(3)
2001'in ikinci yarısını hatırlıyorum da, uygulayıcılar birbirlerini bulmak konusunda büyük zorluklar yaşıyorlardı. Bu zulüm yüzünden elimizde yalnızca çok az bir miktar gerçeği açıklama materyalleri bulunuyordu. Uygulayıcılar Shifu'nun yeni yayınlanan makalelerini okuyamıyorlar ve geniş çaplı deneyim paylaşım konferansları düzenleyemiyorlardı. Tüm bu baskılar altında, her bir Dafa uygulayıcısının yaşamları kurtarma konusundaki sorumluluğunu açıkça anladım. Beklemedim ya da herhangi bir kişinin yardımına bel bağlamadım. Eskiden bildiğim deneyimli uygulayıcılarla yeniden bağlantı kurmak için olası tüm yolları kullanmaya ve yaşadığım yerde yeniden bir uygulayıcı grubu oluşturmaya başladım. Şeytanın propogandasıyla kandırılmış olan uygulayıcı arkadaşlarımın hiçbirinden umudumu kesmedim ve onlara sürekli cesaret verdim. Shifu hiçbir gerçek uygulayıcıyı arkada bırakmayacaktı ve bu, bana 1994 yılının başında yaşanan bir olayı hatırlattı.
Deneyimli bir uygulayıcı bana, Çin'deki konferans serilerinin ilk günlerinde, her öğrencinin, sağlık durumu ile ilgili bir form doldurduğunu ve Shifu'nun da onları tek tek okuduğunu anlattı. O zamanlar uygulayıcıların sayısı olağanüstü bir biçimde artıyordu. Çin'in dört bir yanından geliyorlardı. Kimi zamanlar, Shifu'ya konferansta yardım eden asistanlar, sabahın erken saatlerinde kalktıklarında bile, Shifu'yu hala o formları tek tek okurken görüyorlarmış. Shifu, her konferansın ardından, her öğrenciden deneyimlerini yazmalarını istiyor, böylece de onları okuyabiliyordu. Çok fazla sayıda öğrenci vardı. Bütün gün boyunca, Shifu'nun ne kadar sayıda kağıt okuduğunu kim hayal edebilirdi ki?
Seminerlerin yapılmasında Shifu'ya yardım eden öğrencilerden bazıları: "Shifu'nun ne zaman uyuduğunu gerçekten bilmiyorum. Shifu şafak vakti bile, deneyim kağıtlarını okumakla meşgul oluyor" diyordu. O zamanlar, Shifu'yu ne zaman görsem, öğrenci deneyim paylaşım kağıtları hep yanındaydı ve Shifu nereye giderse gitsin, boş zamanlarında onları okuyordu. Shifu, hakikaten her bir öğrencisinin ve de tüm öğrencilerinin sorumluluğunu taşıyordu! Bazen, bazı öğrencilerin yazılarının karmakarışık olduğunu ve okunmasının çok güç olduğunu görüyordum ve Shifu'nun onları okumak için uğraşmasına, gerçekten de üzülüyordum. Bırakın Shifu'ya verilecek kağıtları, günlük hayatımızda öğretmenlerimize veya birtakım denetçilere verilecek raporların bile temiz ve düzenli olması gerekmektedir.
Bugün bile birçok uygulayıcı, Shifu'nun o günlerde tüm öğrencileri ile tek tek ilgilenmesinin, Shifu açısından ne kadar zor olduğunun hala farkında olmayabilir. Ancak buna karşın, Shifu tek bir öğrencisinden bile umudunu kesmemiştir. Bizim Shifu'muz önceden belirlenmiş ilişkilerden tek birini bile bırakmadı ve bu da O'nun ne kadar muhteşem, ne kadar iyi ve ne kadar merhametli olduğunun bir göstergesidir. Tüm bunlar Shifu'nun "Son Takıntılarınızı Yok Edin" (Daha ileri Yükselmeler için Esaslar2) makalesinde söylediği: "Gerçek şudur ki, ben sizlere, sizin kendinize verdiğiniz değerden daha fazla değer veriyorum" cümlesi gibiydi. Shifu gerçekten de öğrencileri için ve de yaşamlar için, çok büyük şeylere (en büyük kısmına) katlandı!
Bu ışık altında, Fa düzeltmesi döneminde, uygulayıcıların birbirlerine yardım etmesinin ve birbirlerini cesaretlendirmesinin, herkesin görevi ve sorumluluğu olduğunun farkına vardım. Uygulayıcıların, şeytanın propogandasıyla kandırılmış olan uygulayıcılardan asla umudunu kesmemesi gibi bir sorumluluk taşıdığının farkına vardım. Bunu anladıktan sonra, daha fazla uygulayıcıyla bağlantı kurmaya başladım ve bir grup olarak, hep birlikte, Dafa'ya ve Dafa uygulayıcılarına işkence eden ve onları yanlış yollara sürükleyen şeytani varlıkları yok etmek için Doğru Düşünceler yollamaya başladık. Önceden Dafa uygulayan, ancak sonradan bırakan tüm uygulayıcılar için Doğru Düşünceler yolluyordum. Onlara bu gibi bir fırsatın çok zor geldiğini ve Fa düzenlemesi döneminde arkada kalmamaları gerektiğini anlatıyordum.
(4)
Zulmün ilk dönemlerinde, Dafa'yı onaylatmak ve şeytanı ifşa etmek için ileri doğru gereken adımı atmadım. O dönemde, ne yapacağımı bilmiyordum ve doğru yolda olduğumu düşünerek, tüm gün boyunca evde kalıp Fa'ya çalışıyordum. Fakat 2000 yılının başlarında, Shifu "Bilen Kalp" isimli makalesini yayımladığında, sorumluluğumun ne olduğunu anladım ve Dafa'yı onaylatmak ve de şeytanı yok etmek için ileri doğru gereken adımı attım. Shifu "Mantıklılık" adlı yazısında (İleri Doğru Yükselmeler II): "Onların kötülüğünü, dünya insanlarının bilmesini sağlamalısınız -bu da insanları kurtarmaktır, ayrıca" diyordu. İleri doğru adım atmaya karar verdiğimde, hiçbir gerçeği açıklama materyali bulamadım. Gerçeği açıklamama yardım edecek tek bir materyal bulabilirsem, ardından ne yapacağımı bileceğimi düşündüm. O yüzden, beklememeye karar verdim ve hızla kendim materyaller hazırlamaya başladım. Dafa'yı onaylatmak için adım atmamın ardından, Fa'ya çalışmaya devam ettim ve Shifu'nun ileri adım atma anlamında gerekenler konusunda ne kadar da net olduğunu hissettim. Peki neden bunu daha önceden fark edememiştim? Biraz içime bakınca bunun sebebini buldum: bencillik ve korku takıntım, ve bana daima kendimin haklı olduğunu düşündüren inatçı mantalitem sorumsuz bir tutum ve doğru olmayan (erdemli olmayan) bir kalp ile birleşmişti. 2000 yılı civarında, Ulusal Gün'e yakın bir tarihte artık daha fazla bekleyemedim ve diğer uygulayıcılarla birlikte, Tiananmen Meydanı'nda, üzerinde "Fa Evreni Düzenliyor" yazılı bir pankart açtım.
O gün Tiananmen Meydanı'nda neler olduğunu, daha dünmüş gibi haıtrlıyorum. Meydanın ortasında, benim de aralarında olduğum 100 kadar uygulayıcı vardı. Ajanlar, üniformalı polisler ve polis arabaları her yerde Falun Dafa uygulayıcılarını arayorlardı. Üzerinde "Fa Evreni Düzenliyor." yazılı pankartı kaldırırken, düşüncelerim gerçekten de çok doğruydu ve kalbimde hiçbir korku yoktu. Polis ve ekip arabaları beni tutuklamak için geldiğinde onlara: "Siz ne yapıyorsunuz?" dedim. Ben daha bunu söyler söylemez, adeta bir elektrik şoku yemiş gibi oldular ve ellerini hemen üzerimden çektiler. Hepsi bir anda geri çekildiler. Shifu'nun Zhuan Falun'da söylediği: "Tek bir doğru düşünce, yüz şeytanı bastırır" sözünün olağanüstü ve ihtişamlı gücünü deneyimledim. Aynı gün güvenli bir şekilde eve döndüm ve Fa'yı onaylatmak adına daha fazla gerçeği açıklama materyali dağıtmak için hemen dışarı çıktım ve Fa düzenlemesindeki yeni yolumda yürümeye başladım.
Çince metin: http://www.minghui.cc/mh/articles/2003/2/12/44436.html
İngilizce metin: http://www.clearwisdom.net/emh/articles/2003/2/25/32540.html