Bir uygulayıcının "Shifu'yu Çin'de Binlerce Kilometre Takip Etmek" adlı yazısını okumak beni çok derinden etkiledi. Bana Shifu'yu, Sichuan Eyaleti Chengdu Şehri'ne kadar takip etme ve Shifu'nun konferanslarına birçok defalar bizzat katılma deneyimimi hatırlattı. Makaleyi yazan uygulayıcıyla benzer deneyimlerim oldu ve Dafa'nın dünyada açıklandığı on yıl boyunca her çeşit zorluğa tanık oldum.
Ben iyi eğitim almış biri değilim, ancak ilk başlarda, Fa'yı açıklamanın Shifu için ne kadar da zor olduğuna tanıklık edecek kadar eşsiz bir pozisyondaydım. Uygulayıcı arkadaşlarımla paylaşmak için elimden gelenin en iyisini denemek istiyorum. Bunu, yalanları günışığına çıkarmak ve Fa'yı onaylamak için yapmak istiyorum. Bu, aynı zamanda, uygulamamdaki gelişimimi engelleyen eski fikir ve düşüncelerin üstesinden gelmem açısından, benim için bir süreç.
(1)
Ben, şeytanın işkencesi yüzünden evimi terk edip şehir şehir dolaşmak zorunda kaldım. Yılbaşı arifesinden çok kısa bir süre önce, yaşamak için bir yer bile bulamamıştım. Evrenin Dafa'sına zulmedildiğini, Shifu'nun karalandığını, Çinli insanların zihinlerinin zehirlendiğini ve evlerini terk etmeye zorlanan uygulayıcıların kalacak bir yer bile bulamadıklarını düşünüyordum! Kendimi çok üzgün hissediyor ve Shifu'yu çok özlüyordum. Shifu'nun yürüdüğü caddelere gittim ve Ditan Parkı'ndaki Fangze Bahçesi'ne geldim. Orada uzunca bir süre bir kayanın üzerinde oturarak, 1996 yılının Aralık ayında orada düzenlenen Fa konferansından sahneleri anımsadım. Daha dün gibi hatırlıyordum. Sabah vakti Fa konferansı yapmış, öğleden sonra da, grup olarak düşüncelerimizi paylaşmıştık. Grup egzersizinin ardından 2 ana salonda hep birlikte akşam yemeği yemiştik. Shifu bize katılmak için gelmişti. Shifu'yu görünce herkes ayağa kalkmıştı, kimileri alkışlıyor, kimileri ise heshi (selamlama) yapıyordu. Hepimiz Shifu'ya olan saygımızı gösteriyorduk. Shifu gülümsüyor ve etrafta yürüyordu. Shifu durmadı, sadece bize el salladı ve: "Herkes otursun. Yemeğinize devam edin. Afiyet olsun. Az sonra sizi görmeye geleceğim." demişti. Daha sonra, Shifu'nun, Birleşik Devletlerden henüz yeni gelmiş olduğunu ve daha uçaktan iner inmez toplantı salonuna gelmek için acele ettiğini ve daha akşam yemeği bile yemediğini öğrenmiştim. Akşam yemeğinden sonra, Shifu geldi ve kırk dakikalık bir konferans verdi. Shifu'nun sesini ve gülümsemesini hatırlayınca, kendimi şanslı hissettim ve gözyaşlarıma engel olamadım. Bir anda, artık acı çekmediğimi hissettim. Shifu'nun tüm enerjisini insanları kurtarmak için ortaya koyduğunu düşününce, elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerektiğini düşündüm, ki sadece o zaman davranışlarımız Shifu'ya ve Dafa'ya layık olabilecekti.
(2)
2001 yılının yaz ayında, birisi beni ele verdi. 7 veya 8 sekiz polis ile birlikte, 610 ofisinden birkaç memur, beni tutuklamak için 2 ekip arabası ile gelmişti. Fakat ben evde olmadığım için, beni bulamamışlardı.
Gelen polisler, uygulayıcı olmayan aile üyelerim üzerinde, olabilecek en baskıcı ve aldatıcı yöntemleri kullanmışlardı. Ailem aldatılmış ve onlarla iş birliği yapmaya başlamıştı. O sıralar, benim kendi alanım içerisinde bir sorun olduğunu henüz fark edememiştim. Aile üyelerim bulunduğum yere geldiler ve bir beyin yıkama seansına katılmam için beni zorlamaya, ikna etmeye çalıştılar. Onlara sertçe "Fa benim yüreğime derinden kök saldı. Ben bu yolda yürümeye kararlıyım. Kimse aklımı çelmeye kalkışmasın" dedim. O gece, doğru düşünceler yollayarak, onların ardındaki şeytani faktörleri temizlemeyi ve polisi arama düşüncelerinden kurtulmalarını sağlamayı sürdürdüm. Evde bir kaç saat uyumama müsade ettiler. Sabah ise, gitmeme izin vereceklerdi. Kendi aralarında sessizce konuşurlarken, sabah gelip beni alması için ekip arabasını arayacaklarını söylediklerini duydum. Gece saat 2 gibi kendi kendime: "Şeytanı hiçbir şekilde takip etmemeliyim. Attığım her adımı düzgün bir şekilde atmak zorundayım. Ben Dafa'nın bir parçacığıyım." şeklinde düşündüm. Ardından da, diğer boyutlarda bulunan ve onların düşüncelerini kontrol eden şeytani faktörleri, Doğru Düşünceler yollayarak temizlemeye devam ettim. Ayrıca kapının kilitli olmamasını da dilemiştim (çünkü kapı her gün geceyarısı kapatılır ve sabah 6'da tekrar açılırdı).
Duygularıma yenik düşmemeli ve şafaktan önce oradan ayrılmalıydım. Kilit hafif bir çevirmeyle açıldı ve o blokaj, güçlü doğru düşüncelerimle kırılmıştı. O gün hava yağmurluydu. Günün geri kalanında sadece yürüdüm. Saat gecenin 10'u olmuştu fakat kalacak bir yer dahi bulamamıştım. Üst-geçitte bekliyordum. Yorgundum, susamıştım, açtım ve üşüyordum. Eski egzersiz alanımız, bu üst geçidin hemen altındaydı. O an eski günler ve yaşadıklarımız birer birer gözümün önünden geçiyordu. Shifu'yu o ilk zamanlardaki konferanslar esnasında görmüştüm ve Shifu egzersizleri bana şahsen kendisi göstermişti. Dafa muhteşemdir. Shifu muhteşemdir. Çok kısa bir zaman içerisinde, egzersiz alanımızın sayısı 1 den birkaç düzineye yükselmişti. Fa'ya çalışıyor, birlikte egzersiz yapıyor ve deneyimlerimizi paylaşıyorduk. O kadar saf bir alandı ki. Şimdi ise, zulüm yüzünden, uygulayıcılarla bağlantımı kaybetmiştim. Geçmişi ve o anda üst geçitte bulunduğum anı düşündükçe, göz yaşları dökmüyor olsam bile içimin kan ağladığını hissediyordum. Ben şimdi Fa'yı nasıl onaylatacağım? Bir anda düşüncemin kusurlu olduğunu fark ettim. Zihinimi temizledim. Düşünce durumumu düzelttim ve kendi kendime sakince: "Benim sorumluluğum nedir?" diye sordum. Shifu'nun 1995'te asistanlarla yaptığı toplantı ve verdiği konferansın görüntüsü zihnimde canlandı. Ruh halimi düzelttikten sonra, durumu mantıklı bir biçimde analiz etmeye başladım. Şeytani güçler insani düşüncelerimizden faydalanıyor ve suistimal ediyorlardı. Bir yandan bizi ayırıyor ve bizi yok etmeye çalışıyorlardı. Diğer yandan ise, uygulayıcıların iradelerini zayıflatmak için, şeytanın azgın olduğu aldatmacasını kullanmayı deniyorlardı. İçime baktığımda, bu durumun, Fa'yı tek beden olarak iyi çalışmamamızdan kaynaklanabileceğini hissettim. Hiçbir şey tesadüf değildi. Bunun sorumlusu bendim. Uygulamamı yeterince iyi yapmamıştım.
Shifu bize şunu öğretmişti:
"Bir uygulayıcı grubuna iyi bir şekilde rehberlik etmek sınırsız bir erdem ve fazilet kazandırır. Fakat insanlara iyi bir şekilde rehberlik etmiyorsanız, görevinizi iyi yapmadığınızı söyleyeceğim." (Explaining the Content of Falun Dafa)
Gerçekten de görevimi yerine getirmemiş ve Dafa'yı çokça kayba uğratmıştım. Shifu! Dafa'nın ve Siz'in önünüzde utanç duyuyorum. O anda "kaybetme" duygusunu artık hissetmiyordum. Kendi kendime, Shifu'nun beklentilerine layık olmam gerektiğini söyledim. Fa düzenlemesi için olan her adımımı düzgünce atmalıydım, insanlara karşı ve evrensel Dafa'ya karşı, sorumluluk sahibi olmalıydım. Kendim için bir parola belirledim: "Tek Shifu, tek Fa. Derinden inan, kararlı ol, kendini azimle geliştir ve yolu başından sonuna kadar tamamla." Her zorluğun üstesinden gelmeyi başarabilirdim. Bana işkence eden şeytanları temizlemenin dışında, kendime kalacak bir yer bulamamaktan dolayı endişelenmemem gerektiğini de söyledim. Hiçbir şey beni yok edemezdi. Aynen bir atasözünde söylenenler gibi: "Cennet bir örtüdür, dünya ise bir yatak; çiseleyen yağmur sadece tatlı bir tazeliktir". Kimse benim kadar özgür değildi. Sonra o gece mucizevi bir biçimde dinlenmek için geçici bir yer buldum. Ertesi gün kalacak bir başka yer daha buldum ve Fa düzenlemesi'ndeki yeni yolculuğuma başladım.
Çince metin: http://minghui.ca/mh/articles/2003/2/11/44393.html
İngilizce metin: http://www.clearwisdom.net/emh/articles/2003/2/18/32266.html