bu meseleler ile ilgili dikkatli olmasını söylemek için konuştum.

Şimdi sırada sizinle konuşmak istediğim bir başka şey var. Uygulamalarını çok iyi bir biçimde yapan çok sayıda uygulayıcımız var ve kendileri de oldukça iyi olduklarının farkındalar. Fakat hala kafalarından birtakım problemler geçiyor ve çeşitli türlerde arzular gibi, sıradan insanların saplantılı olduğu şeyler, hala kafalarında dolanıyor. Bu gibi bazı uygulayıcılar endişeli: "Acaba kendimi gerçek anlamda ne kadar iyi geliştirdim?" Herkese şunu söyleyebilirim: Eğer kendinizin bir uygulayıcı olduğunun farkındaysanız ve kendinizi xiulian standardında tutuyorsanız, o durumda, zihniniz gerçekten de öyle bir durumda olduğunda endişelenmenize gerek yoktur. Niçin bunu söylüyorum? Çünkü sıradan insan toplumu içerisinde uygulanan bir xiulian uygulamasında, eğer sahip olduğunuz insan unsurları ve karma yok edilseydi, o durumda sizlere, burada sadece tek bir gün bile yaşayamayacağınızı söyleyebilirim. Sıradan insanların sahip olduğu düşüncelere katlanamazdınız çünkü sıradan bir insanın sahip olduğu her bir cümle, her bir davranış ve her bir düşünce, ardında bir güdü taşır ve bu güdü genellikle bencildir. Dayanamayacak olmanızın sebebi işte bu olurdu. Eğer bu şeyler sizlerde olmasaydı, onları öteki insanlarda görürdünüz ve sıradan insanların arasına karıştığınızda, onlara katlanabilmeniz hiçbir şekilde mümkün olmazdı. İnsanların her bir cümlesinin ve her bir hareketinin çok güçlü takıntılar, saplantılar, tutkular ve arzular taşıdığını hissederdiniz. O zaman, sıradan insanlar arasında xiulian uygulayamaz, onların arasında yaşayamaz ve artık işinizi hiçbir şekilde yapamazdınız. O yüzden, bu yüzeysel insan unsurlarını sizin için yavaş yavaş yok ediyorum ve Tamamlanmaya ulaşma noktasına gelene kadar, onları sizden tamamen kaldırmayacağım.

O halde, henüz yok edilmemiş olan ve sıradan insanlar arasında yaşamayı mümkün kılan birtakım şeyler, sizin sıradan insanlar arasında xiulian uygulamanızı sağlamaktadır. Kendinizde barındırdığınız bu şeylerin kötü şeyler olduğunun farkına vardığınızda, zaten ilerleme kaydetmektesiniz ve onları reddetmeyi başarabildiğiniz zaman, aslında kendinizi geliştirmektesiniz. Fakat bazı şeylerle birlikte, onların hepsini bir kerede terk edebilmeniz gibi bir zorunluluk yoktur çünkü onlar uygulama içerisinde terk edilmesi uzun zaman alan şeylerdir. Bu konuda net olmalısınız. Tamamlanmaya ulaştığınız gün, bütün bu şeyler temizlenecek.

Dahası, herkese şunu söylüyorum: Xiulian gerçekten zahmetlidir. Sizler sıradan insanlar arasında xiulian uyguladığınız için, çıkarlarınızın ve duygularınızın ortasında takıntılarınızı terk ediyorken bunu anlarsınız. Yeni uygulayıcılar henüz o safhaya girmemiş iken, karşı koyuşu çok güçlü hissetmeyeceklerdir. İnsanoğlu karmaya sahiptir ve karmanın sebep olduğu elementler insanların xiulian yapmasını engellemektedir. Kendilerini, işyerinde yaşanan zorluklar, tatmin edilmeyen duygular, başkaları ile olan çatışmalar veya fiziksel rahatsızlıklar olarak gösterirler. Sorunlar genellikle ansızın ve güçlü biçimde gelir. Bazen xiulian uyguluyor olduğunuzu bildiğiniz halde, o takıntıyı terk etmek hala zormuş gibi görünür. Bunu biliyorum, fakat en nihayetinde, xiulian uygulamaya devam ettikçe, onun üstesinden gelmek zorundasınız. İsteseniz de, istemeseniz de, bu gibi şeylerden geçmek zorundasınız ve durmaksızın iradenizi güçlendirirsiniz -ta ki en sonunda onu nihayet terk edene kadar.

Bir başka konu daha var. Herkese şunu söylüyorum: Siz Fa'yı dinleyenler ve siz Fa'yı elde edenler, büyük olasılıkla, önceden belirlenmiş ilişkilere sahip olan insanlarsınız. Size bugün öğretmekte olduğum bu Fa, hakikaten çok yüksek seviyelidir ve sizlere vermiş olduğum şeyler, çok yüksek seviyelere ait şeylerdir. Uygulamanızda çok hızlı bir biçimde yükseliyorsunuz, özellikle de Fa'yı sonradan edinenler -onlar sadece eski uygulayıcıları yakalama hissi vermiyor aynı zamanda şu anda önde gitmeye de başladılar. Bu seferki ABD ziyaretimde şöyle bir his taşıyordum: Yurtdışında yaşayan çok sayıda Çinli insan -Çin'den veya Tayvan'dan olan uygulayıcılar, doktora, master öğrencileri, önemli aydınlar, profesörler ve araştırmacılar- bu uygulayıcılar seviyelerinde çok hızlı ilerleme kaydediyorlar. Elbette, onlar daha iyi eğitime sahip oldukları için iyiler demiyorum. Bu durum, sahip oldukları doğuş kalitelerinden dolayıdır. Fa'yı sonradan elde etmiş olmalarına rağmen, Fa'yı edindikten sonra, genellikle, yavaş bir anlama sürecine sahip olmadıklarını gördüm. Geçmişte, birçok insan bir anlama süreci yaşıyordu ve yavaş bir biçimde yükseliyordu. Bununla birlikte, bu insanların birçoğu o süreci yaşamadılar; Fa'yı elde etmelerinin hemen ardından xiulian uygulamaya başladılar. Onu sadece çabucak anlamakla kalmadılar, bir de kendilerini derhal onun içine attılar. Bu durum, fazla insan bilgisinin devreye girmesinin bir sonucudur anlamına gelmemektedir. Esasen, bu bir doğuş kalitesi meselesidir. Elbette ki, o durumda, Fa'yı elde edenler anlamında, önceden belirlenmiş ilişkiler faktörü de rol oynamaktadır.

Öğrettiğim Fa sistematik bir biçimde açıklandı ve neredeyse size tamamen açıklandı. Açıklanması gereken şeyler sizlere tamamen verildi ve en yüksek seviyeye ait olan olgular zaten çok yüksek seviyelidir. O durumda, eğer onu tekrar öğretseydim veya onun hakkında tekrar tekrar konuşsaydım, bir engelleme yaratırdı. Çünkü konferanslarımdaki her bir cümlenin aynı olması imkânsızdır. O durumda, açıklanmış olan şeyler, sizin için ayarlanmış olan şeylere engellemeler yaratabilirdi. O yüzden, Fa'yı tekrar sistematik bir biçimde öğretemem. Özel durumlar hariç, gelecekte konuşacağım şeyler, insan toplumunun karşılaşmakta olduğu bazı problemlerle ve gelecekle bağlantılı olan şeylerle ilgili olacak ve onların hepsi insanoğlu ile bağlantılı olan şeylerdir. Bu dönem içerisinde, xiulian ile ilgili olan şeyler neredeyse tamamen açıklandı. Zhuan Falun'da yazılmış olan şeyler zaten oldukça yüksek seviyelidir. Son zamanlarda birtakım başka şeyler de öğrettim ve onlar da yazılı bir biçimde derlenecekler. Fakat herkese söylüyorum ki, uygulamanıza gerçek anlamda rehberlik edebilecek olan şey Zhuan Falun'dur. Ne kadar kitap yayınlanırsa yayınlansın, hepsi Zhuan Falun'u destekleyici niteliktedir. O yüzden, xiulian uygularken, uygulamanız için Zhuan Falun'a güvenmelisiniz.

Uygulayıcılarımız özellikle "Buda" kavram hakkında çok az bir bilgiye sahip ve "Buda" kavramı hakkında yetersiz bir anlayış taşıyor. Çünkü Fa'yı öğretmekte olduğum yıllar boyunca, Budaların farklı boyutlardaki durumları hakkında çok nadiren konuştum ve Budaların, Taoların, Tanrıların ve de evrenin durumu hakkında genel anlamda konuşmuştum. Onlar hakkında konuşmamamın sebebi, öğrenmekte olduğum bu Fa'nın çok büyük olmasıdır. Bu nedenden dolayı, Fa'nın içine hiçbir belirli unsur dâhil edilemezdi. Ayrıca bu gibi şeyler dâhil edilmeye layık değildi. Birçok uygulayıcının bu anlamda az bir bilgiye sahip olmasının ve en tepeden en aşağı kadar, çeşitli seviyelerdeki Budalar ve canlı varlıklar hakkında az şey biliyor olmasının sebebi budur. Budalar hakkında, Pusalar hakkında çok az şey biliyorlar veya Budaların âlemleri ve Budaların dünyaları hakkında çok az şey biliyorlar. Gerçek şu ki, eğer size Budaların yaşamlarından detaylı bir biçimde bahsetseydim, onları anlamak için insan düşünme biçimini kullanacaktınız ve o da, Budalara karşı saygısızlık yapmak olacaktı. Gelecekte, siz uygulayıcıların birçoğu bunu göreceksiniz ve siz kendi kendinize bu parçayı doldurup tamamlayacaksınız.

Bu evren oldukça karmaşıktır -o kadar karmaşıktır ki, değil insanlar, Budalar, Tanrılar ve Taolar bile onunla ilgili olarak hayrete düşmektedir. İnsanların evren hakkında taşıdıkları anlayış, onun varoluşunun sadece tek bir katmanı ile sınırlıdır. Daha önce de söylemiş olduğum gibi, insanların anlayabilmekte olduğu maddenin yüzeyinde, en geniş parçacıklar "gezegenler" ve "galaksilerdir". Ve en küçük parçacıklar da -yani, cihazlar kullanılarak bilinebilecek olan parçacıklar da moleküller, atomlar, atom çekirdekleri, nötronlar, elektronlar, quarklar ve nötronlar içermektedir. Daha küçük olan şey nedir bilinmiyor. Fakat [bilinmekte olan şey], insanoğlunun orijinal maddesinden ve canlı varlıklara biçim veren orijinal maddeden çok uzaktadır. Hatta bilinmekte olan şey, parçacık büyüklüğü olarak -yüz milyonlarca ve de yüz milyonlarca kez ve de sayısız ama sayısız yüz milyonlarca kez küçültülseydi bile, bu hala nihai son olmazdı. Yani, madde işte bu kadar mikroskobik olabilmektedir. Fakat bununla birlikte, madde ne kadar mikroskobik ise, bir bütün olarak, hacmi de bir o kadar fazladır. Sadece tek bir parçacığı göremezsiniz. O tek bir parçacık onun bütün hacminin sadece tek bir noktasıdır fakat o bütünsel, tam bir canlıdır. Dolayısıyla, maddenin parçacığı ne kadar mikroskobik ise, muhtemelen canlının bütününün yüzeyi de bir o kadar geniştir. Maddeyi biçimlendiren parçacıklar büyük olduğunda, biçimlenen düzlem, onunla aynı oranda büyük olmayabilir. İnsanoğlu sadece moleküllerden meydana gelmiş olan boyutu anlayabilmektedir ve ulaşmış oldukları noktadan ötürü de kendilerinden hoşnutlar. İnsanlar günümüz modern bilimindeki çeşitli açıklamalar tarafından sınırlamaktadır ve bunları aşamamaktadır. Örneğin; -içinde yaşıyor olduğunuz bu alanın içerisindeki her şey- hava, su, çelik, demir, tahta gibi, insan vücudunun kendisi de, moleküllerden oluşmuştur. Sanki moleküller âlemindeki bir denizin içinde veya moleküllerden oluşmuş olan üç boyutlu bir resmin içerisinde yaşıyor gibisiniz. Ne kadar uzağa uçabilirse uçsun, bir uzay aracının, moleküllerden oluşan bu boyutun ötesine geçebilmesinin herhangi bir yolu yoktur. Bir bilgisayar ne kadar gelişmiş olursa olsun, insan beyni ile kıyaslanamaz. Tabii ki, insanoğlu hiçbir şekilde gelişim gösterememiştir diye bir şey yoktur; molekülleri, atomları, quarkları ve hatta nötronları anlar bir duruma gelmişlerdir. Fakat bilimin görebildiği, sadece bir noktadır, düzlemin tamamı değil -çeşitli büyüklüklerdeki parçacıkların var olduğu düzlemin tamamı değil. Eğer insanlar bu gibi düzlemleri görebilseydi, evrendeki boyutların gerçek anlamda var olan görüntülerini görebileceklerdi. Bir atom, insanların gördüğü gibi tek bir parçacıktan daha öte bir şeydir. Sadece tek bir parça, eğer sadece tek bir parça büyütülebilseydi ve ardından da ona bakılabilseydi, eğer o parçacık küçük bir gezegen ölçüsünde büyütülebilseydi, canlılar, madde, su, bitkiler ve de o obje üzerinde atomlardan oluşmuş olan maddi şeylerin tüm formları görülebilirdi. Fakat insanoğlu o kadar ilerleyemez.

Aslına bakacak olursanız, insanoğlu sadece iki parçacığın arasında var olmaktadır: Her şeye biçim veren "moleküller" ile gözlerimizle görebildiğimiz en büyük parçacıklar olan "gezegenler" arasında var olmaktadır. Dolayısıyla, [insanlar] moleküler parçacıklar ile gezegenlerin arasında yaşamaktadır. Elbette ki, eğer ben bugün bu konu hakkında konuşmasaydım, bilim adamları bunun farkına varamayacaklardı. İnsanoğlu, gezegenlerin de aynı zamanda bir parçacık olduğu düşüncesini öne sürememektedir. Ve bu sayılamayacak kadar çok olan parçacıklar, daha da büyük parçacıklar biçimlendirir -çeşitli galaksiler gibi ve ardından galaksiler de evrenin daha da büyük sahalarını oluşturur. Fakat bunlar hala en büyük parçacıklar değillerdir. Tabii ki, şu an konuşmakta olduğum kavram, düşünme biçiminizi bir anda çok yüksek bir seviyeye yükseltebilir. Eğer vücudunuz, gezegenler seviyesindeki parçacıklardan oluşan bir vücudun büyüklüğü kadar olsaydı, o durumda Dünyaya yukarıdan baktığınızda bir molekül büyüklüğünde görünmez miydi? İnsanoğlunun madde hakkında sahip olduğu perspektiften bakıldığında, gezegenler gerçekten de parçacıkların bir katmanıdır. Bu, konu hakkında makroskobik bir perspektiften konuşmaktır.

İnsanlar sıklıkla cennete yükselmekten bahsederler, fakat cennet nerededir? "Yukarı" neresidir? Bu evrende "yukarı", "aşağı", "sol", "sağ", "ön", "arka" gibi bir kavram yoktur. Yukarıya gitmek "yukarı" olabilir fakat aşağı doğru gittiğinizde de o aynı zamanda "yukarı"dır. Bu evren yuvarlaktır ve Dünya neredeyse tam ortadadır. Onun sol kısmı yukarıdır, sağ tarafı da yukarıdır; aşağı tarafı yukarı'dır ve yukarı kısmı da yukarı'dır. O durumda bu konu cennetsel bir sırrın önünü açmaktadır. Şu anda söylemiş olduğum gibi, parçacık ne kadar küçük ise düzlem bir o kadar büyüktür. Aslında, bir canlı daha mikroskobik bir seviyeye girmeyi başardığında, zaten daha geniş bir yerin, daha yüksek seviyeli bir yerin içerisindedir: cennetin içerisindedir, çünkü parçacık ne kadar mikroskobik ise, seviye bir o kadar yüksektir. Bu çok geniş bir bakış açısıdır. Evrendeki, henüz açıklamış olduğum bu bakış açısı, sadece tek bir bakış açısıdır -boyutlar ile ilgili sadece tek bir bakış açısıdır. Çok daha karmaşık olan bakış açıları vardır. Elbette, gelecekte Tamamlanmaya ulaştığınızda bunları siz kendiniz göreceksiniz.

Cennet ile ilgili birçok özellikli konu insanoğluna söylenmez. İşin aslı şudur ki, eğer insanoğlunun sahip olduğu bilim çok ileri bir seviyeye çıkarsa veya insanoğlunun içinde yaşadığı boyutun ötesine geçerse, bu durum insanlar için çok daha tehlikeli olacaktır [ki zaten o duruma ulaşmıştır]. Bunun sebebi, insanların, Budaların bulunduğu seviyelere bilimsel ve teknolojik yöntemlerle kesinlikle ulaşamayacak olmalarıdır. Bu kesinlikle yasaktır. İnsanoğlu 7 duygu ve 6 arzuya sahiptir. Ve insanların rekabet, kıskançlık ve şehvet gibi çeşitli türlerde takıntı, saplantı ve tutkuları vardır. Eğer bütün bu şeyler cennete götürülseydi, bu tek kelimeyle felaket olurdu. Budalar ve Pusalar ile kavga patlak verirdi. Kozmik bir savaş gerçekten de meydana gelirdi. İnsanların, taşıdıkları insani düşünme biçimi ile bilim ve teknolojiyi, Budaların seviyelerine kadar geliştirmelerine asla izin verilmeyecek. Dolayısıyla, insanoğlunun bilim ve teknolojisi, sadece önceden belirlenmiş bir rota doğrultusunda gelişmektedir. Eğer onlar çok yüksek bir seviyeye kadar gelişirlerse, insanoğlu ile birlikte yok edilme riski ile karşı karşıya kalacaklardır. Benim gördüğüm senaryo budur.

Şimdi, bu boyuta döneyim. Şu anda ele almakta olduğum boyutlar formu, olaya genel bir bakış açısı ile bakmaktır. Kendi zamanında, Buda Sakyamuni de, evreni belirli bir seviyede ne şekilde algıladığını anlatmıştı. Örneğin, insanlar arasındaki, Üç Diyar içerisindeki ve Üç Diyarın dışındaki belirli bir sahanın içindeki [Sumeru Dağı gibi] özellikli konular hakkında konuşmuştu. Ayrıca, Sumeru Dağının varoluş formu hakkında da konuşmuştu. Sumeru Dağı 4 ana kıta ve cennetlerin 2 ana seviyesi ile çevrilidir. Aslında, Buda Sakyamuni'nin sözleri Çin'de aktarılırken hatalar meydana geldi; Çinceye çevrilirken ve de Hindistan'a aktarılması esnasında hatalar yapıldı. Buda Sakyamuni'nin bahsetmiş olduğu -Sumeru Dağını çevreleyen "cennetin iki ana seviyesi"- kesinlikle cennetin iki ana seviyesi değildir. Ondan ziyade -kavramsal ifadelerle söyleyecek olursak- onlar 2 evrendir. Onlar küçük evren olarak anlaşılmalıdır; evrenin ikinci seviyesi olarak anlaşılmalıdır.

Evrenin ikinci seviyesi ne şekilde anlaşılmalıdır? İnsanların anladığı evren çok büyük sayıda Galaksilerden meydana gelmiştir ve insanların anlayabildiği bu boyutun yapı anlamında tanımı bu şekildedir. Bizim genel olarak bahsettiğimiz evren budur. Bu evrene gelince, biz insanlar bu evrenin bile sınırlarını hiçbir zaman göremeyeceğiz. Dolayısıyla, bu evren, kozmik vücut içerisindeki tek evren değildir. Ayrıca bu evren engin kozmik vücut içerisindeki en büyük parçacık ta değildir. Bu evren ile aynı büyüklüğe sahip olan sınırsız sayıda evrenler vardır ve onlar daha büyük evrenlerin sınırlarını oluştururlar. Aynı zamanda, onların kabukları da vardır, fakat onlar yalnızca daha büyük parçacıkları oluşturmaktadırlar. Bu evren aklın alamayacağı kadar büyüktür ve insanlar tarafından kavranılmazdır. Fakat Tanrılar için, parçacıkların bir katmanının küçük bir kısmından başka bir şey değildir. Ve hatta daha da büyük olan Budaların gözünde, o kadar küçüktür ki, neredeyse hiçbir şey değildir. Düşünme biçimleri, zihniyet ve de fikirler, farklı seviyelerde farklıdır.

Az önce Buda Sakyamuni'nin onaylamış ve aydınlanmış olduğu Sumeru Dağından bahsetmiş oldum. Sumeru Dağı, Samanyolu galaksisinin ve bizim içerisinde yaşamakta olduğumuz güneş sisteminin kuzeyindedir. Fakat "kuzey" kavramını tanımlamak zordur çünkü evrende bu gibi bir kavram yoktur; dünya sürekli dönmektedir. Buda Sakyamuni'nin kullandığı cümlelerden, biz onun [kuzeyde] olduğunu söylüyoruz, böylece insanlar açısından anlamak kolay oluyor. Aksi takdirde, eğer şuradadır dersem, yarın döner ve başka bir yerde olur. Hadi Buda Sakyamuni'nin sözlerini takip ederek, onun kuzeyde olduğunu söyleyelim; onun kuzeyde olduğunu söyleyelim. Peki, bu Sumeru Dağının yüksekliği ne kadardır? Sumeru Dağı, Samanyolu galaksisini ve az önce anlatmış olduğum evrenin, çok büyük sayıda galaksiyi kapsayan evrenin, sınırını aşmaktadır. Hepiniz bir düşünün: Çok büyük sayıdaki, sayılamayacak kadar çok sayıdaki galaksilerin büyüklüğü ne kadardır? Galaksiler arasında belirli mesafeler vardır. Sumeru Dağı bu evrenin ötesine uzamakta ve evrenin ikinci katmanının merkez bölgesine ulaşmaktadır; o işte böylesi büyüklüğe sahip olan bir dağdır. İşin aslı, o, üç dağın bir araya gelmesiyle oluşmuş bir sıradağdır ve birbirine tekabül eden üç dağ, Buda Amitofo, Pusa Guanyin ve Pusa Mahisthimapripta'dır. Buda Amitofo o boyuttaki bir numaralı Buda'dır.

Buda Sakyamuni'nin onaylamış ve aydınlanmış olduğu şeyler, insanların onun hakkında düşündüğü şeyleri aşıp gitmektedir. Buda Sakyamuni, cennetteki birçok hikâyeyi ve önceki hayatları ile ilgili birçok hikâyeyi anlatmıştı. Fakat kendisinin gerçek altyapısının tamamını anlatmamıştı. Nirvana'sının ardından ona ne olduğunu hiç kimse, hiçbir zaman bilmedi.

Hepinizin bildiği gibi, her bir Buda'nın kendisine ait bir cenneti vardır. Buda Amitofo Sonsuz Mutluluk Cennetine sahiptir. Renkli Mineli Dünyaya Hekim Buda tarafından başkanlık edilmektedir. Lotus Cenneti ve Harikalar Cenneti de bulunmaktadır. Ayrıca İsa ve Cennetin Ulu Tanrısı da kendilerine ait cennetlere sahiplerdir. İnsanların da içinde bulunduğu bu Samanyolu galaksisinin sınırlarının içerisinde tekabül eden boyut, 100'den fazla bu gibi cenneti barındırmaktadır. Ve bir de sayılamayacak kadar çok Buda bulunmaktadır. Buda Sakyamuni'nin söylemiş olduğu gibi, Rulay seviyesine ulaşmış olan Buda'ların sayısı, Ganj Nehrindeki kum tanecikleri kadar çoktur. Her bir Rulay Buda, bir cennete başkanlık etmektedir. Dolayısıyla, bu evrenin ne kadar büyük olabileceğini bir düşünün. Buda Sakyamuni evrenin 6. katmanında idi -inmiş olduğu en son seviye, o seviye idi. Bu büyük bir rakamdır -cennetin değil, evrenin 6. katmanı. Orada Dafan Cenneti adında bir cenneti vardır. Buda Sakyamuni, sonradan, insanları kurtarmak için insan toplumuna geldi. Aydınlandığı şeyi takip ederek, kendisine ait olan Fa'yı 49 yıl boyunca aktardı ve geri dönmedi. Bunun sebebi, Buda Sakyamuni sahip olduğu güce ve seviyesine bağlı olarak, sadece yardımcı ruhları kurtarabilirdi ve uygulayıcılarını, sadece tek bir yaşam süresi içerisinde çok yüksek seviyelere ulaştıramazdı.

Günümüzde, Budaların kendilerine ait cennetleri olduğunu biliyorsunuz. Fakat Buda Sakyamuni'nin kendisine ait bir cenneti olduğunu kim duymuştu? Kimse böyle bir şey söylememişti. Buda Sakyamuni'nin tam olarak Saha Cennetinde olduğu söylenir fakat bu Saha Cenneti nerededir? Üç Diyarın içerisindedir. İçinde insanoğlunu barındırmakta olan bu Üç Diyarın içerisindedir. Nasıl olur da bir Buda'nın cenneti sadece burada, bu insan dünyasında var olabilir? Hiç kimse bunu düşünmemiştir. İşin aslı, Buda Sakyamuni her zaman Dafan Gök'ünde idi. O, Dafan Cenneti'nden geldiği için, cennetin o seviyesine bir isim verdi ve ona Dafan Gök'ü ismini koydu. Dafan Gök'ü, şehvetsizlik boyutundaki en yüksek seviyeli cennetin içerisindedir ve o da Üç Diyarın içerisindedir. Peki, neden orada kalıyor ve orayı terk etmiyor? Dafa'nın yayılmaya başlamasından önce, Budist müritlerini izliyordu. Son 2500 yılı aşkın bir süredir, aslında Dafa'nın yayılmaya başlamasını bekliyordu. Buda Sakyamuni'nin gelmiş olduğu en final seviye, Dafan Cenneti idi. Fakat orada sonsuza dek kalmayacak. Bu dönemde, Dafa'nın yayılması için kültürel bir temel oluşturduğu için ve insanlar arasında büyük zorluklara katlandığı için, Dafa'ya asimile edilmesinin ardından, daha da yüksek bir seviyeye ulaşacak. Buda Sakyamuni'nin, sizlere anlatmak istediğim gerçek durumu budur.

Birçok insan bana şu şekilde soruyor: "Shifu, siz kimsiniz?" Benim hikâyeme gelince, bu gerçekten çok ama çok uzun bir hikâyedir. Farklı kozmik vücutların ve evrenlerin bir katmanından, bir diğer katmana, aşağılara doğru inerken, çeşitli seviyelerde reenkarne oldum ve insan dünyasında vücudumdan ayrıldım ve reenkarne oldum; her bir yaşam süresinde, benden birçokları vardı. O kadar karmaşıktır ki, nereden başlandığını bulmak zor. Herkese sadece şunu söyleyebilirim. Gördüğüm kadarıyla, tüm Tanrılar ve Budalar kozmik vücutların ve de evrenlerin içerisinde bulunan canlılar iken, ben bütün kozmik vücutların ve evrenlerin dışındayım.

Evren, oluşum-istikrar-yozlaşma-yok oluş sürecinden geçer ve bu evrenin varoluşu için olan bir yasadır. Evren çok yaşlıdır. Bu evrenin sürecinden daha önceki aşamalarda yaratılmış olan Budaların, Taoların ve Tanrıların yaşı o kadar büyüktür ki, sanki yaşamaktan bıkmışlar gibidirler. Zaman o kadar uzundur ki, Tanrılar geçmişi unutmuş olabilir. Hatta bir zamanlar kim olduklarını bile unutmuş olabilirler. Bir Tanrının bulunduğu seviye ne kadar yüksek ise, geçirdiği zaman bir o kadar yavaş ve onun uzandığı sınır ve hacim, bir o kadar büyüktür. Ve hatta daha da yüksek seviyelerde, oluşum-istikrar-yozlaşma ve yok oluş kavramı o kadar uzar ki, bir yaşam artık onu düşünme ihtiyacı bile hissetmez -işte bu kadar geniştir. O durumda, tüm zamanların ve tüm evrenlerin dışında bulunan mastır Buda, evrenin varoluşunun gerçek anlamının, büyük sayıdaki bu canlılar olduğunu düşünür. En yüksek seviye dışında, farklı seviyelerde sayısız felaketler gerçekleşmiş olduğu için, hiçbir canlı orijinal evrenin nasıl olduğunu bilmiyordu. Yeni olan eskisinin yerine geçtikten sonra, geçmişte olan hiçbir şey artık var olmamaktaydı. Fakat evrenin içerisinde bulunan tüm canlılar geride tutulursa, bu meselenin çözümü zor bir çözüm olur.

Evren doğarken, sayısız Tanrı, evrenin son aşamasında meydana gelecek olan problemleri gördüler. Bütün bu Tanrılar endişelendiler ve kendilerini kurtarmak istediler. Fakat eğer o denli yüksek seviyeli bir kudretli erdeme sahip değiller ise, onu tersine çevirmeleri ve de geri dönmeleri mümkün olmayacaktı. Her bir seviyede bulunan tüm Tanrılar bunu yapmak istedi. O yüzden, tarih boyunca birçok Tanrı buraya geldi.

Fakat geçmişte, evrende var olan bir hakikat vardı ve bu da şuydu ki, eğer kendi seviyesinin bir seviye üzerinde bile bir yaşam var ise, hiçbir seviyenin bunu bilmesine izin verilmiyordu ve yukarıdaki o seviye de, eğer kendisinden bir seviye yüksekte bir yaşam var ise, bunu bilmemeye devam ediyordu. Herhangi bir seviyede bulunan Tanrıların tek bildiği şey, sadece kendilerinin en yüksektekiler olduğu idi. İşte bu yüzden Batıda İsa, babası Yehova'nın Lord olduğunu söylemişti. Yehova gerçekten de Yahudi ırkını yaratmış olan Lord idi -Yehova, Musevi insanların yaratıcısıdır. Yani, o, beyaz Yahudilerin ve onların çeşitli alt seviyelerdeki canlılarının arasındaki en yüksek seviyeli olandır. Fakat başka sistemlerdeki, başka insan ırklarını yaratan Lord'lar da vardır ve dahası, daha yüksek seviyelerde, daha da yüksek seviyelerde ve çok daha yüksek seviyelerde bulunan Tanrılar ve canlılar bulunmaktadır. Sadece düşük seviyeli Tanrılar ile insanlar bunun farkında değildir. Tanrılar, Buda prensiplerini sadece kendi seviyelerinde bilmektedir. Bütün Tanrılar, nihai sonun nasıl olacağını gördüklerinde, evrenin oluşum-istikrar-yozlaşma-yok oluş sürecindeki son aşamasında gerçekleşecek olan korkutucu sonuçları çözüme kavuşturmak için, çeşitli çözüm yolları ile ortaya çıktılar. O yüzden birbirleri ardına dünyaya geldiler ve bu gibi birçok Tanrı dünyaya indi. Bazı Tanrılar kendi evrenlerindeki tüm acıları [en başından, en sonuna kadar] çekti ki, böylece o denli büyük miktarda bir kudretli erdem edinecekleri ve kurtulacakları umudu içindelerdi. Fakat hepsi aynı problemle yüzleşiyordu: hiçbiri en yüksek seviyeli olan canlı değildi. Ve yüksek, daha yüksek ve çok daha yüksek olan seviyelerde problemler ortaya çıktığında, kendi orijinal seviyeleri hala felaketin ortasında kalıyordu. O durumda, dünyaya gelmiş olan çok sayıdaki Tanrı da yok edilecekti. Ve aşağı gelmiş olan çok sayıda Tanrı, bu sorunu [hiçbir sonuç elde edemeden] çözemiyordu. Ayrıca geri de dönemiyorlardı. Aslında bunlar yaşanmaktaydı. Tüm canlıların kurtarılmasında ve yüksek ve daha da yüksek seviyelerdeki Fa'nın yeniden düzenlemesinde, Fa'ya asimile edilmelerinin ardından onların çoğunu geri gönderdim.

Herkes, konuşmakta olduğum şeyin çok yüksek seviyeli olduğunu biliyor. Buda Sakyamuni bir defasında, belirli bir zaman sonra Buda Maitreya'nın geleceğini söylemişti. Bu zaman içerisinde ben geldim, fakat ben Buda Maitreya'nın seviyesinde değilim.

Herkese, çok yüksek seviyeli olan bir başka cennetsel sırdan bahsetmek istiyorum. Bundan daha önce de bahsetmiştim. Hakkında bir şeyler bildiğiniz Rulaylar veya Pusalar gibi, cennetlerde bulunan Budalar konusunda, aslında onların her birinden daha fazlası bulunmaktadır. Onların yaklaşık her 10 yılda bir değiştirilmeleri gerekmektedir. Şu anki Amitofo ilk baştaki Amitofo değildir. Pusa Guanyin'de ilk baştaki Pusa Guanyin değildir. Peki, bunun sebebi nedir? Bunun sebebi insan dünyasının ve Üç Diyarın çok karışık olması ve onların Üç Diyara çok yakın olmalarıdır. Dolayısıyla, burada, aşağıda, bulunan kötü unsurlar onları doğrudan etkileyebilmektedir. Budalar ve Pusalar insanları kurtardıkları için, insanlar Budaları ve Pusaları etkilemeye eğilimlidir. Eğer insanları çok uzun bir süre kurtarmaya devam ederlerse, düşerler. Bu boyutta her 10 yılda bir değiştirilmek zorunda olmalarının sebebi budur, fakat bazı dünyalarda çok uzun zamanlar geçmiş olacaktır. Daha da geniş boyutların belirli alanlarında, zaman çok hızlıdır. Burada geçen her bir 10 yılda, bazı dünyalarda 10 bin yıl geçmiş olabilir. Dolayısıyla bu koşul altında, Budalar ve Pusalar çok uzun bir zaman kalamazlar. Cennette bir kural vardır: herhangi bir seviyede, hangi Tanrı olursa olsun, zamanın belirli bir noktasında, dönüşümlü olarak yer değiştirmek zorundadır; amaç onları korumak ve onların aşağı seviyelere düşmesine engel olmaktır.

İnsan dünyasındaki bazı eski kayıtlar içerisinde bu gibi açıklamaları barındırmaktadır. Fakat insanlar onların neden bahsettiğini anlamamıştır. Hepiniz Pusa Guanyin'in var olduğunu biliyorsunuz, öyle değil mi? Onunla ilgili farklı açıklamalar vardı. Örneğin, Kral Ubhavyha'nın kızı olup, xiulian uygulama yolu ile Pusa Guanyin haline gelmiş olan "Güney Denizi Pusa Guanyin"i vardır. Ve yine Hindistan'da, xiulian uygulayarak Pusa Guanyin haline gelmiş olan "İkili-At Çocuk" gibi örnekler vardır. Onların hepsi gerçektir; sadece birbirlerinden farklı canlılardır. "Pusa" kutsal, görkemli ve büyük bir merhamet taşıyan aydınlanmış bir varlığın imgesidir ve o değişmeyen bir merhametin unvanıdır. Bir Pusa, xiulian uygulayarak yükseldiği her defasında, kendisine Dünya'da bir halef seçmeye başlardı ve kendisinin sahip olduğu orandaki merhameti geliştirmesi için ona yardım ederdi; [seçtiği halef] onunla aynı seviyeye yükselir, onunla aynı oranda kudretli erdeme sahip olur, onunla aynı derecedeki zorluğa katlanma kapasitesine sahip olur ve onunla aynı güce sahip olurdu. O kişi Tamamlanmaya ulaştığında, onu kurtarmış ve kendi yerine onu getirmiş olurdu. Aynısı tüm Budalar, Taolar ve Tanrılar için de geçerlidir. Bu sır, geçmişte en sıkı korunan cennetsel sır olmuştur. Fakat bu sır bugün sizlere açıklandı.

Peki, bunu size niçin anlattım. Bunun sebebi bir şeyi açıklığa kavuşturmak istememdir. Buda Sakyamuni'nin Buda Maitreya'ya ismini telaffuz etmesinden bu yana 2000 yıldan fazla bir zaman geçti. Ve bu zaman esnasında, kaç tane Buda Maitreya'nın gelip gittiğini hiç kimse bilmemektedir! Bez-Torbalı keşiş onlardan biri idi. Maitreya'nın Bez-Torbalı keşiş ile bağdaştırılmasının sebebi budur. Fakat Buda Maitreya'nın imgesi, büyük bir göbeği olan ve sürekli gülümseyen Bez-Torbalı keşişin görüntüsü gibi değildir. O görüntü sadece onun insanlar arasındayken sahip olduğu görüntü idi. Bir Buda kutsal ve muhteşemdir; onların çoğu oldukça genç ve göz alıcıdır. Çünkü seviyeleri ne kadar yüksek ise bir o kadar güzellerdir. Gerçek Buda Amitofo yaklaşık 20 yaşlarında görünür, Pusa Guanyin yaklaşık 17 veya 18 yaşlarında gibi görünür ve Pusa Mahisthimapripta yaklaşık 15 veya 16 yaşlarında görünür. İnsan fikir ve kanıları, 40'lı yaşlarında olan bir insanı istikrarlı ve inanılır bir kişi olarak gördüğü için, onların görünümleri öyle yapıldı -o, hayat içerisinde hiçbir şekilde baştan çıkmayan bir safhaya ulaşmıştı. Fakat cennette, bir Tanrının düşüncesi, onun bilgeliği ve âleminin seviyesi tarafından belirlenir. Bir Tanrının seviyesi ve bilgeliği, onun yaşı tarafından belirlenmez. Sıradan insanlar, daima sıradan insan algılayış biçimini kullanmaktadır.

O halde, bu yaşamdaki Buda Maitreya -yani ben Fa'yı yaymaya başlarken veya en son Buda Maitreya, aslında xiulian yolu ile dönüşmüş olan bir dişi idi. Fakat Maitreya erkek imgesine sahiptir. İşin aslı, o zamanlar, "Maitreya"nın antik Hindistan dilindeki telaffuzu, çok da doğru değildi ve Mandarin Çincesine çevrilirken daha da fazla anlam kaybetti. "Milai" veya "Mile," olarak telaffuz edildi ve başka telaffuz şekillerine de sahipti. Gelecekte, onun nasıl doğru biçimde telaffuz edildiğini size söyleyeceğim. Bu döngüdeki Buda Maitreya, üstlenmiş olduğu sorumluluğu bitirmek üzereyken, benim ortaya çıkmaya başlama zamanım idi, fakat ben onların seviyesinde değilim. Kozmik vücutlarda bulunan tüm Tanrılar, benim tüm seviyelerdeki canlıları Buda Fa ile ve de bir Buda imgesi taşıyarak kurtarmaya geldiğimi biliyor ve Maitreya'nın geldiğini de kabul ediyorlar. Buda Maitreya miras olarak almış olduğu şeyi bana aktardı. Fakat hiçbir Tanrı benim asıl olarak nereden geldiğimi bilmemektedir. Sadece yaşamları kurtarmak için dünyaya gelecek olan kişinin dünyaya gelmiş olduğunu biliyorlar; bu arada hepsi beni [bir tapınakta keşiş olarak yaşama] formunu benimsemem konusunda sıkıştırıyor. Fakat ben bu yolu izlemedim. Neden bunu o şekilde yapmadım? Çünkü ben çok daha büyük şeyler yapmak istiyordum ve çok daha büyük bir görevim vardı. Üstelik günümüzde insanlar artık Budalara inanmıyorlar ve çok az sayıda keşiş ve ruhban sınıfından olmayan Budist var. Tapınaklara giden inançlı insanların sayısı, toplam insan sayısı ile karşılaştırıldığında çok az kalıyor. Dharma'nın Son Döneminde, çok büyük oranda insan Budalara inanmıyor. Bir tapınakta yaşamak, insanları geniş çapta kurtarmama engel olacak ve büyük sayıda insanın Fa'yı edinmesine olanak tanımayacaktı. Ve eğer ben bir tapınakta kalsaydım, muhtemelen diğer dinlerin takipçileri Fa'yı edinecekti. Durumun bu olduğunu gördüm. O yüzden de bir keşiş olmayı değil de, ondan ziyade, Fa'yı sıradan insanların arasında yaymayı seçtim.

Elbette burada bir konu var ve bu konu birçok keşişin anlamadığı bir noktadır. İnsanlar benim öğretmekte olduğum şeyin Budaların prensipleri olduğunu ve "Buda Fa" olduğunu biliyor. Fakat bu, Buda Sakyamuni'nin öğretmiş olduğu Dharma değildir. İşin aslı, insanları kurtarmaya gelmiş olan ben değil de bir başkası olsaydı, o da Buda Sakyamuni'nin kelimelerini tekrar etmezdi. Farklı bir kişi Buda Sakyamuni'nin öğretmiş olduğu şeyleri öğretmezdi. Hepsi Buda Yasasını öğretir fakat öğrettikleri şeyler Budaların kendilerinin aydınlamış olduğu Fa prensipleri olacaktır. Mesele bu değil midir? Günümüz keşişlerinin içinden çıkamadığı en büyük kafa karışıklığı, onların Buda Sakyamuni'nin Buda Fa'yı öğreten tek kişi olduğuna inanıyor olmaları ve sadece Sakyamuni'nin öğretmiş olduğu şeyin "Buda Fa" olduğuna inanmalarıdır. Onun Buda Fa'nın sadece küçük bir parçası olduğunu ve onun Buda Sakyamuni'nin onaylamış ve de aydınlanmış olduğu küçük bir parça olduğunu bilmiyorlar. Üstüne üstlük, Buda Sakyamuni bildiği her şeyi öğretmedi, sadece insanların bilmesine izin verebileceği kadarlık kısmı öğretti. Aslında Buda Sakyamuni, önceki 6 Buda'nın öğretmiş olduğu Fa'yı da öğretmedi. Ve dahası, benim bugün öğretmekte olduğum şey tüm evrenin doğasıdır -tüm "Fa"ların özüdür. Buna tüm Budaların, tüm Tanrıların ve tüm Taoların sahip olduğu Fa'lar dâhildir.

Eğer Üç Diyar ve insan ırkı, Fa-düzeltmesinde, gereken doğru rolü oynarsa, geleceğin insan ırkı sınırsız kutsamalara sahip olacaktır. Ben gelirken, istediğim her şey çok yüksek bir seviyede yaratıldı ve reenkarnasyon yoluyla bu dünyada doğdu. Sahip olduğum kudretli erdem, tüm seviyelerin ötesinden her şeyi kontrol etmektedir. Benim burada olduğumu söyleyebilirsiniz, fakat beni Üç Diyar'daki canlılardan ayıran kaç adet parçacıklar katmanı olduğunu hiç kimse bilmemektedir Kendimde, evrenin varoluşunu biçimlendiren en temel elementleri barındırmaktayım, fakat onların içerisinde değilim. Ben, evrende var olan bütün bilgeliklere biçim veren kaynağım, fakat hiçbir şey istemiyorum. Öte yandan, canlı varlıklar evrenlerin farklı seviyelerinden olan maddelerden oluşmuştur. Benim burada olmadığımı söyleyebilirsiniz, fakat [her ne kadar ben insanoğlunun seviyesinin içerisinde olmasam da] kendimi insan dünyasında gösteriyor, insan dünyasında tezahür ediyorum. Bu kısa ve özetlenmiş bir açıklamadır. Gelecekte uygun bir zaman içerisinde insanlara bundan bahsedeceğim fakat çok fazla açıklayamam, çünkü zaten insanoğlunun çok şey bilmesine müsaade edildi. Her ne kadar içinde bulunduğumuz bu zamanı takip eden birkaç yıl içerisinde, insan ırkı, bugün gerçekleşmekte olan her şeyin bir peri masalı olduğunu düşünecek olsa da.

Herkesin bildiği gibi, Çin hükümetinin en korktuğu şey, insanların 19. yüzyılın sonlarındaki "The Boxers" gibi organizasyonlara benzeyen organizasyonlar kurması veya yetkililere karşı başkaldırı yaratmaktır -o, gücü kaybetmekten çok korkar. Bizim politika ile hiçbir ilgimizin olmadığını, politikaya kesinlikle bulaşmadığımızı, politika ile kesinlikle ilgilenmeyeceğimizi sıkça tekrarlıyorum. Eğer ben, Li Hongzhi, politika ile meşgul olsaydım, bugün yaymakta olduğum şey, şeytani bir uygulama olurdu. Şu an söylemiş olduğum şeyi hatırlamak zorundasınız. Tarihte, Ben -Li Hongzhi, bu Fa'yı nasıl yaydıysam ve bu işi nasıl yaptıysam ve sizden bunu nasıl yapmanızı istediysem, bunu kuşaklar boyu takip etmeli ve onun hiçbir şekilde sapmamasını sağlamalısınız. Gelecek kuşaklar sizlere bırakmış olduğum uygulama formunu takip etmelidir. Herkesin bildiği gibi, bizim gevşek bir yönetim şeklimiz vardır, paraya elimizi sürmüyoruz, unvanlarımız ve görevlilerimiz yok. Uygulayıcılar paraya dokundukları anda meseleler karmaşık bir hale gelir. Zenginlik ve şöhret, insanların uygulamasındaki en büyük engellerdir.

Elbette ki, sizler sıradan insan toplumu içerisinde olduğunuz için yaşama biçiminizi sürdürebilirsiniz. Para kazanmaya gidebilir, sıradan insanlar arasında bir yetkili olabilir ve aynen diğer insanlar gibi iş yapabilirsiniz. Bunların hiçbiri, uygulamanızı etkilemeyecektir. Benim sizlere aktarmış olduğum uygulama formu, işte bu şekildedir. Xiulian uygulamasının bu formunda, herhangi bir konum teklif edilmez, "Buda Fa" para kazanmak için kullanılamaz ve hiçbir asistan merkezi para bulunduramaz. Buna uygulama biçimi tarafından karar verilir. İnsanlara böylesine büyük bir Fa aktarılıyor ve bu sadece 3 veya beş yıllığına bir sansasyon yaratmak için değildir. Gelecekte Fa'yı elde edecek olan daha fazla sayıda insan olacağını biliyorum. Fa'yı elde edecek olan oldukça fazla sayıda insan olacak -sayı oldukça fazladır. Dahası, bu Fa ne sadece insanoğluna, ne de sadece Çin'e aittir; tüm dünya ve çok daha fazla sayıda canlı Fa'yı edinmektedir. O, evrenin Fa'sıdır, o yüzden herkes onun değerini bileceğinden emin olmalıdır.

Önceden onun ne olduğunu bilmiyordunuz ve özellikle de, ilk öğretmeye başladığım dönemde, onu bir qigong uygulama biçimi olarak öğretmiştim. Çünkü insanların Fa'yı anlamalarını sağlayacak bir sürece ihtiyaçları vardır; eğer birden bire bu denli yüksek seviyeli bir Fa'yı öğretseydim bir işe yaramayacaktı. O zaman herkese qigong'un niçin tarihin bu döneminde ortaya çıkmış olduğunu söylemek istiyorum. O, benim bugün bu Yüce Fa'yı öğretmem için gereken hazırlığın yapılması idi. Qigong ustaları niçin olduğunu bilmiyorlardı ve o sahte qigong ustalarının da bilmesi olası değildi ve o sahte olanlar hala toplum içerisinde dolanıyorlar. Gereken ön hazırlıkları yapma rolünü gerçek anlamda oynamış olanlar, esasen görevlerini tamamladılar ve o dönemde, bazıları da, kendilerinden, öğretmeyi hemen bırakmalarının istendiğini de biliyordu. Eğer onlar qigong'u öğretmek için ortaya çıkmamış olsaydı, qigong çok geniş çapta yayılmayacaktı ve o durumda da, bugün öğretmekte olduğum böylesi yüksek seviyeli bir Fa'yı insanların anlamasını sağlamak konusunda sıkıntılar yaşayacaktım. Qigong'un ortaya çıkmasının sebebi budur. Yüce Fa için hala karışıklık yaratmakta olanların, bütün o kişilerin sonunun iyi olmayacağını söylememin nedeni budur. Aslında, onlar şu an zaten cehennemdedir; sadece dünya üzerindeki yaşamları henüz sona ermemiştir.

Dafa yayılması sırasında büyük dertler ve sıkıntılar geçirmişti ve kolay bir süreç olmamıştı. Bu doğru ve erdemli bir uygulamadır ve kaçınılmaz olarak, engellemeler ile karşılaşacaktır. Bunun sebebi, doğru ve erdemli olan bir şey belirdiğinde, erdemli olmayan veya yeterince erdemli olmayan şey, sıkıntı yaratacaktır. Bir şey öğretildiğinde ve her şey süt liman gittiğinde, şeytan ile birlik olmuş olmalıdır ve dolayısıyla da herhangi bir sıkıntı yaşamayacaktır. O uygulamalar için, sıkıntılar yoluyla ortaya çıkan doğru düşüceler ve doğru hareketlerden yoksun olarak, dünya insanlarına bırakılacak olan hiçbir referans ve hiçbir kudretli erdem olmayacaktır. Gelecekte karşılaşacağımız sıkıntılar ne olursa olsun, onları doğru algılamalısınız.

Bu evren şeytanların var olmasına müsaade etmektedir. Niçin var olmalarına müsaade ediliyor? Sizlere bir prensibi söylüyorum: karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme prensibi, evrenin düşük seviyelerinde var olan bir prensiptir -özellikle de Üç Diyar içerisinde. Karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme prensibi niçin var olmaktadır? Evrenin belirli bir kavramının orta seviyesinde, iki türde madde bulunmaktadır. Bu iki madde aşağı doğru giderek daha da fazla bölündüğünde, iki farklı türde madde haline dönüşür. Çünkü daha aşağı daha az güzel, daha yukarı daha güzeldir. Maddeler aşağı doğru daha fazla bölündükçe, aradaki farklılık da büyür. O durumda, bu iki türdeki madde, evrenin düşük seviyelerine doğru ilerledikçe, aralarındaki fark kendisini fazla gösterir ve onlar aşağı doğru ilerlemeyi sürdürdükçe aradaki farklılık büyür. Onlar aşağı doğru ilerledikçe, bu iki maddenin zıt doğaları kendisini gösterir. Ve daha da aşağı doğru ilerledikçe, sahip oldukları zıt doğa, oldukça aşikâr bir hale gelir. Böylece, karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme prensibi biçimlenir. Daha aşağıda, Taichi'deki yin ve yang teorisi oluşur. Daha da aşağıda, özellikle de insan ırkının katmanında, karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme prensibi özellikle göze çarpar bir durumdadır. Budaların seviyesinde. Bir Buda tam olarak nedir? Bir Buda, evrenin koruyucusudur. Bir Rulay Buda, bir cennetin Fa Kralıdır. O, yönetmek için hiçbir yönteme başvurmaz: sahip olduğu merhameti ve de kudretli erdemi kullanır. Ona ait olan canlıların hepsi onun cennetinin standartlarını karşılamaktadır ve her şey çok güzeldir. O seviyedeki, karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme prensibi bağlamında, "Fa Kralı Buda"ya karşıt olan şey, "Şeytan Kral"dır.

Şeytan Krala gelince, herkes Tantrik Budizm'i bilmektedir, öyle değil mi? Tantrizm'in insan toplumunda yayılamayacağını ve sadece özel bir biçimde uygulanabileceğini birçok kereler söylemiştim. Peki, bunun sebebi nedir? Çünkü Tantrizm hem "erdemli aydınlanmış varlıkları" hem de "şeytan kralları" geliştirir; hem Budaları (Fa Kralları) hem de Şeytan Kralları geliştirir. Eğer bütün bunlar toplum içerisinde öğretilseydi, bir düşünün: toplum için ne gibi sonuçlara sebep olurdu? Problemin kökü işte burada yatmaktadır. En başından beri Tantrizm'in toplum içerisinde yayılamayacağını ve sadece tapınaklarda uygulanabileceğini söylememin nedeni budur. Toplum içersinde yayılanların hepsi sahtedir ve aldatmaya yöneliktir. Karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme prensibi, kendisini sıradan insanların yaşadığı bu düzlemin içerisinde gösterdiğinde, hem insanlar hem de hortlaklar var olmaktadır. Onlar bu şekilde var olmaktadır ve bu birbirine karşılıklı tekabül eden prensipler, eş zamanlı bir biçimde var olmaktadır. Fakat tam olarak bu birbirine zıt olan doğanın var olması ve de karşılıklı-üretim, karşılıklı-engelleme prensibinin var olması insan toplumundaki durumun ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Ve bu durum, benim bugün Fa'yı aktarırken ki durumu da içermektedir. Yani şöyle ki, inanan insanlar vardır ve de inanmayan insanlar vardır. Dünya insanları arasında iyi olanlar olduğu gibi kötü olanlar da vardır; bencil olmayan insanlar olduğu gibi bencil olan insanlar da vardır; Açık fikirli insanlar olduğu gibi dar fikirli insanlar da vardır. Pozitif ve negatif bir arada var olur ve bu, karşılıklı bir ilişkidir. Bu tezahürlerin tamamı, insan toplumunun içinde bulunduğu durumu oluşturmaktadır.

Aynı şey, insan toplumundaki herhangi bir şey için de geçerlidir. Eğer iyi bir şeyler elde etmek istiyorsanız, eşit oranda bir karşı koyuştan veya engellemeden geçmeden bunu başaramazsınız. Bu durum karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme prensibinin neden olduğu bir sınırlamadır. Tam olarak bu prensibin var olmasından dolayı ve de şeytani engellemelerin var olmasından dolayı sizler açısından bir şeyleri başarmak kolay değildir. İşinizi başarıyla tamamlamak için çaba sarf etmek zorundasınız. Çaba göstermenizin ve onun için çalışmanızın ardından ve de birçok zorluğun üstesinden gelmenizin ardından onu elde edersiniz. Sadece bunun ardından onun değerini bilir ve mutlu olursunuz. Bir şeyler, elde etmesi zor olduğunda değerli olur ve sadece bunun ardından zaferle gelen başarının keyfini çıkarırsınız. Eğer karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme prensipleri olmasaydı; eğer şeytanlardan gelen engellemeler olmasaydı; eğer her yaptığınız şeyi kolaylıkla başarabilseydiniz ve de hiçbir şeytani doğa var olmasaydı, elde ettiğiniz şeyin değerini bilmez, onun değerli olduğunu hissedemez ve kazandığınız başarının ardından onun keyfini süremezdiniz. Hepiniz şunu bir düşünün: hayatın sıkıcı ve anlamsız olduğunu düşünecektiniz. Her şey kolaylıkla yapılabildiğinde, hepsi anlamını yitirecekti. İnsanlar hayatın anlamsız ve tatsız tuzsuz olduğunu hissedecekti. Dolayısıyla, zorluğun istenmeyen bir şey olduğunu düşünüyor olabilirsiniz, fakat o bu rolü oynamaktadır.

İnsanlar niçin bana: "Shifu, niçin bütün şeytanları temizlemiyorsunuz?" diye soruyor. Eğer ben bütün şeytanları temizleseydim, bugün artık hiçbir şekilde xiulian uygulayamazdınız. Fa içerisinde sarsılmaz bir biçimde kalıp kalamayacağınızı görmek için, kimse sizi test etmezdi. Şeytanlardan gelen engellemeler olmadan, belirli saplantıları terk edemezdiniz. Ve şeytanlardan gelen engellemeler olmadan, karmayı yok edemezdiniz. Gerçek budur. İnsanlar, objeler ve canlı varlıkların tümü bu iki özelliğe sahiptir. İnsanlar hem Buda doğasından hem de şeytan doğasından oluşturulmuştur. Kendinizi Buda prensipleri ile geliştirirken, aslında şeytan doğanızı terk etmektesiniz. İnsanlar kendilerini bıraktıklarında ve ahlak değerleri tarafından sınırlanmadıklarında, o durum şeytan doğasının tamamen işbaşında olmasıdır. İnsanlar baştan çıktığında, isterik çığlıklar attığında ve ruh hallerini kaybettiğinde sahip oldukları şeytani doğaları eksiksiz bir biçimde iş başındadır. Şu anda, on binlerce şeytan ortaya çıkmaktadır; toplumun her alanında varlar ve insanları, şeytan doğalarının ortaya çıkması için sevk ediyorlar. Güzel sanatlar işlerinde, gösteri sanatlarında ve edebiyatta, doğru düşüncelerden yoksun olan kasıtlı ifadelerin -sanki azgın bir durum içerisindeler- hortlaklardan ve şeytanlardan hiçbir farkı yok. Yarı-erkek, yarı-kadın gibi görünen erkekler tuhaf stillerdeki uzun saçları ile övünüyor. Ve bunun bir sanatçının veya müzisyenin görüntüsü olduğu söyleniyor. Aslında bunların hepsi, şeytan doğası tarafından yönlendirilen sapkın zihniyetlerdir.

Sadece ahlak değerleri ile kendisini sınıflayanlar Buda doğasını sergilerler. Budalığı geliştirmek ne demektir? Şeytan doğanızı terk etmek ve Buda doğasına asimile olmak demektir. Konuşmuş olduğum şeyler çok yüksek seviyeli ve çok özeldir. Bugün bütün söyleyeceklerim bu kadar. (Uzun coşkulu alkış)


Açıklama: "Cennetin Ulu Tanrısı", Laozi'nın Tao Okulunda ve Çin kültüründeki diğer ismidir.