Kuzey Amerika'daki İlk Fa Konferansında Fa'yı Öğretme
Li Hongzhi
(29-30 Mart 1998, New York)
Burada bu konferansa katılmak için bulunuyorum ve diğer herkes gibi ben de sizlerin uygulama deneyimlerinizi dinlemek istiyorum. Bu konferansın daha ilk başta düzenlenmesini öneren bendim. Daha önce Amerika'da Dafa öğrencilerinin deneyimlerini paylaştığı ulusal çaplı bir konferans hiç düzenlemediğimiz için, öğrencilerin bir araya toplanmalarının ve birbirleri ile deneyimlerini paylaşmalarının çok faydalı olacağını düşündüm, ayrıca bunun için de doğru zaman. Fa'yı öğretmek için Amerika'ya en son gelişimden bu yana bir yıl geçti. Hepiniz bu bir yıl boyunca yaptığınız uygulama yoluyla gelişim kaydettiniz. Özellikle Fa'yı duyduğunuz son seferden sonra, hepiniz bunun sizin gelişiminizi belirli bir derecede hızlandırdığını hissettiniz. Fakat ne derece gelişim gösterdiğinizi anlamak açısından, deneyimlerinizi paylaşmanız sizin için faydalı olacak sanırım. Buna ek olarak, bu bizim Dafa'mızın daha fazla yayılmasını da hızlandıracaktır.
Onun yayılmasından bahsedecek olursak, şu an için yanlış bir kavrayış, yanlış bir algılayış var. Bazı kişiler şöyle diyor: "Shifu bize gerçek xiulian içerisinde acele etmemizi öğretti." Tüm zamanlarını ayıracakları uygulamaları dışında, her şeyi bırakmaları gerektiğini söylemek istediğimi düşünüyorlar. Elbette ki, artık bundan sonra sıradan insanların yaptıkları işleri yapmamamız gerektiğini söylemek istememiştim. Sizler sıradan insan işleri ile xiulian uygulaması arasındaki ilişkiyi gerektiği şekilde dengeleyebilirsiniz. Asıl sorun şu ki, Fa'yı çalışma işini ciddi bir biçimde ele almamaktasınız. Siz Fa'yı elde ettiniz, fakat henüz hala elde etmemiş olan insanlar var. Aslında, sizlere söyleyeyim ki günümüz insan toplumunda yaşayan hiçbir insan, bir insan olmamalıdır. Bununla ne demek isteniyor? Ben, çok çok antik bir zamanda, bu Fa'yı öğretmek için zaten düzenlemeler yaptım. Buna ek olarak, öğretilmekte olan şey böylesi muazzam bir Fa'dır -tüm kozmosun Fa'sı. En son defasında, San Francisco'da, sizlere kozmosun yapısını açıklamıştım. Birçoğunuz bundan bir anlayış elde etti ve şöyle düşündü: "Evet, demek ki kozmosun yapısı bu şekilde." Aslında, size şunu söyleyeyim: En son defasında size kozmosun yapısı hakkında öğretmiş olduğum konsept -sizin akıl almaz derecede inanılmaz bulduğunuz konsept- bu engin kozmik vücut içerisinde hala bir toz zerreciğidir. Bu bakıştan, kozmosun ne kadar büyük olduğunu bir düşünün. İnsan toplumu içerisinde, bu denli sınırsız ve uçsuz bucaksız bir Fa öğretildiğinden dolayı, bir kişi için ona asimile olmanın ne kadar kolay olduğunu bir düşünün. En basit şekilde bir örnek vereyim: Eğer bir talaş parçası bir çelik döküm ocağına düşerse, bir an içerisinde göz açıp kapayıncaya kadar buharlaşıp, gözden kaybolur. Bizimkisi gibi böylesine sınırsız bir Fa için, sizin gibi bir kişiyi asimile etmek, karmanızı yok etmek, yakışıksız düşüncelerinizi yok etmek ve bunun gibi şeyler çok zahmetsiz olacaktır. Fa'nın bu kadar güçlü olmasına rağmen, biz niçin bunu bu şekilde yapmıyoruz? Sıradan insan toplum içerisinde bunu yapamayız, çünkü bu şekilde yapılacak uygulama, uygulama olarak kabul edilemezdi. Ondan ziyade bu "yeniden yaratmak" olarak kabul edilirdi ki bu sizi tamamen elden çıkarmak ve bir başkasını yaratmak anlamına gelirdi. Bu yüzden onun siz olmanız, siz kendiniz olmanız için, gerçek anlamda xiulian uygulamalısınız. Bununla birlikte xiulian sürecinde pek çok xinxing testi ortaya çıkacak ve Dafa için olayları layıkıyla ele almaya çabaladıkları için ve bu gibi şeyler için, öğrenciler arasındaki zayıf işbirliğinden kaynaklanan sürtüşmeler olacak. Bütün bunlar kaçınılmazdır -sadece siz bunu anlamıyorsunuz.
Bir Fa topluma açıklandığı zaman kendi sıkıntılarına sahip değilse ve gelecek kuşaklara kudretli bir erdem bırakmıyorsa, ben ona çarpık bir yol derim. Onun hiç bir yüce tarafı yoktur, onun için sevinecek bir taraf yoktur ve gelecek kuşaklara hiç bir erdem kalmayacaktır. Kesinlikle böyle olacaktır. Benim öğretmekte olduğum bu Fa'yı öğrendiğiniz ve uygulayabildiğinizde, hala, başka insanların kendilerini nasıl geliştirebileceklerini ve Fa'yı nasıl elde edeceklerini göz önünde tutmalısınız. Az önce de söylediğim gibi, bugünün insan toplumunda bulunan hiç kimse buraya insan olmak amacı ile gelmedi Fakat hemen hoşnut olmayın -eğer Fa'yı elde edemezseniz veya xiulian uygulayarak geri dönemezseniz, sadece bir insansınız. Hatta daha da aşağı düşebilirsiniz ve gerçekten de insanlardan bile daha düşük bir varlık haline gelebilirsiniz. Bu yüzden, aynı zamanda Fa'yı yaymanın öneminin farkına varmalısınız. Bu mesele hakkında söyleyeceklerimin hepsi bu kadar!
Birçok öğrenci yüksek seviyeli ve daha önceden duyulmamış şeyler konuşmamı istiyor. Eğer bu takıntı terk edilmez ise Tamamlanmaya ulaşamayacaksınız -bu doğru değil midir? Her takıntı bir engeldir. Sizlere söyleyebilirim ki, şu anki günümüz toplumunun gelişimi ve onun bütün gelişim süreci, oluşumu ve evrimi, aslında, uzaylı varlıklar tarafından kontrol edildi ve ilerletildi. Bugün bu konuyla ilgili konuştum. Eğer antik Çin kültürünün dilini kullansaydım muhtemelen onu daha eksiksiz ve net bir biçimde açıklayabilirdim, fakat şu anda onu anlayamazdınız. Sizin bütün zihinsel durumunuz, şu anki çağdaş insanın sahip olduğu zihinsel durumdur, bu nedenle öğrettiklerimde, aslında çok sığ ve yüzeysel olan modern bilimin bilgisini katmak, bütünlemek zorundayım. Onun anlayışı çok ama çok yüzeyseldir. Çağdaş bilim olarak bilinen şey insan gözleri ile görünen fiziksel boyut ile sınırlıdır -üç diyar içerisindeki sadece tek bir boyut ile. Peki, o zaman üç diyar içerisinde kaç tane katman vardır? O kadar fazladır ki, kaç tane olduğu sayılamazdır ve insanoğlu sadece bunlardan birinin içinde yaşamaktadır. Sahip olduğunuz bir çift gözünüz sadece bu tek bir katmanın içerisinde olanları görebiliyor; sadece bu alana hapsedilmişlerdir. Bu geniş evren insan zihni tarafından asla kavranamaz çünkü zihniniz kapasiteden yoksundur. İnsan dili çok yüksek seviyelerdeki kozmosun nasıl var olduğunu tanımlayamaz. Bunun için bir sözlük yoktur -ne de bir konsept. Hiçbir şey onu net bir biçimde açıklayamaz. Bu yüzden insan dili yüksek seviyeli şeyleri öğretmek için kullanılamaz. Sadece xiulian esnasındaki süreklilik arz eden gelişiminiz yoluyla siz, siz kendiniz, bunu aşamalı olarak, yavaş yavaş anlayabilir veya buna aydınlanabilirsiniz. Fa'yı okurken, Fa size bunu işaret edecektir.
Bu Fa nasıl oluyor da böylesi muazzam bir etkiye sahip olabiliyor ve sizlerin bu gibi yüksek seviyeli prensipleri elde etmenizi sağlayabiliyor? Aslında, sizlere söyleyeyim ki, bir kitap, yani sıradan insanların yapraklardan oluşan ve beyaz kâğıt üzerine siyah mürekkep ile yazılmış kitapları, hiç bir şekilde bir etkiye sahip değildir. Onun tüm yapabildiği, insanlar tarafından bilinen en basit insan prensiplerini ayrıntıları ile açıklamaktır. Eğer içinde derin anlamlar taşımasaydı, Zhuan Falun kitabı da daha farklı olmazdı. Zhuan Falun kitabını defalarca ve tekrar tekrar okuyarak, aşırı derecede yüksek seviyelerdeki prensipleri görebiliyor olmanızın ya da onlara aydınlanıyor olmanızın sebebi nedir? Bunun sebebi, her bir kelimenin ardında sayısız, tabaka tabaka Buda'lar, Tao'lar ve Tanrı'lar bulunmaktadır. Sayıları, sayılamayacak miktardadır. Kendinizi hangi yükseklikteki seviyeye kadar geliştirebilirseniz geliştirin, siz salonda bulunanlar, gelecekte Tamamlanmaya ulaştığınızda bile, hala onun sonunu göremeyeceksiniz. Eğer bu kitaba göre uygulama yaparsınız, hangi yükseklikte bir seviyeye ulaşabileceğinizi bir düşünün. Sizin için gelişim zamanı geldiğinde, bir kelimenin ardında bulunan tüm Buda'lar, Tao'lar ve Tanrı'lar bunu görebiliyorlar. Siz yeni bir seviyeye yükseldikçe ve size o seviyenin prensiplerini bilme yetkisi verildikçe, size o cümlenin veya o cümle dizisinin altındaki gerçek anlamı gösterirler; bir anda anlarsınız. Aslında bu sizin daha zeki bir hale geldiğiniz anlamına gelmiyor, ondan ziyade onlar size kasten bunu gösteriyorlar ve böylece siz de farkına varıp anlıyorsunuz. Bu yüzden bununla ilgili sıkı bir gereksinim bulunmaktadır: eğer xiulian uygulama yoluyla o seviyeye ulaşmamışsanız, o seviyenin prensiplerini bilmenize kesinlikle izin verilmez. O seviyenin prensiplerini anladığınızda, zaten o seviyedesinizdir.
Birçok öğrencimiz endişeleniyor çünkü sıklıkla uygulama gelişimlerinin yavaş ilerliyor gibi göründüğünü ve yakışıksız düşüncelerin ve kötü zihinsel durumların sıklıkla ortaya çıktığını hissediyorlar. Aslında sizlere endişelenmemeniz gerektiğini söyleyeyim. Her ne kadar benzerlikler olsa da, bizim bugün uygulamakta olduğumuz xiulian formu geçmişteki tüm uygulama formlarından farklıdır. Onlardan farkı ise biz herhangi bir küçük Fa veya küçük Tao'nun yolunda yürümüyoruz. Onlara da benziyoruz çünkü tüm antik dönem Fa'ları, bizim bugün öğretmekte olduğumuz kozmosun bu Dafa'sının sadece en düşük ve en limitli xiulian uygulama formlarına aitti. Elbette ki, Dafa'nın öğretilmesinde, insanların kurtarılması için, sahip olduğu güçler, aldığımız yol ve kullanılan yöntemler en iyi seçimlerdir. O halde bu Fa nasıl böylesine bir rolü üstlenemez? Daha önce bahsetmiştim, kitabın cümlelerinde derin boyutlar var olmaktadır.
Size bahsetmiş olduğum Buda'lar, Tao'lar ve Tanrılar sahte değillerdir -onlar bu Fa'da tezahür eden gerçek Buda'lar, gerçek Tao'lar ve gerçek Tanrı'lardır. Onlar bu kudretli güçlere sahiplerdir. Her bir kelimenin arkasındadırlar fakat son derece büyüyebilirler; bununla birlikte sorumlulukları da öyle. Onlar Fa'nın tezahürüdür. Bu yüzden bir kişiyi asimile etmek bu Fa için kolaydır. Geçmişteki bütün Fa'lar ve xiulian uygulama formları, sadece, kozmosun bu sınırsız Fa'sının çok düşük seviyeli birkaç formu idi ve onlar oldukça düşük seviyedeydiler. Zaman uygun olduğunda, sizlere kozmosun belirli seviyelerindeki düzenleri hakkında daha fazla şeyler anlatacağım.
Öncelikle, Fayı çalışmanın önemi hakkında konuşalım. Yani bir başka deyişle, sizin daha fazla gelişmenizi Fa'yı çalışmak sağlayabilir. Bunun sebebi, Fa'nın ardında derin anlamları olmasıdır. Neden başka hiç bir kitap bu seviyeye ulaşamaz? Neden bu etkiyi yaratamazlar? Gerçi hiçbir şeye ama hiçbir şeye sahip olmadıkları doğru olmasa da, bunun sebebi onların ardında hiçbir şeyin olmamasıdır, çünkü herkesin kendi durumu farklıdır. Sizlere sıklıkla kötü dinlere ait olan kitapları tutmamanızı söylüyorum. Elbette çarpık veya kötü dinlere veya kötü qigong'a ait olanlardan bahsediyorum, çünkü onların cümleleri de arkalarında birtakım belirli şeyler barındırmaktadır ve sahip oldukları bu şeyler içlerine gömülü bir durumdadır. Fakat o şeyler Buda'lar, Tao'lar veya Tanrı'lar değil, futiler, hortlaklar, ruhlar gibi v.s şeylerdir. Bir insan vücudu bir elbise gibidir ve kişinin zihni tıpkı bir şapka gibidir. Onları kim giyerse, o olurlar. Bu neden böyledir? İnsanlar o kadar güçsüzdür ki, herhangi bir şey onları kontrol edebilir ve müdahale edebilir. İnsanlar acınası durumda değiller midir? Evet, peki ne olacak? İnsanlar bu seviyeye kendi yaptıkları neticesinde düştüler. Aslında, her birimiz için ve Fa'yı çalışmakta olan siz burada oturanlar için kolay olmadı -her türlü engellemeye ve sıkıntıya sahipsiniz. Her ne zaman Fa çalışmak isterseniz iş ile meşgul bir hale geliyor, zaman yetersizliği yaşıyor ve bunun gibi şeyler yaşıyorsunuz. Belki bunlar size doğal bir şekilde meydana gelen olaylar gibi görünüyordur. Gerçekte ise, size engellemede bulunan ve sizi Fa'yı elde etmekten alıkoyan her türlü faktör bulunmaktadır. Bu Fa'nın iyi olmadığını iddia eden bazı insanlar hakikaten var. Fakat hemen o kişiyi yargılamayın çünkü onun düşünceleri büyük ihtimalle kendisine ait değil, başka birilerine ait. Söylediklerini o kötü şeyler kontrol altında tutuyor. Biz bu türde bir kişiyi kurtaramayız. Bu kişi kendi olmadığı için, nasıl hala kurtarılabilir? Bir kişi böyle kötü düşüncelere sahip olduğundan dolayı kötülük onu kullanabilir. Bu yüzden Dafa'ya doğrudan zarar veren kişileri kurtaramayız. Bir de tamamen yozlaşmış ve mantıklarını tamamen kaybetmiş kişiler de var; her ne kadar söylediklerini ve yaptıklarını o kötü unsurlar kontrol etse de, kendi kontrollerini kaybeden kişiler onlardır, onların kendileridir. Bizim Fa'mız farkındalığa sahip bir zihin ile xiulian uygulamayı gerektirir. Fa'yı, bilinci yerinde olmayan ya da kafası bulanık olan ve de dışsal mesajlar tarafından kontrol edilmeye gönüllü olan birine veremeyiz; kötü unsurların bizim Fa'mızı kontrol etmesine nasıl izin verilebilir?
Xiulian uygulamasında pek çok zorluk ile karşılaşacaksınız. Zaman zaman sizi uygulama içerisinde büyük sıkıntılar çekerken gördüğümde, bu durum beni de rahatsız ediyor. Bazen bir öğrenci bir testi geçemediğinde ve gözlerinde yaşlar ile Shifu'dan zorluklarını ortadan kaldırarak veya talihsizliklerini yok ederek kendisine yardım etmesini dileyip acıklı bir şekilde resmime baktığı durum hakkında düşünüyorum. Fakat ne düşündüğümü biliyor musunuz? Eğer o zorluğu sizin için ortadan kaldırsaydım, gelişim gösterme fırsatını elinizden kaçırırdınız. Güzel bir şekilde, hiçbir sıkıntı olmaksızın kendinizi öylesi yüksek bir seviyeye yükseltebileceğinizi mi düşünüyordunuz? Bu kesinlikle yasaklanmıştır. Hepimiz biliyoruz ki, insan, hayatları boyunca çok fazla karma biriktirmiştir -tıpkı İsa'nın dediği gibi, insanoğlu günahkârdır. Eğer sahip olduğunuz karmayı ve günahları geri ödemeden, sadece cennete gitmek istiyorsanız, onları nasıl başınızdan atabilir, onları nasıl geride bırakabilir ve sonra da cennete gidebilirsiniz? Bir düşünün: Bu mümkün olabilir mi? Kesinlikle mümkün değildir. Bu yüzden borçlu olduklarınızı siz kendiniz ödeyerek karmanızı kendiniz yok etmek zorundasınız. Karmanızı öderken, xinxing'inizi de yükseltmek zorundasınız ayrıca. Sadece o yükseklikteki seviyeye ulaşmanız üzerine o seviyeye yükselebilirsiniz. O seviyeye yükselmenizi mümkün kılan Fa'dır.
Xiulian uygulamanız sürecinde pek çok sıkıntılar ile karşılaşacaksınız. Ciddi ve ağırbaşlı bir biçimde Fa'yı çalıştığınız sürece, her sıkıntının üstesinden gelebilirsiniz. Ciddi ve ağırbaşlı bir biçimde Fa çalıştığınız sürece cevaplar Fa'nın içinde bulunabilir, kalbinizde çözülmesi imkânsız olan sorunlar veya herhangi bir güçlük çözülebilir. Bu Fa nasıl bir insan olunacağını içerdiği kadar, nasıl cennetsel bir varlık olunacağını da kapsar. Ben aynı zamanda sizlere nasıl bir Buda, bir Tao bir Tanrı ve hatta daha yüksek seviyelerdeki bir Tanrı olunacağını anlatıyorum. Güçlük ve engellerinizin çözümünde Fa nasıl başarısız olabilir? Fa zihninizi nasıl açamaz? Fa problemlerinizi nasıl çözemez? O, bunların hepsini yapabilir. Sıklıkla, uzun bir zamandır insan toplumu içinde yaşamaktan dolayı geliştirmiş olduğunuz çeşitli türlerdeki fikir ve kanılardan ayrılmakta gönülsüzsünüz. Bazı alanlarda ilerlemeler kaydetmiş olduğunuzu düşünüyorsunuz ve onları bırakmakta, onları terk etmekte gönülsüzsünüz. Aynı zamanda da sıradan insanlar arasında öğrenmiş olduğunuz "doğru" konseptlerde direniyorsunuz. İnsanları durduran genellikle bu şeylerdir. Dahası engel ve maniler şu gibi şeyleri de içerir -çoğunuzun sıradan insan toplumunda geliştirmiş olduğu çeşitli alışkanlıklar, bir kişinin oluşturduğu yaşam şekli veya sıradan insanın peşine düştüğü şeyler. Bu şeyler en hassas ve değiştirilmesinden en çok korkulan şeylerdir. Onlara bir kez meydan okunduğunda, derhal itiraz ederler; hatta bazı insanlar Fa'yı öğrenmeyi bırakırlar. Bununla ilgili olarak hiçbir şey yapılamaz. Fa'yı öğrenip öğrenmemek, sadece kişinin kendisinin karar vereceği bir şeydir. Kimse bir başkasını Fa'yı öğrenmesi için zorlamaz.
Genel olarak konuşacak olursak, herkesin Fa'yı çalışmasında bir engeli vardır. Entelektüeller için engel, günümüz modern bilimidir. Eğer bir şeyler bu bilim ile uyum sağlıyorsa, onu kabul edebiliyorlar; eğer uyum sağlamıyorsa kabul edemiyorlar. Çok şiddetli bir biçimde engelleniyorlar. Bu Fa'nın öğretilmesinde ona niçin modern bilimi kattığımı hiç kimse bilmiyor. Bunu neden yapıyorum? Sebep şudur ki, sizi Fa'yı elde etmekten alıkoyan engelleri kırıp geçmek istiyorum. Bazı insanlar çeşitli dinlerin tesiri altında kalıyor. Eğer bir şeyler o kişinin inandığı dindeki şeyler ile paralellik gösteriyorsa, Fa'nın iyi olduğunu söylüyor ve ona çalışıyor; aksi takdirde ona çalışmıyor. Sizi kurtarmak için ve Fa'yı elde etmenizi mümkün kılmak için, dinlerden kaynaklanan şeyleri de konuştuğum kadar, dinlerin yozlaşma süreçlerini ve formlarını da anlattım. Sıradan insanların toplumunda işini terk edemeyen sıradan bir insan için, benim sahip olduğum bu Fa, xiulian uygulamasını, sıradan insanlara mümkün olduğunca uyum sağlarken dahi ele aldı. İşin aslı ben sizin arzunuzu yerine getirmiyorum -bu Fa aynı zamanda işinizi devam ettirirken xiulian uygulamanızı gerçekten sağlayabilir. Aynı zamanda daha birçok başka durum da vardır. Herkesin engelleri ve terk edemediği bir veya daha fazla düşünceleri, kanıları bulunmaktadır. Her insan fikri bir engeldir. Ben, insan toplumunun bugüne kadar ki gelişiminden kaynaklanan göz kamaştırıcı başarılarına karşı değilim. İnsan toplumunun bugüne kadar ki gelişiminden birikerek gelmiş olan bilgiyi de onaylamıyor değilim. Fakat sizlere söyleyeyim ki, sizler uygulayıcılar olarak onları zihninizden uzaklaştırmalısınız. Sıradan insanlar bu gibi zaferlerden hoşlanabilirler ve bir insanın ruh hali içerisinde yaşayabilirler fakat uygulayıcılar olarak sizler edinilmiş bu fikir ve kanıları bir kenara atmalısınız. Yani bir başka deyişle, bu benim öğretmiş olduğum prensiptir -uygulamanızı sıradan insanlara mümkün olduğunca uyum sağlarken yapmalısınız. Sizler sıradan insanlar arasında yaşadığınız için, aynen sıradan bir insan gibi işe gidebilir ve okula gidebilirsiniz. Fakat insanların sahip olduğu fikir ve kanıları terk etmelisiniz.
İnsan fikir ve kanılarını terk edin derken bir keşiş veya rahibe gibi hiçbir mala ya da mülke sahip olmayacaksınız demiyorum -öyle değildir. Ben sizlerden sıradan insanlar arasında uygulama yapmanızı istediğim için, insan toplumunun düzeni ile uyum içerisinde olmalısınız. Yani bir başka deyişle, sizin gerçekte terk ettikleriniz takıntı, saplantı ve bağımlılıklardır. İnsanlar takıntı ve bağımlılıklarını terk etme konusunda büyük zorluklara sahiptir. Bir takıntınızı gerçekten terk ettiğinizde, aslında hiçbir şey kaybetmemiş olduğunuzu göreceksiniz. Fa'yı öğrenmenin kendisi bir kutsamadır -neden bir şey kaybedeceksiniz ki? Aslında, eğer gerçekten bir şeyler kaybederseniz, bu sadece sizin o takıntıyı bırakmaktaki gönülsüzlüğünüzdendir. Takıntınızı bıraktırmak amacıyla devamlı olarak ona dokunulur. Bir kriz, bir buhran gerçekten de ortaya çıktığında, o sizin takıntınızı yok etmeyi amaçlar. Peki, o zaman eğer onu yok etmekte ısrar ederseniz ve hala yapışıp kalırsanız ne olacak? Bir çıkmaz ile sonuçlanacaktır. Daha fazla ısrarcı olursanız, durumunuz daha kötüye gider ve yaşadığınız ortam bile kötüleşebilir. O takıntıyı gerçek anlamda terk ettiğinizde, her şeyin bir anda tersine döndüğünü, zihninizin aniden sakinleştiğini, vücudunuzun değiştiğini ve her ikisinin birden hafiflediğini göreceksiniz. Geriye dönüp baktığınızda, hiçbir şey kaybetmemiş olduğunuzu göreceksiniz. Aynı bir Çin atasözünde söylendiği gibi: "Söğüt ağaçlarının gölgesini geçtikten sonra, ileride parlak çiçekler ve bir başka köy olacaktır." İyi şeyler aniden tekrar yolunuza çıkacaktır.
Bununla birlikte, güzel şeyler tekrar size geri döndüğünde, daha fazla bolluğa, daha fazla zenginliğe veya daha fazla zorluğa sahip olsanız bile, artık bu şeylere sıradan bir insan gibi takıntılı olmadığınızı göreceksiniz. Bu şeyleri çok hafife alacak fakat hala her şeye sahip olacaksınız. Bu daha iyi değil midir? Sizi yemekten içmekten alıkoyan o işinize ve arzularınıza olan sıkı sıkıya tutunmanız ile ve sürekli olarak onları kaybetme korkunuz ile neden kendinizi acı veren bir şekilde karmakarışık bir hale getirmek zorundasınız ki? Sizce bu şekilde yaşamak iyi mi? Aslında, insanların terk edemediği şeyler takıntı, saplantı ve bağımlılıklardır. İnsan toplumu, insanların xiulian uygulaması yüzünden, sahip olduğu biçimi kaybetmeyecek. İnsan ırkının var oluş formu sonsuza dek varlığını sürdürecektir. İsteyin ya da istemeyin, o daima burada olacak. Sadece, sahip oldukları saplantı, takıntı ve bağımlılıkları terk edemedikleri için, insanlar kendi hayatlarını yorucu bir hale getiriyorlar.
Elbette, insanlar aynı zamanda çok komplikedir. İnsanın sahip olduğu kutsamanın miktarı onun önceki hayatı ile ilgilidir, bir önceki hayatı ve hatta daha önceki hayatları ile ilgilidir. Başka bir kişinin göze çarpan bir patron olduğunu görünce, acaba eğer ben de xiulian uygularsam ve takıntılarımdan vazgeçersem onun gibi büyük bir patron olabilir miyim diye düşünmemelisiniz -olmayacaksınız. Çünkü bu, insan toplumunda taşıdığınız şeylerle bağlantılıdır. Xiulian uygularsanız, sahip olduğunuz kutsamanın miktarı bellidir ve belki aynı kutsamanın miktarına xiulian uygulamıyorsanız da sahip olabilirsiniz. Peki, aradaki fark nedir? Aradaki fark zihninizin sakin olmasıdır. Öteki türlü, zihniniz gergindir; zaten çok yorgun bir hayat yaşıyorsunuzdur, bu durumda zihniniz daha da yorgun düşer ve siz doğru dürüst yemeden içmeden kesilir duruma gelirsiniz. Tabii ki, vücudunuz yorgun düşerdi ve yaşlanırdı, kötüleşir ve sıradan bir insan gibi birçok hastalığa sahip olurdunuz. Öte yandan, eğer bu takıntıları bırakırsanız, çok rahat olurdunuz -fakir olsaydınız bile. Aslında Dafa'yı öğrendiğiniz için fakir olmayacaksınız. Bence mutlu bir şekilde yaşamak bu şekilde takıntılı bir biçimde yaşamaktan daha iyidir. Bununla birlikte, dünyadaki işlerinizi yapmak zorundasınız. Daha fazla insanın xiulian uygulamaya başlaması ile birlikte, hepinizin çalışmayı bırakmasının kabul edilemez olduğun söyleyeyim. Bu sadece, düşüncelerimizdeki bu ilişkiyi nasıl doğru bir biçimde dengeleyeceğimiz ile ilgili bir meseledir. Her neyse, Dafa'yı öğrenmek bir kutsamadır. Sıradan insan takıntılarını terk ettikten sonra, Dafa, uygulayıcılarına iyi bir gelecek getirecektir. Bununla birlikte, iyi gelecek, kesinlikle, büyük bir patron olmaya takıntılı olarak elde edilmez.
Dahası, Fa'yı çalışırken sorular belirdiğinde veya çözülemeyen sorunlar ile karşı karşıya kaldığınızda, sürekli olarak dışsal cevapların peşinde koşmamalı ve onların arayışında olmamalısınız. Örneğin, öğrenciler arasında veya sorumluluk almış olan öğrenciler arasında problemler meydana geldiğinde, parmağınız ile başkalarını göstermeniz ve o suretle de sürtüşmelere neden olmanız ve gerilimlere sebebiyet vermeniz doğru değildir. Eğer bu Dafa öğrencilerinin başına gelirse veya bu olaylara kızarsanız, o durumda zihniniz sıradan bir insanın zihni durumuna döner. Herhangi bir problem ile karşılaşırsanız cevaplar için daima dönüp Fa'ya bakmalısınız. Kendinizi gözden geçirmeli ve içinize bakmalısınız: Ben ne yanlış yaptım? Yanlış bir şey mi yaptım ve bugün aniden ortaya çıkan probleme mi sebep oldum? Bunu çok dikkatlice düşünün.
Sorunların ortaya çıktığı zamanlarda, kaç taneniz bu olayların sebepleri hakkında gerçek anlamda içine bakabiliyor? Elbette, birçoğunuz bazen bunu yapabiliyorsunuz fakat diğer sayısız zamanlarda bunu hala yapamıyorsunuz. Gerçek sebepleri kendi içinizde bulduğunuzda, onlarla yüzleşmeye cesaret edip, onları kabul ettiğinizde, durumun aniden değiştiğini ve problemin ortadan kalkıp yok olduğunu göreceksiniz. Aniden, bir neden olmaksızın, sizinle diğer kişi arasında hiç bir sürtüşme ya da mesele yaşanmamış gibi görünecek. Bunun sebebi, bir uygulayıcı için "tesadüf" diye bir şey yoktur ve hiç bir rastlantısal olayın sizin uygulama sürecinizi bozmasına izin verilmez.
Başınıza gelen her şey, kendinizi bir uygulayıcı olarak görüp göremeyeceğinizi, kendi yanlışlarınızı ve hatalarınızı bulup bulamayacağınızı ve kendinizi bir uygulayıcı olarak değerlendirip değerlendirmeyeceğinizi görmek için bir testtir. Şu sözlerimi daima hatırlayın: Hangi problem ile karşılaşırsanız karşılaşın, sizi içinizden rahatsız eden şey ne olursa olsun, dışardan bakıldığında haklı ya da haksız olun, eğer kendinizi gerçekten bir uygulayıcı olarak görüyorsanız, sebepler için daima kendinizi incelemek, kendinizi gözden geçirmek zorundasınız. Kendinize, bu konuyla bağlantılı olan yanlış veya farkına varılması zor olan bir nedene, bir güdüye sahip olup olmadığınızı sorun. Eğer siz, bir uygulayıcı olarak, içinizin derinliklerinde hala bir şeylere saplanıp kalmışken veya yıkılıp bozulmasına izin vermediğiniz önemli menfaatlerinize sıkı sıkıya tutunmuşken, olaylardan sadece yüzeysel olarak ayrılıyorsanız, söyleyeceğim ki, uygulamanız sahtedir. Eğer sizin kendi düşünceleriniz değişmezse, tek bir adım bile ilerleyemezsiniz ve kendinizi kandırıyorsunuzdur. Sadece içinizden hakikaten gelişim gösterdiğinizde gerçek bir gelişim gösterebilirsiniz. Bu yüzden, şunu aklınızda tutacağınızdan emin olun: Her ne zaman sorunlar ile hoş olmayan, rahatsız edici şeyler ile veya başkaları ile meydana gelen sürtüşmeler gibi olaylar ile karşılaşırsanız, kendinizi gözden geçirmek ve kendi içinizi araştırıp, kendi içinize bakmak zorundasınız. O başa çıkılmaz problemin sebebini bulabileceksiniz. Önceden, geçici qigong modası döneminde, birçok insan kişinin kendi enerji alanının kişinin çevresini tesiri altına alabildiği gibi bir kavrayışa sahipti. Fakat aslında öyle değildir. Bu sizdeki bir uyuşmazlıktan dolayı gerçekleşir, yani evrenin asıl doğasına ters düştüğünüz için, etrafınızdaki her şeyin sizinle uyumsuz olduğunu görürsünüz -böyle bir ilişkidir. Eğer kendinizi uyumlandırırsanız, her şey onu güzelce takip edecektir. Kesinlikle bu böyledir.
Fa'yı çalışma konusunda bir başka şey daha var. Bazı öğrencilerin kararlı ve azimli bir biçimde çabalamadığını fakat kitabı biraz okuduklarını düşünürsek; ya da ciddi şekilde bir çaba sarf ettiklerini, çabaladıklarını fakat henüz sadece bir tek kitabı bile okumadıklarını ve Zhuan Falun'u bile tamamlamadıklarını düşünürsek, size bu meseleyi hafife almamanız gerektiğini söyleyeyim. Özellikle, siz henüz yeni bir öğrenci iken ve kitabı ilk defa okuyorken, onu başından sonuna kadar bir kere tamamen okuyup bitirmezseniz, göreceksiniz ki, o andan itibaren kitabı okumak için zamanınız veya fırsatınız olmayacak. Hatta zamanınız olsa dahi, kitabı tekrar okumak aklınıza gelmeyecek. Peki neden? Herkes düşünce karmasına sahiptir, bu düşünce karması bencil ve kötüdür. Bu karma, okuduğunuz Dafa'nın çok erdemli ve doğru olduğunu ve yok edileceğini anlayınca bundan korkar; ona çalışmanızı ve kitabı okumanızı durdurmaya çalışır. Eğer kitabı baştan sona tamamlamadan yarı yolda okumayı bırakırsanız, bu düşünce karması, kitabı okumanız için olan bir sonraki fırsata sahip olmaktan veya Dafa kitabına el sürmekten sizi alıkoymaya çalışır. Bazı kişilerin, kitabın sadece ufak bir kısmını okuduktan sonra Fa'yı bir daha öğrenme fırsatının zor olduğunu keşfetmesinin sebebi budur. Bu yüzden kitabı ilk kez okumaya karar verdiğinizde, onu başından sonuna kadar, okumaktan vazgeçmeden, okumalısınız. Kitabı bir kez okuyup devirdikten sonra, düşüncelerinizi etkileyen fikir ve kanıların temelden yok olduğunu keşfedeceksiniz. Fa'yı bir sonraki okuyuşunuzda, bu anlamda herhangi bir engelin artık var olmadığını göreceksiniz. Bu yüzden öğrencilerimiz, özellikle de eski öğrencilerimiz bu konuya dikkat edeceğinden emin olmalıdır. Bir kişiden onu öğrenmesini istediğinizde (eğer o kişi okumak istiyorsa) ondan kitabı en başından sonuna kadar, okumaktan vazgeçmeden okumasını isteyin. Eğer ilk seferinde kitabı okumamış ve okumayı durdurmuşsa, ona bir dahaki soruşunuzda, size hemen zamanı olmadığını ve sadece birazcık okuduğunu söyleyecektir. Bu kişi aslında oldukça akılsızdır. Bir insanın vücudunun bir elbise gibi olduğunu çünkü onu kim giyerse o kişi haline dönüştüğünü ve kişinin zihninin bir şapka gibi olduğunu çünkü onu kim takarsa o kişi haline geldiğini söylemiştim. Kişi zamanı olmadığını iddia eder. Aslında bu yorumu kişiye o karma yaptırmaktadır -bu yorumu ona, onu kitabı okumaktan alıkoyan, onu meşgul bir hale getiren ve ona kitabı okumayı unutturan karma yaptırmaktadır. Bu, Fa'yı öğrenme sırasında kolayca ortaya çıkabilen bir sorundur. Bu tehlikeye dikkat edeceğinizden emin olun.
Diğer yabancı dillere çevrilmiş olan Zhuan Falun'lar kesinlikle Çince kitap ile aynı etkiye sahiptir. Fakat burada bir probleme dikkat çekmek gerekiyor. Kitabı farklı dillere çeviren birçok öğrencimiz, daima birbirleriyle tartışma eğilimindedir. "Burada içine katmadığın şu anlam var, burada atladığın şu şu anlam var; bu cümle doğru bir şekilde çevrilmedi, şu cümle yanlış çevrildi." Sıkça bu şekilde tartışıyorlar ve kitabın çevirisini bir türlü sonlandıramıyorlar. Aslında, sizlere bir şey söyleyeyim, bunu yapmakta haksız mısınız? Hayır, haksız değilsiniz, fakat aynı zamanda da haksızsınız. Neden yanlış yapıyor olduğunuzu söyleyemeyiz? Bahsettiğiniz anlam gerçekten de sizin kavramış olduğunuz şeydir fakat o sıradan insanların seviyesinin ötesindedir. Fakat beyaz kâğıt üzerine bırakılan siyah mürekkep sıradan insanların seviyesini aşamaz. Bu yüzden, çeviri yaparken, cümlenin sıradan bir insanın seviyesindeki orijinal anlamı mümkün olduğunca, en iyi biçimde çevrildiğinde yeterlidir. Cümlelerin arkasındaki içsel anlamları ve prensipleri anlarsınız, çünkü cümlelerin arkasındaki elementler iş başındadır. Bunlar çeviri gayretlerindeki birkaç genel durumdur.
Öğrenciler sürekli gelişim gösterdikçe, bir problem kendisini gösterebilir, size bunu burada netleştirmek istiyorum. Sizlerle, özellikle batılı ve diğer ırklardan olan bazı öğrencilerimizi ilgilendiren bir konu hakkında konuşmak istiyorum. Dafa içerisinde xiulian uyguladıkları için, birçok insan şöyle bir durum görebilir: Öğrencilerimiz arasında, xiulian uygulama yoluyla geliştirilen birçok vücudun, Buda Okuluna ait olmadığını keşfedebilirler. Ondan ziyade bazıları Tao Okuluna aitken, bazıları da Tanrılarınki gibiyken, bir diğerleri batılıların cennetinde bulunan Tanrıların görünümünü andırır. Sizlere şunu söyleyeyim, hangi sistemin daha iyi, hangisinin ise çok iyi olmadığı hakkındaki kavrayışınız, sıradan insan çıkış noktasından kaynaklanmaktadır. Bu kavrayış yüksek seviyelerde farklıdır. Peki, neden bazı uygulayıcılarımız farklı farklı cennetlere ait vücut görünümleri ediniyorlar? Çünkü siz farklı yerlerden geldiniz ve muhtemelen dünyada farklı insan ırkları içine reenkarne oldunuz. Fakat eğer siz yüksek bir seviyeden gelmiş olan bir varlık iseniz, gerçek doğanız anlamında, elbette ki kendi geldiğiniz orijinal yerinize dönmek istersiniz. Şu an için Shifu'nun cennetine gitmek istediğinizi düşünebilirsiniz. Bu düşünce sizin insani düşünme biçiminizden gelmektedir. Bu yüzden şu anki insani niyetinizden ziyade, asıl niyetinizin farkına varabilmenizi sağlamak için -yani bir başka deyişle, Fa'ya asimile olabilmenizi sağlamak için ve ardından da geldiğiniz asıl, orijinal yere dönebilmeniz için- şu anda öğretmekte olduğum Fa, Buda Okulu temelli olduğu halde, o bütün kozmosun Fa'sıdır ve farklı seviyelerdeki, farklı âlemlerdeki ve farklı birimsel cennetlerdeki tüm yaşamların prensiplerini ve ilkelerini içermektedir.
Bundan bahsederken, bu fırsatı boyutlar konusunu başka bir bakış açısından ayrıntılandırmak için kullanacağım. Az önce, insanların farklı boyutlardan ve seviyelerden gelmiş olduğunu söyledim. Daha önce söylemiş olduğum gibi, bizim Dünya gezegenimiz kozmosun tam ortasındadır. Bizim dünya gezegenimiz gibi küçük olan aşırı derecede fazla sayıdaki gezegenler her yere yayılmış, her yerde bulunmaktadır, fakat sadece bizim gezegenimiz merkez pozisyonunda, merkez konumundadır. Merkezi konumda bulunmak kendi ayrıcalığını taşımaktadır fakat bu kozmostaki bir konsept değildir. Örneğin, sıradan insanlar bizim toplumumuz içerisinde bilgi sahibi olduklarında, "merkez" kavramını en yüksek veya en iyi olarak ele alır. Fakat kozmosun konseptine göre, size söyleyebilirim ki, Dünya gezegeni, merkezi konumda bulunarak, en kötü yerdedir. Peki neden? Çünkü kozmos yuvarlaktır ve kozmosta bulunan çeşitli türlerde canlılar düşer. Nereye düşerler? Kozmos yuvarlak olduğu için, sol taraf üsttür, fakat aynı zamanda alt taraf ta üst değil midir? Sağ taraf üsttür (Shifu el işaretleri yapıyor) arka taraf üsttür ve aynı zamanda ön tarafta üsttür. Kozmostaki bozulmuş şeyler düşer. Peki, nereye düşerler? Orta kısma düşerler, değil mi? Fakat bununla birlikte, kozmos çok aşırı derecede karmaşıktır ve hala "merkez konum" olarak ele alınan, merkez gözü ile bakılan başka konseptler de vardır.
Kozmosta çok sayıda seviye vardır. Örneğin, yaklaşık 3 milyardan biraz daha az sayıda Galaksi, bizim Samanyolu Galaksimiz gibi galaksi, bir evrenin alanını oluşturur; biz ona genellikle küçük evren deriz. Sonra bu küçük evrenin ötesinde, bu küçük evren gibi yaklaşık üç bin küçük evren daha vardır ve birbirleri arasındaki uzaklık çok fazladır. Sıradan insanlar bunu kafasında biçimlendiremez. Hatta ortalama düzey tanrıların kavrayışı için bile bu uzaklık hala oldukça büyüktür ve görüş alanının ötesindedir. Bununla birlikte, bu üç bin evrenin dışında bir kabuk vardır ve bu ikinci-katman evreni oluşturur. Bu şekilde devam ederek, ikinci-katman evrenin ötesinde, ikinci-katman evren büyüklüğündeki üç bin evren üçüncü-katman evreni oluşturur. Bu sayıların konsepti muazzamdır. Bir pirinç tanesi bir evreni temsilen kullanılırsa, çoğalması katsayısal bir biçimde artar. Üç bin pirincin hacmi bu masa kadar geniştir veya daha bile geniştir. O durumda, sırasıyla, üç bin masa bu salona sığmazdı. Bu yüzden, katsayının ölçüsü çok büyüktür. Yani, onun miktarı ve alanı aşırı derecede geniş, uçsuz bucaksızdır.
Bununla birlikte, size bu kozmos ile ilgili anlattıklarım sadece en basit konsepttir. Bunun gibi bir kozmosa hala bir toz zerreciği gözüyle bakılır. Aslında, o gerçekten de bir parçacıktır ve makro-kozmostaki çok küçük bir parçacığın formudur. Bunun yanı sıra, tüm kozmosun kompozisyonu içerisinde, içindeki her bir parça aynı zamanda kendi kozmik vücudunun farklı var oluş biçimlerini barındırır. Kozmik vücutlar içerisinde aynı zamanda cennetlerin farklı katmanları bulunmaktadır. Bir kozmik vücudun her bir parçacığının içerisinde, içinde canlıların bulunduğu farklı katmanlar bulunmaktadır, farklı cennetler veya cennetlerin farklı katmanları bulunmaktadır. Cennetlerin bu farklı katmanlarında farklı Tanrılara ait sayılamayacak kadar çok cennetler bulunmaktadır. ABD'ye en son gelişimde ve San Francisco'da Fa'yı öğretişimde, sizlere çok büyük olan bir konsepti anlatmıştım. Kaç adet katmandan bahsetmiştim? İlk başta seksen birinci-katmandan bahsetmiştim ve daha sonra da bininci-katmanın üzerinde konuşmuştum. Bu alan oldukça büyüktür. Sizlere söyleyeyim ki, konuşmuş olduğum ve size kavranılamaz büyüklükte gelen bu alan, aslında hala çok aşırı derecede küçüktür. Eğer ondan daha da uzaklaşırsanız, üzerine yükselirseniz ve geriye dönüp arkanıza bakarsanız, kozmosun içerisinde, o da küçük bir toz zerreciği gibi görünür. Kozmos o kadar geniştir.
Fakat size söylüyorum ki, büyüyen ve genişleyen bu devasa kozmik vücut (aslında "büyümek" doğru kelime değil; sadece insan dilini kullanabiliyorum çünkü kullanılabilir başka bir dil yok) sadece Dünya'nın başlangıç noktası olarak ele alındığı, o temele sahip olan kozmik vücuttur - (bu gibi bir bağlantı sadece bu şekilde açıklanabilir) ki bu sadece tek bir sistemdir. Bunun gibi sistemler sayılamayacak kadar çoktur ve insanoğlu tarafından bilinen rakamlarla sayılamazlar. O kozmik vücutların içerisinde farklı yaşamlar vardır ve aralarında çok büyük uzaklıklar, mesafeler vardır. Bir düşünün. Bu kozmos o kadar uçsuz bucaksızdır ki, onun sınırsızlığını insan dili ile açıklayamazsınız. Bu yüzden, içinde bulunan canlılar arasındaki farklılıklar da çok büyüktür. İnsanoğlu sürekli, bugüne kadar gelişmiş uygarlığından gurur duyuyor, mesela Manhattan'da pek çok yüksek gökdelen var. İnsanlar olağanüstü gözüyle bakılan günümüz bilimsel başarısından da çok hoşnut. Geriye dönüp baktıklarında, antik dönemde yaşayanların, günümüz modern insanlarından daha kötü olduğunu düşünüyorlar. Antik dönem insanları at arabası kullanmak zorundayken, günümüz modern insanı araba, tren ve uçak ile seyahat ediyor. İnsanlar gösterdikleri gelişimin göz kamaştırıcı olduğunu düşünüyor. Gerçekte ise, sizlere söyleyeyim ki, sizler farklı kozmik vücutlardan ve farklı cennetlerden geldiniz. İnsan toplumunda geliştirilmiş olan her şey farklı kozmik vücutlardan veya toplumlardan kaynaklanan ve insan zihninde kalan kalıntıların veya mesajların bir sonucudur -ki bunlar, insanlara ait bu boyuttaki en işlenmemiş, en kaba materyalleri kullanarak onları yeniden yaratmamızı sağlamaktadır. Yani bir başka deyişle, bütün bu şeyler, kozmostaki farklı boyutlarda uzun bir zaman önce zaten mevcuttu.
Az önce ifade ettiğim gibi, pek çok insan, uzak yerlerden geldi. O zaman bir düşünün: aralarındaki farklar ve karakterleri arasındaki farklar oldukça büyüktür. Uzun bir zamanın geçmesiyle birlikte, ve canlı varlıkların durmaksızın kötüleşmesiyle birlikte, (cennetlerin dilinde "iyi" veya "kötü" diye bir şey yoktur; onların genelde kullandığı cümleler veya konsept "ağırlaşmak"tır) batmaya ve gömülmeye başlarlar. Artık daha fazla saf, hafif ve süzülen bir biçimde olmadıklarında, batarlar. Aslında, madde değişmiştir; yani saf değildir. Durmaksızın devam eden batış süreci, bu tür bir süreç idi. Fakat bu çok çok aşırı derecede yavaş bir süreçtir ve insanlar kendilerinde bir değişiklik hissetmezler -ne de tanrılar kendilerinin değişiklikten geçtiğini hisseder. Çünkü bu süre çok çok uzundur -insanların kullandığı zaman ile sayılamaz.
Zamana gelince, farklı boyutlar farklı zamanlara sahiptir. Zaman, akıl almaz derecede karmaşıktır. O neredeyse, bir saatin içerisindeki farklı büyüklüklerdeki tertibatlara benzer, fakat onun gerçek karmaşıklığı bundan milyar kat veya trilyon kat daha fazladır. O, herhangi bir insan konsepti ile genelleştirilemez. Kendisine ait devir süresine ve kendi zamanına sahiptir. O maddeler, bu değişiklikleri, kendileri ile birlikte getirerek battılar. İnsan seviyesine gelinmesi üzerine, insanlar insan zihnini karmaşık olarak algıladılar. Aslında, sizlere söyleyebilirim ki, insan zihni gerçekten de çok karmaşıktır çünkü buraya varmadan önce, çok uzun bir zaman periyodundan geçti. Bu uzun zaman sürecinde, yaşantınız kendisi ile birlikte her bir seviyeye ait olan şeyleri taşıdı. Günümüzde bilim adamları insan beyninin %70'inin kullanılamadığını biliyor. Yani, insan zekâsı azaltılmış, indirilmiştir. İnsan zekâsında bir kısıtlama olmasaydı ve böylece de insanlar tanrılar kadar bilgeliğe sahip olsaydı, sahip olduğunuz bu karmaşık düşünceler için insan toplumunda var olmak korkunç olurdu. İnsan toplumunda ne gibi değişikliklerin meydana gelebileceğini söylemek zor olurdu. Bu yüzden, bu mesele hakkında konuşuyorken, size sırası gelmişken söylemek istiyorum ki, insan ırkının şu anki gelişimi iyi bir şey değildir. İnsanın sahip olduğu hırsın bir limiti yok. Bir kişi yüksek bir seviyeye ulaştığında ve daha da yükseğe ulaşma umudu taşıyarak hala hırsa sahip olduğunda, bu kötü bir şeydir. Neden? Eğer insanlar insan olma durumunun ötesine gidebilseydi veya insanlar tarafından bilinebilecek olanların ötesine gidebilseydi, bu durum insan ırkı için çok ama çok tehlikeli olurdu. İnsan zekâsının sınırlandırılmasının nedeni, insanların o kadarını bilmesine izin verilmemesidir veya o oranda bir bilgeliğe sahip olmasına izin verilmemesidir.
Bu noktaya geldiğim için, birkaç şey daha söyleyebilirim. Şunu bir düşünün: Eğer her birinizi gerçekten düşüncelerinize çok dikkat ederseniz, göreceksiniz ki aniden değişecekler. Birçok düşünce aniden ortaya çıkabilir ve onların nereden geldiği hakkında bir fikriniz yoktur. Bazı düşünceler oldukça gariptir -onlar sizin birçok geçmiş yaşamlarınızdan gelen çeşitli fikir ve düşüncelerdir. Bir sorun ile karşılaştığınızda ortaya çıkarlar. Her insan doğumdan sonraki düşünceleri edinir ki bunlar bencil ve kişinin kendi çıkarını koruyucu niteliktedir ve insanların giderek daha da fazla ahlaksız olmalarının nedeni de budur. İşte bu yüzden insan ırkı daha yüksek seviyelere yükselmekten çok, sadece aşağı seviyelere düşebilir. Aydınlanmış Varlıklar, Buda'lar ve Tanrı'lar, insanları kurtarmaya gelirler çünkü onlar bütün bunları görürler. Elbette başka birçok sayısız karmaşık faktörler de vardır. Tanrılar, öyle herkesi kurtarmazlar -onların hepsi, sadece kendi insanlarını kurtarmak için bakarlar. Elbette, bir başka sırrı daha açıklamış oldum. Herkesi kurtarmak için, tüm bu kısıtlamaları açan tek kişi benim. Bazılarınız sizi kurtarmak için bunun Shifu'nun merhameti olduğunu söylüyor. Aslında, bilemeyeceğiniz çok şey var. Sizi kurtarmanın ne kadar zor olduğunu bilmenize asla izin verilmeyecek. Bir düşünün: sahip olduğunuz bu karmaşık fikir ve kanılar, farklı cennetlerin katmanlarına, farklı cennetlere ve farklı âlemlere ait maddeleri içeriyor. Günümüzde Çin'de bir söz vardır: bazı şeyleri iyi bir şekilde sonuçlandırmak "düzgün bir biçimde dengelemek" olarak bilinir. Böyle şeyleri nasıl düzgün bir şekilde dengeleyebilirsin?
İnsanları kurtarmak ile ilgili çok sayıda söz ve düşünce olmuştur, fakat hiç kimse insanların yüksek seviyelere doğru nasıl kurtarıldığını bilmemektedir -bu çok zor bir şeydir. Az önce de söylediğim gibi, tüm Aydınlanmış Varlıklar kendi insanlarını kurtarmak için bakarlar; diğer insanları içine katmazlar ve onları uzak tutmak için ellerinden gelenin en iyisini yaparlar. Başka insanlar işin içine girdiğinde sadece onu kurtaramamakla kalmazlar, aynı zamanda kendileri de bir problemin içerisine düşebilirler. Çünkü bu dünya aşırı derecede komplikedir. "İyi" ve "kötü" konseptleri bile belirli seviyelerde farklılık gösterir. Onlar insanların iyi ve kötü konseptlerini paylaşmazlar. Onlara ait şeylerden etkilendiğinizde, onlara ait sayısız şeylerden etkilenebilirsiniz, onların kendi dünyaları da değişebilir v.s. Bunun için sorumluluk alabilir misiniz? Alamazsınız. Bunu zorla yapmak, kötü bir şey yapmak ile aynı şey olur -insanları kurtarmaya çalışıyor olsanız bile. Hayal ettiğiniz gibi değildir. Bu, çok ama çok zor bir sorumluluktur. Sonradan gelen her bir uygulayıcı veya öğrenci benim için biraz daha zorluk yaratmaktadır. Fakat ben hala sizi kurtarmak istiyorum ve daha fazlasını kurtarmak için elimden gelenin en iyisini deneyeceğim -mümkün olduğunca fazlasını kurtarmak için. Size basit bir örnek vereceğim: Diyelim ki, ben sizi kurtarmak istiyorum fakat siz belirli bir dine inanıyorsunuz. O din doğru ve erdemli bir din olabilirdi, fakat artık insanları daha fazla kurtarma vazifesi göremez ve politik bir form haline gelmiştir. Bu yüzden, sizi kurtarmak için, o dinin sizi artık kurtaramayacağı konusunda sizi bilgilendirmek zorundayım. O din, kırgın bir hale gelmeyecek mi? B yüzden de engellemede bulunur veya çeşitli türlerde kötü şeyler bile yapar. Bu basit bir örnektir.
Elbette, olayları bu boyutlara kadar ele aldım çünkü salonda bulunan herkes benim Dafa öğrencilerimdir. Geçmişteki birçok dinin kötü olduğunu söyleyemeyiz. Budizm gibi, Hıristiyanlık gibi, Katoliklik gibi, aynı zamanda Musevilik gibi dinlerin ve tarihteki diğer başka dinlerin doğru ve erdemli olduğunu gördüm. Fakat günümüz toplumunda, insan zihninin modernize hale gelmiş olduğu şu anki tarihi dönemde, insanlar bu dinleri anlamak için gerekli olan orijinal insan doğalarını ve antik dönem zihin yapılarını artık daha fazla kullanamazlar. Yani, sahip olduğunuz zihinsel yapı, o dinlerin orijinal öğretileri ile olan bağlantısını kaybetmiştir. Artık onları daha fazla anlayamayacağınız için, sizi kurtaramazlar ve sizinle ilgilenmezler. Fakat din adamları kendilerinden övünerek bahsediyorlar ve diğer kişilerin onlara inanması ve kendilerini beslemesi için güven belgeleri sergiliyorlar. Ün ve kişisel çıkar arayışındalar, hatta politikacılar haline gelmişler. Bu yüzden, iyice düşünüp taşının ve dönüp bir bakın: Bu dinler hala doğru ve erdemli mi? Ben, Buda'lar, Tao'lar ve Tanrı'lar doğru ve erdemli değildir demedim. Ben dinlerden bahsediyorum. Dinler insanoğlu tarafından yaratıldı ve kabul edildi. Tanrılar dinleri tanımaz; ondan ziyade sadece insan kalbini göz önünde tutarlar. Her ne kadar amacınız bir Buda'nın veya İsa'nın cennetine gitmek olsa da, davranışlarınız buna uyum sağlamıyor. Dinin tamamı bu şekildeyse, onun hala erdemli bir din olduğunu söyleyebilir misiniz? Bunu söylemek zor! Hepinize karşı sorumlu olmak zorundayım. Sizlere bunu söylüyorum çünkü sizleri kurtaramayacak olan o dinler tarafından engellenebileceğinizden korkuyorum.
Herkes gibi bende bu konferansa katılmak için buradayım. Farkına vardığım problemlere dikkat çekeceğim.
Ben öğrencilerin konuşmalarını dinlerken, bazılarınız yerinizde daha fazla kımıldamadan oturamadınız ve öğrencilerden konuşmalarını kısa kesmelerini istediniz, böylece de ben konuşabilecektim. Bu Fa konferansı, bir deneyim paylaşım olayıdır. Onu bozmayalım. Ben sadece belirli amaçlar için ve de belirli konuları hedef almak için Fa konferansı veririm. Problemlerin farkına vardıkça, gelişiminizi kolaylaştırmak için, onlara açıklık getiririm. Elbette, xiulian esnasında ortaya çıkan çok fazla sayıda sorular da var. Birçok defa söylemiştim, bizim xiulian uygulamamız, dünyanın her neresinde olursa olsun, Çin'de almış olduğu yolu ve formu takip etmelidir. Peki neden? Bildiğiniz gibi Çin toplumu, insanları denetim altına tutup, düzene sokma anlamında katı, sert olarak kabul edilebilir. Eğer biz Fa'yı böylesine katı bir toplumda güzel ve düzgün bir şekilde yayabildiysek, gelecekte herhangi bir toplum içerisinde Fa'nın yayılması, herhangi bir hasara maruz kalmadan yapılabilir. Bir başka deyişle, yıllar boyunca, Fa'nın öğretilmesi esnasında, Çin'de bulunan kişilere, işleri nasıl yapmaları gerektiğini söyledim. Düzgün ve sağlıklı bir gelişimi sağlamak için, ortaya çıktıkları an, problemleri düzelttim. Diğer ülkelerden ve bölgelerden olan sizler de aynısını yapmalı, bu yolu takip etmelisiniz; böylece Fa daha az dolambaçlı yol alacak ve uygulayıcılar daha az zarar-ziyan yaşayacaktır. Amaç budur.
Xiulian uygulaması çok ciddi bir konudur. Sizlere söyleyeyim ki, en başından bu yana, insan toplumunun gelişim süreci boyunca, tek bir olay bile tesadüfen meydana gelmemiştir. Benim insan toplumunun gelişimi ile ilgili olan görüşüm sizinkinden tamamen farklıdır. Tüm insan düşünceleri ve hayalleri kendi ulusu, bölgesi ve hatta kendi kişiliği ile ilgilidir; bu gibi bir temelde biçimlenmiş olan fikirlerin tamamı insan düşünceleridir. Ben olaylara bu şekilde bakmam. Ben tarihi sizler gibi analiz etmiyorum ya da insan ırkının gelişiminin tamamına sizlerin baktığı yolla bakmıyorum. İnsanların algıladığı şeyler geçeğin tam tersi gibidir çünkü onların çıkış noktası, mutluluk peşinde koşmalarıdır. Tanrılar, insanların toplum içerisindeyken sahip oldukları karmayı mümkün olduğunca çabuk bir şekilde ödemelerini ister, böylece insanlar gelmiş oldukları kendi orijinal yerlerine geri dönebilir ve sonra da huzur ve konfor içerisinde yaşayabilir. Temel fark budur. Bu arada, insanlar burada sadece mutlu bir biçimde yaşamak istiyorlar. Elbette bu onların Fa'yı elde etmemişken nasıl düşündüğüdür. Eğer Fa'yı elde ederlerse, zihinsel durumları değişecek ve tamamen farklı bir hale gelecektir. Bu yüzden ben sıklıkla, insanlar için birazcık zorluk çekmenin ve birtakım sıkıntılar ile karşılaşmanın kötü bir şey olmaktan ziyade, iyi bir şey olduğunu söylerim. Bu neden böyledir? İnsanlar kendilerini korumak istediklerinde, düşünceleri bencillikten doğar -kendini düşünme arzusundan. Acı çekmek istemiyorlar, sadece mutluluk ve iyi bir gelecek istiyorlar. Fakat bir düşünün: İnsanlar, buna batı toplumundaki birçok insan da dâhil, hepsi mutluluk ve iyi bir gelecek arzuluyor. Çin ile ve birçok Asya ülkesi ile karşılaştıracak olursak, onların yaşam şartlarının daha iyi olduğu doğrudur. Onlar bunu büyük bir mutluluk olarak görüyorlar; fakat gerçekte onlar da bir başka acı çekmekteler. Ölümlüler, doğumdan, yaşlılıktan, hastalıktan ve ölümden kaynaklanan acıdan kaçamaz. Daha da kötüsü, tatmin edilmemiş olan arzular yüzünden olan duygusal sarsıntıların yarattığı zorluklardır. Bir de aynı zamanda, yaşadıkları hayatın bir amacı olmadığını ve ne için yaşadıklarını bilmediklerini hissedebilirler. Kendilerini izole ve yalnız hissederler. Dayanılmaz yalnızlık, insanlar için en tehlikeli olan şeydir ve bu aynı zamanda xiulian uygulamasındaki de en büyük sıkıntıdır. Bu yüzden, zorluklara dayanma sürecinde veya çeşitli çevrelerde, insanoğlu xiulian uygulayabilir ve kendisini geliştirebilir. Acı çekmek ve birazcık perişanlık yaşamak kötü bir şey değildir çünkü Tanrıların bakış açısına göre, acı çektikten sonra karmanız ortadan yok olur. Karşılaştığınız sorun ne kadar ciddi olabilirse olsun, onu layıkıyla ele almalısınız -çok sakin ve soğukkanlı bir zihin ile. Az önce anlatılmış olduğum gibi, başkaları ile uyuşmazlık yaşadığınızda, hataları bulmak için kendi içinizi gözden geçirmelisiniz -çözümü dışarıda aramayın. Bu şekilde davranarak xinxing'inizi esaslı bir biçimde, temelden değişir.
Xiulian uygulayanlar toplumundaki bir deyişten daha önce bahsetmiştim: "Bazı insanlar Tao'yu uygulamadan zaten Tao'nun içindedir" Bu ne anlama geliyor? Bu türden bir kişinin sıradan insan toplumunda bazı eksik, yetersiz yanları vardır ve sürekli olarak sıkıntılar ile karşılaşır. Fakat her ne zaman bir sorun meydana gelse, o, diğer insanlara daima şefkatli davranır ve hataları kendisinde bulur. Bu insan gerçektende en iyi olan insan türüdür. Eğer bu şekilde davranmayı sürdürürse ve hayatının son anına kadar bu şekilde devam edebilirse, Tao'yu elde ettiğini keşfedersiniz. Tao'yu niçin elde edebiliyor? Örneğin, Batı dinlerinin bugün size öğrettiklerimden ve de Doğu'daki xiulian uygulamalarından farklı olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Onlar "İnanç" kavramına inanırlar. Efendi'ye veya İsa'ya inancınız olduğu sürece ve Tanrı'nın öğretisini takip ettiğiniz sürece, cennete gidebilirsiniz. Bu aynı düşünce biçimidir.
Elbette, Batı dinleri de aslında uygulama biçimleridir. Bunun sebebi nedir? Bir kişi ibadet ederken, yaptığı yanlışları itiraf eder. Bir sonraki sefere, doğru olanı yapar ve aynı hatayı yapmayı bırakır. Yavaş yavaş daha iyi ve daha da iyi davranır ve eski hataları tekrarlamaz. Daha iyi davranış sergilemiyor mu? Xinxing'ini yükseltirken, kendisini geliştirmiyor mu? Xiulian kişinin zihnini geliştirmesi ile ilgilidir. Peki, o kişi zihnini yükseltmiyor mu? Ve bu tür bir yükselme terfi) bir tür uygulama biçimi değil midir? Bununla birlikte kişi bir şeyi atlıyor: Bizim xiulian uygulamamız zihnin ve bedenin her ikisini de aynı anda yükseltir. Böylece kişi, yaşamının sonunda, cennete yükselme kriterini karşılayıp karşılamadığı konusunda İsa tarafından veya Batılı Tanrı tarafından değerlendirmeye alınır. Eğer karşılıyorsa, o Tanrı o kişi için ölümsüz bir vücut yaratır ve onu cennete alır. Öte yandan, bizim xiulian uygulamamız, doğudaki bazı antik dönem uygulamaları ile benzer karakteristik özelliklere sahiptir. Xinxing'inizi yükseltirken, orijinal bedeniniz (benti) de dönüştürülür ve yüksek enerji maddesi ile yer değiştirir. Bu bizim uygulama yöntemimizin belirleyici bir özelliğidir.
Buda bedeninin geliştirilmesine gelince, bir kişi uygulaması sürecinde seviyesini yavaş yavaş yükselttikçe dantian bölgesinden Ölümsüz Bebek doğar denir. Ölümsüz Bebek yavaş yavaş gelişir ve büyür. Görünür bir hale geldiğinde, küçük bir Buda Bebek veya küçük bir Tao Bebek görünümünü alır. Giderek daha da büyür. Kişinin fiziksel vücudu ile aynı büyüklüğe ulaştığında, kişinin fiziksel vücudunun yerini alır. Budizm Nirvana'ya inanır -etten kemikten yapılmış bu beden birlikte götürülmez. Yetenekleri ile görebilenler, gözlemler ki, bu beden reddedildiğinde vücudun içinden bir Buda çıkar ve ayrılıp gider. Doğunun insanları ile batının insanları farklı görüşler taşır, çünkü günümüzde sahip oldukları kültürler farklıdır. Antik dönemlerde, Batı'daki bazı insanlar da Tao'yu uyguladı ve bazıları vücutlarını da geliştirdi ayrıca. Sadece olan şu ki, günümüz modern Batılıları bu mirası kaybetmiştir.
Geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde çeşitli bölgelerde bulundum. Avustralya dağlarında, Batılı-tipte tanrılar gördüm; hepsi xiulian uygulayan dünyasal tanrılardı. Aynı zamanda, Avrupa Alplerinde ve ABD'deki Rocky dağlarında da dünyasal tanrılar gördüm. Şimdi bunu duymanız üzerine heyecanlanmayın -eğer oraya gitseniz dahi onları bulamazsınız. Bir başka deyişle, onlar sizinle görüşmeye cesaret edemezler. Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi şudur ki, sizin uyguladığınız şey, çok aşırı derecede doğru ve erdemli olan Dafa'dır. Sizlere şunu söyleyeyim, Onun aşırı derecede erdemli olduğunu hissedememenizin nedeni, yüzey vücudunuzun uygulamasının oldukça yavaş olmasıdır. Tam aksine, xiulian uygulanırken, yaşamınızın mikroskobik maddelerinin dönüşüm hızı çok yüksektir. Neden çok hızlı ilerler? Çünkü yaşamınızın orijininden olan vücut, cennetten başlar. Fakat bu "cennet" kavramı, insanların sahip olduğu mesafe ile aynı değildir -sizin düşündüğünüz gibi değildir. Sadece tek bir an için düşünün. Eğer Mars'tan Dünyayı gözlemlerseniz, Dünya cennetlerin içerisinde değil midir? O da cennetlerin içindedir. Kişinin işaret eden, (gösteren) parmağının bir inçten az olan bir kısmı - o cennetler değil midir? O da cennetlerdir. İnsanın mesafe kavramı ile hayal ettiği cennetler gibi değildir. Örneğin, makroskobik maddelerden mikroskobik maddelere doğru, aynen insan vücudundaki hücreler gibi, hücreler moleküllerden oluşur ve bunu atomlar, atom çekirdekleri ve nötronlar takip eder, ta ki en sonunda quarklar veya nötrinolar noktasına ulaşır. Bu hala çok temeldir. Hala durmaksızın çok daha mikroskobik seviyelere doğru gidebilir. İnsanların sahip olduğu mesafe konsepti perspektifinden bakıldığında, onlar, -vücudunuzun içinde bulunarak veya vücudunuzun dışındaki herhangi bir maddenin içinde bulunarak- aralarında fazla mesafe yoktur ve neredeyse birleşiktirler. Fakat o kozmik vücudun alanı çok ama çok devasa büyüklüktedir. Bir madde ne kadar mikroskobik ise veya bir maddenin parçacığı ne kadar mikroskobik ise, sahip olduğu nüfuz alanı bir o kadar büyüktür. Tek bir parça küçüktür fakat o sayısız parçacıklardan oluşan tek bir vücut, bütünsel bir vücut olduğu için, son derece muazzamdır ve insanların içinde olduğu bu boyutun alanını dahi aşmaktadır. İnsanların bulunduğu bu boyut çok geniş gibi görünürken, aslında hiçbir şekilde büyük değildir.
Uygulamanız sürecinde, ne türden bir problem ile karşılaşırsanız karşılaşın, olayın sebebi için, kendinizi irdelemek ile başlayabildiğiniz sürece, her türden problemi çözebilmeniz mümkün olacak. Problemler ile karşılaştığınızda, kendi başınıza içinize bakmak zorundasınız. Daha önce de söylediğim gibi sebep başkalarının size kötü davranması değildir, ondan ziyade sizin tarafınızda yanlış giden bir şeylerin olmasıdır. Örneğin, eğer devasa ve görkemli kozmik vücut bir ahenk ve uyum içerisindeyse fakat sizin tarafınızda bir uyumsuzluk var ise ve sadece sizin olduğunuz yerde karışık durumlar beliriyorsa, diğerleri ile uyum içerisinde olmayan kişi sizsinizdir. Sorunu kendi içinizde bulduğunuz zaman ve o problemi düzelttiğiniz zaman, durum tekrar uyumlu ve sakin bir hale gelecek ve herkes size bir kez daha güzel bir biçimde davranacaktır. Bu prensibi açıklamak için basit bir örnek kullandım.
Bu bir Fa Konferansı olduğu için ve insanlar burada konuşmalarını yapmak için bulunduğundan, sanırım devam etmek zorunda. Yarın sizinle tekrar konuşacağım ve sonra da sorularınızı cevaplandıracağım.
Sizlere xiulian uygulamanın kolay olmadığını söylemiştim. Çok sayıda zorluklar çektiniz. Zorluklara dayanmak sadece doğru dinlerde veya doğru xiulian uygulamalarında olur. Eğer bir uygulama herhangi bir sıkıntı olmaksızın güzel ve sorunsuz bir biçimde ilerleyebiliyorsa, o xiulian olarak isimlendirilemez ve kişiyi Tamamlanmaya ulaştıramaz -bu, mutlak bir gerçektir.
Xiulian uygulamak ile ilgili konuşurken, ben bu fırsatla günümüzdeki toplumda mevcut olan çeşitli dinlere dikkat çekeceğim. Aynı zamanda şunu da herkes için açıklığa kavuşturmak istiyorum ki, bizim Falun Dafa'mız bir din değildir ve ben hiç bir zaman din ile meşgul olmayacağım. Bizim Falun Dafa'mız kesinlikle bir din değildir. Aynı zamanda sizlere şunu da söyleyeyim ki, Fa'nın toplumda yayılmasına mutabık olarak, bu kozmosun belirli seviyelerinde "karşılıklı-üretim ve karşılıklı-engelleme" olarak isimlendirilen bir prensip vardır. Yani, ben burada doğru bir Fa öğretirken, tam tersi olarak şeytani öğretilerde belirecektir. Buna karşılıklı-üretim, karşılıklı-engelleme ilkesi neden olur. Bakılan şeyler, kişinin hangi uygulamayı benimsediği ve kişinin hangi prensibe aydınlanmayı seçtiğidir. Çünkü insanlar bu seviyeye kendi yaptıkları yanlışlar yüzünden düştüler, bu suretle de kendileri için kaybolmuşluk engelini yarattılar. Bu labirentin içerisinde, doğru ve erdemli bir xiulian uygulamasının hala farkına varıp varamayacağınız ve neyin peşinde olduğunuz, kritik bir hale gelir. İşin aslı, sizin için burada oturabilmek ve Fa'yı edinebilmek kolay olmadı. Çeşitli bilinçlerinizden hangisinin çok sayıda zorluğun üstesinden gelmenizi sağladığı ve böylece de bu Fa'yı elde edebildiğiniz konusunda hiç bir fikriniz yok -bu ister bilerek yapılmış olsun, ister bilmeyerek.
Aynı zamanda yayılmakta olan birtakım mezhepler de var. Hepsi, dünyanın sonu ile ilgili şeyler öğretiyor -hepsi bu şeyler hakkında konuşuyor. Elbette, büyük felaketlerin var olduğunu söylemiştim. Budizm'de onlara inanır ayrıca Hıristiyanlık, Katoliklik ve Taoizm'de aynı bakış açısını paylaşır. Bu kozmosun evriminin bir kanunudur, fakat kesinlikle mezheplerin anlattığı gibi değildir. Dahası, ben aynı zamanda gözlemledim ki, böyle bir olay gerçekten de zaman içerisindeki belirli bir dönemde olabiliyor; fakat bu durum çözülemez bir durum değildir. Burada ciddi bir şekilde herkese şunu açıklayabilirim ki, yeryüzünde 1999 yılında gerçekleşecek olan felaketler ile ilgili, evrenin korkunç sonu ile ilgili savlar ve bu gibi şeyler artık kesinlikle var olmamaktadır (gerçekleşmeyecektir). Neden büyük felaketler olacaktı? Size bir prensibi açıklayayım. Düşünün ki, insan ırkının sahip olduğu ahlak çöktükçe, bütün maddeler çürümektedir. Yani bir başka deyişle, lekeleyen, bozan bir hale gelmektedir. Yaşadığımız şu anki dönem içerisinde, insan ırkının sahip olduğu kültür bir karmaşa içerisindedir -onlar, her türlü pis ve karmaşık birleşimlerdir ve insan ırkı giderek daha da iç içe girmiş bir hale geliyor. Bunlar gerçekten de insan ırkını çok tehlikeli bir noktaya doğru sürüklüyor -buna şüphe yok. Daha önce de söylediğim gibi, büyük felaketler meydana gelmektedir çünkü insan ırkı baştan çıkmıştır.
Peki, o halde neden bu sözüm ona büyük felaketler var olmamaktadır? Şu anda Çin'de, bizim Fa'mızı çalışan 100 milyon insan var demiştim. Aynı zamanda da dünyanın her yerinde bu Dafa'yı çalışan çok sayıda öğrencimiz var. Sayı oldukça büyüdü. Eğer onların hepsi daha iyi kalpli insanlar haline gelmeye çalışıyorsa ve iyi insanlar olarak hareket edip, davranıyorlarsa, eğer evren veya dünya yok edilirse bütün bu iyi insanlara ne olacak? Yok ediş, sadece gezegen artık daha fazla iyi bir durumda olmadığında yapılır. Etrafta bu kadar fazla sayıda insan varken, dünya nasıl yok edilebilir? Yani bir başka şekilde söylemek gerekirse, bu gibi bir tehlike artık var olmamaktadır. (Alkış) Sizlere bunu söyledim çünkü burada oturan herkes Fa'yı çalışmak için geldi. Bu konuya değinmiş olduğumdan dolayı, bu şeytani şeyleri ve kaotik görüşleri daha fazla dağıtmak için sizlere bunu daha detaylı bir biçimde açıklayacağım.
Hepiniz biliyorsunuz ki, ben Fa'yı öğretiyor ve insanlara kurtuluş sunuyorum. Hepiniz bundan kişisel olarak fayda sağlamış olduğunuz için, burada bulunan herkes buna inanıyor. Sizler bunu gerçekten Fa'dan ve onun prensiplerinden başlayarak öğrendiniz. Fakat bununla birlikte, sizlere söyleyebilirim ki, ben burada sadece insanlara kurtuluş sunmak için bulunmuyorum; benim yapmakta olduğum şey, insanlara kurtuluş sunmayı da içeren bir şeydir. Hakkında konuştuğum konseptler çok yüksek bir seviyeden olduğu için, aranızda bulunan bazı yeni başlayanlar bunları kabul edilmesi zor bulabilir. Daha önce kozmosun tamamının, kozmosun asıl doğasından sapması ve saf olmayan bir hale gelmesi hakkında konuşmuştum (kozmosun doğasına ilişkin olarak, bunu Zhuan Falun'da net bir biçimde açıkladım -Zhen-Shan-Ren kozmosun öz, temel doğasıdır.) Kozmosta bulunan tüm varlıklar, tüm madde ve tüm canlılar saf olmayan bir hale geldiğinde, bu durum, kozmosun temel doğasından sapmadır; o, Fa'dan sapmaktadır. Kozmosun Fa'sı farklı seviyelerdeki canlılar için yaşam ortamları yaratmıştır. Uzun bir zamanın geçmesiyle canlılar ve maddeler saf olmayan bir hale geldiğinde, Fa'nın o seviyedeki gereksinimlerini artık daha fazla karşılayamazlar. Canlıların düşebilmesinin sebebi budur -artık daha fazla uyum gösteremediklerinde düşerler. Daha da kötü bir hale geldiklerinde daha da aşağı düşerler, ta ki insan ırkının bulunduğu seviyeye ulaşana kadar. Fakat bu daha son durak değildir.
Bu senaryoda, bu tür bir problem geniş bir alanda bulunan maddeler için gerçekleştiğinde karşı karşıya olunan tehlike çok daha ciddi bir hal alır ve fark edilmesi de zorlaşır. Eğer size Fa'yı öğretmemiş olsaydım ve sizler Fa'yı öğrenmeye gelmemiş olsaydınız, hiç kimse insan ırkının şu anki yozlaşma derecesini fark edemeyecekti. Fa'yı çalıştığınız için ve anladığınız için, geriye dönüp insan toplumuna baktığınızda, insan ırkının ne kadar kötü bir hale gelmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu yüzden, her ne kadar ben bugün sizlere kozmosun Fa'sını öğretiyor olsam da, geçmişte Tanrılar bile Fa'yı bilmiyordu. Hiç bir canlının kozmosta bir Fa olduğunu bilmesine izin verilmedi. Sadece kozmosun her bir seviyedeki canlı varlıkların var oluş yolları için farklı gereksinimleri ve talepleri olduğunu biliyorlardı -belirli ve özel hiçbir şey bilmiyorlardı. Bu yüzden, kozmosun Fa'sından yavaşça sapmaları sürecinde, kozmosta çok uzun bir zaman geçmiş olsa da, bu geçiş dönemini hissedemediler. Ben bu büyüklükte bir sorumluluk almış durumdayım. Bunu neden yapıyorum? Bunu ardında nedenler vardır. Tabi ki, şu anda onları açıklayamam.
Yani söylediğim şu ki, üstlenmiş olduğum bu sorumluluk sadece insanlara kurtuluş sunmak değildir. Ben aynı zamanda tüm sapmış yaşamları ve maddeleri rektife etmek istiyorum. (Alkış) Aksi takdirde, sizlerin ne kadar yüksek seviyelere doğru yükselmenizi sağlasam da, tehlike orada da olacak ve yaşamak için güvenli bir yer bulamayacaksınız.. O yüzden bütün bunlar yapılmak zorunda. Böyle bir şey yapmanın ne kadar zor olduğunu bilemezsiniz. Sizlere bunu her ne kadar açıklamış olsam da, siz yine de öteki tarafta neler yapmış olduğumu göremezsiniz. Taşımakta olduğum görüntü sadece, burada tam ve eksiksiz bir insan figürü ile oturup sizlerle konuşan bir insan, Li Hongzhi, görüntüsüdür. Bu yüzden beni sadece tıpkı kendiniz gibi bir insan olarak görmelisiniz. Konuşup ele almış olduğum şey, uyarıcı bir konuşma değildir -ben sadece Fa'yı öğretiyorum ve sizlere kozmosun prensiplerini anlatıyorum. İnanıp inanmamak ve uygulama yapıp yapamamak tamamen size, sizin kendinize bağlıdır.
Buraya kadar konuşmuşken, bu fırsatı aynı zamanda size şunu söylemek için de kullanmak istiyorum; bu kozmos aslında rektife edildi, sadece bu en dış katmanda bulunan insan ırkı ve maddeler hala tamamlanmamış durumda; fakat tamamlanması ilerliyor. Benim gong'um, bu katmandaki maddelerin dağılmasını, patlamasını ve diğer şeylerin olmasını tamamen engelleyebilmektedir - onu tamamen dizginleyip, zapt edebilmektedir. (Alkış) Bu yüzden, tarihte yapılmış kehanetler, artık kesinlikle var olmamaktadır. Elbette, daha önce de bahsetmiştim, bu sorumluluğu yerine getirmem için, elde tutulması gereken her şeyi rektife etmek zorundayım. Daha önce çürük elma örneğini vermiştim. Eğer elma zaten çürümüşse, onu saklamak kötü bir şey olabilirdi. Çok yüksek seviyelerdeki varlıkların gözünde, insan ırkı bir çöp gibi değersizdir. Onlar insanları kendi türlerinden kabul etmezler: Şöyle diyorlar: "Onları bağışlamak mı istiyorsun? Peki neden? Eğer onları tutmaya devam edeceksen, onları rektife etmek zorundasın. Bu sadece insan ırkına uygulanmıyor - dünya üzerinde bulunan tüm maddeler, bitkiler, hayvanlar ve sayısız şeyler de buna dâhildir.
Benim bugün yapmakta olduğum şey, insan ırkını ve dünyanın tamamında bulunan maddeleri rektife etmek amacı içindir -ben, bütün bunları yapabilirim. Öteki organizmaların, bitkilerin ve hayvanların Fa'yı anlaması gerekli olmadığı için, onları direkt olarak dönüştürebilirim- onları direkt olarak yeniden yaratabilir veya asimile edebilirim. Bununla birlikte, sadece insanlar hakkında konuşalım. Dünya üzerinde bulunan her insanı rektife etmek imkânsızdır. Peki, bunun sebebi nedir? Bunun sebebi şudur, bazı insanlar Fa'yı öğrenmelerine izin verilemeyecek kadar kötüleşti. Hatta Fa'yı bilseler bile, öğrenmelerine izin verilmeyecek çünkü bunu artık hak etmiyorlar. Bu durumda olan hatırı sayılır miktarda insan var; oldukça fazla sayıda. Peki, ne yapılabilir? Ben hiçbir zaman insanoğluna veya yeryüzüne felaketler olacağını söylemedim. Fakat sizlere söyleyebilirim ki, günümüz toplumunda meydana gelen tedavisi mümkün olmayan çok sayıda hastalığın ve her türlü doğal felaketlerin olması tesadüfî değildir. Modern bilim, tüm maddelerin yaşayan canlılar olduğunun ve tamamının canlı bir yanı olduğunun farkına varamıyor; sadece yüzeysel bir seviyedeki fiziksel olguları açıklıyor ve maddelerin yaşayan, canlı doğasını ortaya çıkaramıyor. Bu yüzden, insan ırkının geniş çapta bir yok oluş yaşayacağı kaçınılmazdır. Yeterince iyi olmayanlar elbette ki ayıklanacak. Tıpkı insan vücudunun metabolizmaya ihtiyaç duyduğu gibi: Uygun olmayan kısımlar yok edilir. Böyle bir şey meydana gelecek.
Aslında, bu tip bir şey, her tarihi dönem içerisinde gerçekleşti. Birkaç bin sene boyunca hep bunun gibiydi. İnsanoğlu bayat olanları yok ediyor ve taze olanları ediniyor; vücutları kendilerini metabolize ediyor. Bu yeryüzü için de geçerlidir ve insan toplumu için de; doğumlar ve ölümler vardır. Fakat benim söylediğim şu ki, daha tahrip edici ve daha büyük çapta böyle bir olay gerçekleşecek. Gerçekten çok fazla karmaya sahip olan insanlar sürekli olarak bu şekilde var olmaya devam edemezler. Peki, dünya nasıl korunabilir? Tıpkı xiulian uygulamanız gibi, vücutlarınız değiştirilirken yeni yeryüzü de yapılıyor. Bazı kişiler, acaba yeni yeryüzü yapılır yapılmaz biz bir şeye binerek oraya nakil edilecek miyiz diye merak ediyor. Bu insani düşünüş biçimidir ve insan kavramıdır.
Daha önce de söylediğim gibi, kozmosta bulunan bütün maddeler, mikroskobik maddelerin ve parçacıkların daha büyük parçacıkları oluşturup ta ki en sonunda insan hücreleri seviyesine kadar ulaşan, ardışık düzen ile oluşturulmuştur -insanlar tarafından moleküllerin büyüklüğündeki parçacıklar gözlemlenebiliyor. Yani, moleküllerden daha aşağı seviyede bulunan tüm maddeler yenilendi ve geriye sadece moleküllerin bu yüzey seviyesi kaldı; ya da daha dışsal seviyeleri kaldı. Yani bir başka deyişle dünya - moleküllerin yüzey tabakasının altındaki mikroskobik parçacıklar tarafından biçimlendirilerek - zaten yeni olan dünyadır. Yüzey-seviyesi boyutundaki bu maddeler, yeni dünyada kalmaya devam edecek olan iyi insanlara izin verecek. Bir gün farkında olmadan dünyanın ansızın değiştiğini görecekler veya bir sabah kalkabilir ve dünyadaki her şeyin yenilenmiş olduğunu keşfedebilirler. Bunun dışında, insanlar başka bir şey hissetmeyebilirler. İnsanlar değişimi hissedebilecekler, fakat herhangi bir şok dalgası olmayacak.
Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi, maddenin yüzey maddesinin altında bulunan her bir seviye mikroskobik parçacıklardan meydana gelmiştir. Ve mikroskobik madde parçalanıp yok olduğunda, yüzeydeki madde de parçalanıp yok olur ve gözden kaybolur; parçalanıp yok olması farkına varılamaz ve görülemez bir biçimde gerçekleşir; tıpkı sis ve duman gibi - o anda insanlar hala olduğu yerde durmasına rağmen çoktan yeni yeryüzünde durmaya başlamışlar. Benim bu şeyleri size anlatmamın nedeni, bir yandan da, bu sözüm ona büyük felaketlerin var olmadığı hakkında herkesi bilgilendirmek, bir diğer yandan da iyi bir insan olmamanın tehlikeli olduğunu söylemek içindir. Bu konu insan ırkımızı doğrudan ilgilendirdiği kadar, bizim uygulamamızı da ilgilendirmektedir.
Bunun dışında, bu fırsatı bir de sizlere şunu söylemek için kullanacağım: Hiç kimse sözlerimde yenilik aramamalıdır, onların içeriğinden alıntı yapmamalıdır veya fanatiklik takıntısı ile veya diğer çeşitli takıntılar ile onları pervasızca ortalıkta yaymamalıdır. Sizler, uygulayıcılar olarak, ne yapmanız gerektiğini bilmek zorundasınız. Hala hissediyorum ki bazı insanlar birtakım şeyleri kendisinde saklayamıyor. Bunu size daha detaylı açıklayayım. İnsanlar neden, şu anda oldukları şeydir? Neden onların çok yetersiz oldukları söyleniyor? Birincisi, onlar çok az bir bilgeliğe sahiptir. Buna ek olarak, her şeyi ellerini ve ayaklarını kullanarak başarmak zorundalar -fiziksel çaba ve çok çalışma yoluyla. Tam tersine, bir Tanrı, işlerini yaparken ellerini veya ayaklarını hareket ettirme ihtiyacı duymaz O tanrı, onu zihni ile yapabilir -her ne düşünürse o gerçekleşir. Çünkü bir tanrının gong'u çok aşırı derecede mikroskobik parçacıklardan, çok mikroskobik olan parçacıklara doğru bir silsile, bir sıra düzeni ile devam eden parçacıkların içinde var olmaktadır ve o parçacıkların her biri o tanrının görüntüsünü taşır. Sahip olduğu gong, her büyüklükteki parçaya sahiptir. O Tanrı her ne zaman bir nesne oluşturmak isterse, onu en mikroskobik seviyeden tüm seviyelere doğru olduğu kadar, yüzey seviyeye kadar da eş zamanlı bir biçimde, aynı anda yaratır. O Tanrı düşündükçe, onun gong'u nesneyi oluşturur, onu yoktan var eder ve bunu çok çok hızlı bir zaman-alanında yapar. Bir Buda'nın böylesi yüce yeteneklere sahip olmasının ve bir Tanrının çok güçlü olmasının sebebi budur.
Öte yandan insanoğlu en yetersiz olandır. Herhangi bir şeyi başarmak için fiziksel vücudunu kullanmak zorundadır. Bir bina inşa etmek için, bir sürü insanın yukarı çıkıp inmesi gerekir, aynen orada burada bir ileri bir geri çalışma ile meşgul olan yüzlerce molekül gibi. Bu en beceriksiz, en hantal yöntemdir. Dahası, bir Buda bir şeyler yapmak istediğinde -bu insan zamanında bir şeyler yapan insanların aksine- o en hızlı zamanın boyutunda yapılır. Bu yüzden de bu boyutta bir anda tamamlanabilir; insanların sahip olduğu zaman alanında, sadece bir düşünce ile yapılıp bitmiş gibi görünür. Kişinin uygulama seviyesi ne kadar yüksek ise, kişi bir o kadar güçlüdür ve bir o kadar zaman alanını yönetebilir.
Şimdi soruları cevaplandıracağım.
|